1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Adalet Mülkün Temelidir-1
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Adalet Mülkün Temelidir-1

A+A-

Mülk Osmanlı döneminde hanedana ait devletin topraklarıdır ve o topraklar üzerindeki otoritedir. Türkiye Cumhuriyetinde ise Hükümetin yönetim hakkıdır mülk. Mal sahipliği yoktur. Bugün de ecdadı örnek alarak Mülkün temelini adalet üzerine kurmak gerekmiyor mu? Bunu yapan dedelerimiz değil mi dünya tarihine en uzun ömürlü devleti armağan edenler?
*
Günümüzde adalet ve dürüstlük konusunda maalesef ecdadın mücadele ettiği düşman sınıfının gerisinde kalmanın acısını çekiyoruz. Bu geri kalmamız tarihimizde hep düşman safında yer alanlardan adalet dilenme acizliğine kadar gidiyor. Gelişmiş ülkelerde aleyhte herhangi bir yolsuzluk iddiası ortaya atılınca, muhatap siyasi dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmak yerine, aklanmak ve onurunu kurtarmak için mahkemelerin vereceği karara saygı göstermek şeklinde tepki veriyorlar.
*
Burada şu tespiti yapabiliriz, gelişmiş ülkelerde siyaset kurumları da adalet kurumları da oturmuş ve bağımsız çalışabiliyor, bu yüzden herkes adalete güvenmek zorunda. Peki bizde durum nasıl? Adalete yön veren savcıları atayan siyasi otorite değil mi? Savcıların emri ile çalışan polis devletin memuru değil mi? Biz niçin adalete güven üretmek yerine komplo teorisi ve korku üretiyoruz?
*
Aşağıda çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet Han dönemindeki adalet peşinen söyleyeyim; devletin değil milletin adaletidir. Bireyler “adalete” ve “hakka” o kadar inanmışlar ki, kendi aleyhine olacağını bilse de hakkın yerini bulması için çalışıyorlar. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet “ben bu millet ile dünyayı bile fethederim” özgüvenini ortaya koyuyor.
*
Günümüzde bizi yıkan ise “biz ve bizden olmayanlar için iki farklı adalet anlayışı” taşımamızdır. Her şeyden önce bir Müslüman olarak hakkaniyete asla yakışmayan ve cahilliğin dibinden gelen bir durumdur bu. Hakkı ortaya çıkarmak yerine kavga çıkarmak ilkel bedenin işidir ama adaletin işlemesi için, hakkın yerini bulması için yürümek kâmil, erdemli ruhun işidir. Yok efendim komplo yapıldı deniyorsa, şu soruların hakkını vermeliyiz: Adalete yön veren ve uygulayanları atayan siyasi otorite yani hükümet değil mi? Bu atamalar hangi kriterlere göre yapıldı ki tersine çalışan komplolar üretir hale geldi? Siz hükümet gücü ile beğenmediğiniz hukuki işlemleri yürüten savcıları, polisleri görevden alır veya yerini değiştirebilirsiniz de bu gariban, 5 yılda bir sandıkta hatırlanan vatandaş başına bir komplo gelirse ne yapacak?
*
Hükümetin ya atamalar aşamasında yani başlangıçta ya da sonuçta hata yapmış olması gerek. Her iki aşamada da haklı olması teknik olarak mümkün görünmüyor. Ya dün muhterem eli öpülesi efendiler sözü yalandı ya da bugün içi boş alim sözü yalan. Her ikisi de aynı anda doğru olamaz. Yanıldık, hata yapmışız, yanlış tanımışız gibi savunmalar bizim gibi acizler için bir nebze kabul edilse bile hukuken geçersizken, ülkeyi yönetmek için ortaya çıkmış insanlara bu tür savunmalar hiç yakışmıyor açıkçası…
*
Bence sorun hükümette filan değil! Evet sorun tabanda başlıyor ve tabanda bitiyor. Yani millette sorun. Çünkü size alakasız gelebilir ama matematik bilmeyen toplumlarda adalet duygusu gelişmez, adalet yoksa sosyal barış yoktur, sosyal barış yoksa demokrasi topal yürür ve bir gün biri çıkar o topal yürüyen demokrasiyi halkın gözünden kolayca düşürebilir. Cahil bir milletin demokrasinin niçin topal yürüdüğünü analiz edecek kadar uzun bir hafızası olmadığı için, geçmişte olduğu gibi komplo teorileri ile kolayca yönlendirilmesi kaçınılmazdır. Bu yönlendirmeler kutuplaşmalar ile kin ve nefret söylemleri ile daha da kesinleştirilir ve taraftarın sadakati sağlanır. Matematik ile körü körüne taraftar olmanın, sevdiğin, seçtiğin ve takip ettiğin kişileri kutsallaştırmanın, “bu milletin …na koyacağız…” diyen para adamına bile tepki vermemesinin ne alakası olabilir?
Ecdadın 600 yıl yaşayan devleti nasıl bir adalet ile yönettiğine yarın devam edelim inşallah.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.