1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. ABD’den ABD’ye
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ABD’den ABD’ye

A+A-

Almanya’dan, Portekiz’e geçtik, Şikago’ya uçuş için Lizbon havalimanında bekliyoruz… Yıllarca kilise etkisinde yaşayan Avrupalı halklar, her ne kadar birbirleri ile didişseler de doğudan gelen Müslüman Türk milletini durdurmak için birleştiler, papaların önderliğinde “birlik orduları” kurdular. Bu ordular Türk milletinin ilerleyişini durduramayınca, tek tek ayrıldılar. Birbiri ile didişme devam etse de düşmanlığın yerini rekabet aldı. Rekabet ile her millet ayrı ayrı gelişti. Milleti oluşturan özgür birey bilinci oluştu ve bağımsız millet bilincine erişti… Rekabet işbirliğine dönüştü, milletler üstü birlik kuracak seviyeye ulaşınca tekrar birleşti. Önce Amerika Birleşik Devletleri, (ABD) sonra Avrupa Birleşik Devletleri (ABD)  geldi.

*

Millet bilinci ile hareket ederken önüne çıkan engelleri aşabilen Türkler, İslam dini ile Arap geleneklerini karıştırmaya başlayınca ilerleyemez oldu. Hizmet İslam’a mı yoksa Arap’a mı? Kafalar karıştı. Arap geleneklerinden anlam alan kelimelere Türkçede anlam veremeyince dil bozuldu, iletişim bozuldu… Dil bozulunca adalet bozuldu. Dinimizin kaynağı Kur’an-ı Kerim’deki doğru bilgilere rağmen, yanlış ve eksik anlamalar sonucu yanlış yollara sapıldı. Millet başkaâlimler, yönetici hanedan sınıfı başka konuşmaya başladı… Avrupa’daki değişimin ve gelişimin altında yatan sırrı, millet olma bilincini anlayamadı… Kendi dili yerine biraz Farsça biraz Arapça konuşmaya başladığı için millet ve ümmet kelimeleri arasındaki farkı ve bağı da sorgulayamadı.

*

Milliyetçilik ile millet olarak gelişen ve adını resmen koymasalar da seküler bir ümmetçilik çatısı altında birleşen batı karşısında, Müslüman milletlerin milliyetçilik duygularını körelterek ümmet kurma hayalleri kuran İslamcılar yaya kaldı. Çünkü milliyetçilik ile ırkçılık arasındaki farkı da sorgulayamadı bunlar!.. İyi niyetli olsalar da eksik kaldılar, eksikleri düşman ajanları doldurdu.

*

Bizi bu yanlış ve eksik anlama çukurundan çıkaracak bir kişi ortaya çıktı. Düşman ile savaşı kazandı, halkı esaretten kurtardı, bağımsız bir millet olma bilinci vermeye çalıştı. O kişi Mustafa Kemal Atatürk idi, rahmet ve saygı ile anıyorum. Cephede kazandı ama din diye geleneklere sarılan yanlış anlamaları, alışkanlıkları savunan cehaleti yenemedi. Görevi gelecek nesillere, gençlere devretti… Gençler anlamalı!

*

Gençler anlamadığı şeyi inkar etmek veya anlamadığı kişiyi dışlamak yerine anlayış kapasitesini geliştirmeyi öğrenmeli. Öğrenmeyenler yüzünden, ne batının gelişme sırrını anlayabildik ne de doğunun ilim ve ferasetini kullanabildik. Bilimsiz âlimlerin elinde dün dost dediğimize bugün düşman diyerek savrulup gidiyoruz. Anlamak, işin aslını, astarını anlamak her şeydir. Biz hala görünen ile yetiniyoruz ve başımıza gelen belalarda kusuru kendimizde aramak yerine suçlayacak düşman arıyoruz, içeride ve dışarıda… Rekabetin dönüşümünü bile anlamıyoruz.

*

En azından Mustafa Kemal Atatürk’ü anlayabilseydik; Atatürkçüler ile Atatürk’ü ayırabilirdik, Kemalistler ile Mustafa Kemal’i ayırabilirdik… Kızacak olanlar suiistimalci Atatürkçülere kızsın, Kemalizm’i dejenere edenlere kızsın, sevmeyecek olanlar Atatürk masondu yalanını yayanları sevmesin, laikliği dinsizlik gibi uygulayanları sevmesin, tarih yalan söylüyor diye diye karıştırdıkları kafalara düşman yalanlarını tarih diye sokanları sevmesin.

*

Selam hakikati anlamak için anlayışını geliştirenler üzerine olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.