1. YAZARLAR

  2. İlyas Tuncer

  3. 19 Mayıs Ruhu
İlyas Tuncer

İlyas Tuncer

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

19 Mayıs Ruhu

A+A-

Bir asır kadar öncesiydi, hasta bir adam vardı! Kendini bile muhafaza edemez, öz kardeşlerine yardıma dahi koşamaz bir hale gelmiş bir devlet. Bir bir topraklarını kaybetmeye mahkum bırakılmış, sınırını muhafaza etmesi gerekirken içeride isyanlarla, faydasız siyasi görüşlerin esareti altında ezilmiş bir hükümet vardı. İhanet ve gaflet denizinde boğulmak üzere olan bir millet. Dünya harbinden mağlup ayrılmış, yalnızca iç güvenliğini sağlaması  için birkaç er bırakılmış bir ordu. Kırmızı eti değil kuru ekmeği bulduklarında lükse erdiklerini düşünen bir millet...

Elbette her derdin bir dermanı olacaktı, akan gözyaşının bir bedeli ödetilecek, her şehidin hesabı sorulacaktı. Çünkü bu millet, esaret denilen zulmü rüyalarında gördüklerinde kendilerinin lanetlenmiş olabileceğini bile düşünecek kadar özgürlüğe alışmıştı. Çin esarete zorlamıştı kırk kişiyle saraylarını başlarına yıkmışlardı. Köle olarak Mısır’a gidenleri bile Mısır’a hükümdar oldular yıllarca. Küçücük bir vadiye sıkışıp kalan millet yine özgürlüğüne koşmuştu. Birkaç çapulcuya mahkum kalmaya, damarlarında akan kan müsaade eder mi hiç.

Ve bir söz duyuldu yedi tepeyi yıkarcasına söylenen, geldikleri gibi giderler. Bir ateş yakılmalıydı, bir Kür-Şad çıkıp dara düşmüş budunu kurtarmalıydı. Tüm Anadolu bu ihtilalin ateşini bekliyordu. Ve bir sabah Anadolu kaldırdı başını dikti gözlerini Samsun ufkuna, denizin üstünden doğan güneş ile başladı hürriyet kavgası. O güneş karış karış işledi tüm Anadolu’yu, medeniyet üstüne çıkardı kutlu milleti. Bu milletin istikbalini yine bu millete emanet etti. Geleceğin kurucu ve koruyucuları Türk gençliğine şu sözlerle vatanı emanet etti: “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözlerini ezberlemek değil, okuyup anlayıp idrak etmek ve gereğini her daim yerine getirmektir elzem olan. İşte o zaman onun emanetine sahip çıkmış, Türk gençliği olarak yüzünü kara çıkarmamış olacağız...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.