1. YAZARLAR

  2. Samet AKTAŞ

  3. 90'lı yıllarda çocuk olmak
Samet AKTAŞ

Samet AKTAŞ

Gazeteci-Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

90'lı yıllarda çocuk olmak

A+A-

Dünya’ya tekrar gelsen ve ne olmak istersen diye sorsalar, düşünmeden çocuk olmak derim. Ben şahsen bazen çocuk olmayı o kadar çok özlüyorum ki, bunun tarifi kelimeler ile anlatılamaz bile…

Çocukken yaramazlık yapmayan yoktur herhalde. Şahsen çocukluğumu çok güzel yaşayan bir insan olarak bende az yaramazlık yapmadım  Bazen dünya telaşına kendimizi o kadar çok kaptırıyoruz ki, insan olduğumuzu bile unutuyoruz. Bence insan geçmişini nerden nereye nasıl geldiğini asla unutmamalı. Hele hele çocukluğunu…
Çocuk olmak masumiyettir mutluluktur, hayal dünyasıdır. O hayal dünyasında o kadar güzel hayatlar var ki, kimin ne masal düşündüğü asla bilemeyiz.

*****
90’lı yıllarda çocuk olmak bir başkaydı… Erkeklerin top, kızların evcilik oyun maceraları hiç bitmezdi. Bindiğimiz küçük bisikletlerin cantlarını rengârenk, paletlerle süslerdik. Atarilerde Süper Mario’da prensesi kurtarmak için verdiğimiz o mücadele, azim ve kararlığımızın sanki bir göstergesiydi.
*****
Dijitaller çıkmadan önce, içini pozla doldurduğumuz o eski fotoğraf makinası ile çekindiğimiz fotolar, hatıralar hala gözlerimizin önünde. Kopya kağıdı ile resim çizerdik. Özellikle doğa manzaralarını az çizmedik. Küçükken resim mantığımız da 2 dağın ortasında bir yol vardı ve sağı, solu evler ve ağaçlarla süslerdik. Rengarenk boyardık…
*****
Ramazan ve Kurban Bayramları’nda mantarlı tabancalarımız, elimizden hiç eksilmezdi. Gazetelerin verdiği maketlerden ev, araba yapardık. Hele hele bakkallardan aldığımız cipslerin, cinoların, ardı hiç kesilmezdi.
*****
Atari alamayanlarımız tetris oynardı. Sabahları erkenden kalkıp, Pokemon, Tsubasa, Bugs Bunny, Daffy Duck, Road Runner izlenirdi. Yaz aylarında börtü böceklerden korunmak için belediyelerin mahallelere gönderdiği sinek ilacı araçlarının peşinden az koşmadık.
*****
Sobada yediğimiz patateslerin, kestanelerin tadı hala damaklarımızda. TRT’de büyük usta sanatkâr rahmetli ağabeyimiz Barış Manço’nun belgeselleri hiç bitmezdi. İş eğitimi derslerinde kalıba alçı döker, Temel Reis, Red Kit gibi eserler yapardık. En sevdiğimiz dizi belki de Ruhsar ve Bizimkilerdi…
*****
Matematik derslerinde sayıları daha iyi kavramak için aldığımız renkli fasulyelerimiz, çubuklarımız vardı. Sayı boncuklarımız vardı. Tabi şimdi her çocukta İPAD olduğu için bunların papucu dama atıldı. Akşamları ise lazer anahtarlığımız ile evlere lazer tutardık. Ben yapmadım diyen yalan atar 
*****
Erkeklerin mahalle maçları, futbolcu kartları, bilyeleri, kızların ise ip atmaları, yakar top oynamaları hiç bitmezdi. Domates, ekmek alıp, bahçede yediğimiz zaman piknik yaptığımızı zannederdik.
*****
Çünkü çocuktuk. Neyin ne olduğunu bilmiyorduk. Masumduk. Ama bir gerçek var ki gerçekten çok mutluyduk ve tüm dünyalar bizimdi…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum