1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Adalet, Kalkınma Ve Matematik-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet, Kalkınma Ve Matematik-2

A+A-

Kalkınma konusunda geçmeden önce adalet ve matematik ilişkisi üzerinde duralım biraz. Dünyanın kabul ettiği matematikçilerden birisi olan John Nash bu durumu “iyi matematik adalettir” diyerek ifade ediyor. Buna itiraz etmeden önce bir daha düşünün ve matematik deyip geçmeden önce matematik de ne işe yarayacakmış deyip geçerek 17’nci yüzyıl başlarında medreselerdeki matematik derslerini kaldıran ecdadımızın düştüğü durumu hatırlayın. Yaklaşık 50 yıl matematiksiz yetişen nesiller ve onların yetiştirdiği nesiller. Batı ile yarıştan nasıl koptuğumuzu ve birkaç yüzyıl sonra niçin yenik düştüğümüzü açıklayacak basit bir ihmal.
*
Depremde kocaman binalar yıkıldığında, tonlarca demir, tonlarca tuğla bir anlam ifade etmiyor. Bunları bir arada tutan tonlarca betonun içinde gramlarla ifade edilecek kimyasalların yeteri kadar olup olmadığı veya kullanılan kumun mahiyeti tartışılıyor. Kum veya betonun içindeki kimyasallar kendi başına neye yarar? Hiç bir şeye, ama doğru terkip içinde olurlarsa her şeyin kaderini belirlerler… İşte matematik de böyle bir şey, ilk bakışta ne işe yarayacağını bile gösteremeyecek kadar basit ama ülkelerin kalkınmasına veya ezilmesine sebep olacak kadar önemli bir şeydir matematik.
*
Çünkü matematik bilen veya anlayan insanlar analitik düşünmeyi öğrenir, olaylara farklı pencerelerden bakmayı öğrenir… Kendi beyninin nasıl bir mucize olduğunu anlar ama bunu idrak ederek anlar dilde bir laf olarak değil. Matematik bilen insan olaylarda sebep ve sonuç ilişkisi kurabilir, sorgulayabilir, doğru soruyu sorabilir. Koyun gibi dinlemez, birkaç güzel söz ve hikâye ile etkilenip, gerçek amacı belli olmayan insanları lideri olarak benimsemez, birey olma özgüveni içinde Allah’a kul olma seviyesine çıkar. Bilgiyi bilinç ile yoğurabilir. Kendisine hitap edenin alim mi yoksa şarlatan mı olduğunu anlayabilir. Şekilde veya sürüye uyarak yapılan ameller yerine takva ile amele geçiş yapar. Zira takva iman ve ibadetteki bilinç seviyesidir.
*
Bilinçli bir insan kul hakkı ve hakkaniyetin ne olduğunu anlayan insandır. Beğendiği şeyi değil hak ettiği şeyi sahiplenir. Bu basit duygu yoksa vicdan zayıftır hatta çürüktür. Vicdan yoksa adalet duygusu gelişir mi? Gelişmez elbette. Adalet olmazsa sosyal da barış yoktur toplumda. Sosyal barış yoksa demokrasi topal yürür ve bir gün biri çıkar o topal yürüyen demokrasiyi halkın gözünden kolayca düşürebilir. Matematik bilmeyen üstelik bazı alim görüntülü bencillerin veya hainlerin elinde cahil kalmış bir milletin demokrasinin niçin topal yürüdüğünü analiz edecek kadar uzun bir hafızası olmadığından, geçmişte olduğu gibi komplo teorileri ile kolayca korkutularak yönlendirilmesi kaçınılmazdır.
*
Bu yönlendirmeler kutuplaşmalar ile kin ve nefret söylemleri ile daha da kesinleştirilir ve taraftarın sadakati sağlanır. Matematik ile körü körüne taraftar olmanın, sevdiğin, seçtiğin ve takip ettiğin kişileri kutsallaştırmanın, “bu milletin …na koyacağız…” diyen para adamına bile tepki vermemesinin ne alakası olabilir? Bunu da siz cevaplayınız.
*
Gelişmiş ülkelerin eğitim sisteminde matematik ve fen derslerindeki başarı oranlarına dün değinmiştik. Japonya, Güney Kore, Çin’deki yüksek başarı oranları bir yana, Türkiye’nin başarı oranı OECD ortalaması olan yüzde 12’nin yarısı bile değil… Çocuklarına beynini bizzat kullanmayı öğretmeyi ihmal eden toplumlar bugün yaşadığımız ihanet odaklarının devlete kafa tutacak gücü nereden bulduğunu hesap etmek için matematik mi kullanacak yoksa siyaset mi?
*
Kalkınma ve matematik ilişkisine de yarın gelelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.