1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Ah Şu Dış Güçler
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ah Şu Dış Güçler

A+A-

Ne zaman nahoş bir durum gelse başımıza suçlu hazırdır: Dış güçler! 
Türkiye’nin kaderi midir bu? Seçilmeden önce, hatta siyasete girmeden önce ABD’ye gideriz, o zaman dış güç değildir. Seçilince, hükümet kurmadan önce ABD’ye gideriz, o zaman da dış güç değildir. İç siyaseti yapılandırırken AB’ne sırtımızı dayarız, paşaları hapse atarken AP’nin kararlarından destek alırız. O zaman dış güç olmazlar.
Ama “halkın sesine kulak ver” deyince AB tu kaka oluverir, AP dış güç listesine geçiş yapar. ABD’nin Yahudi çıkarları ile yönetilen, İslam düşmanı bir ülke olduğunu hatırlayıveririz.
Bu siyaset bu güne has bir durum değil maalesef, her dönem adları değişse de dış güçler bize zarar vermek için hazırdır, fırsat bekler. Onlara fırsat veren siyasilerimiz ile masum halkın arasına karışan anarşistleri ayırmayan güvenlik güçlerimiz suçlu olmaz nedense.
Siyasilerimiz “ekmeğine yağ bilir” bu gibi durumları ve her dönem farklı bir korku motifi ile kullanır: benim politikalarıma sahip çıkmazsan, partime oy vermezsen komünizm gelir, şeriat gelir, terör ülkemizi kana bular gibi…
Sonuç değişmez ve tarih tekrar eder döneme uygun farklı korku politikaları ile.
Caiz Lobisi Faiz
Lobisinin Hizmetinde
Dış güçlerin ırk ve devlet üzeri tanımı ise malûmunuz olduğu üzere dünyayı yöneten global sermaye sahipleridir. Sermayenin de elindeki en önemli mekanizma faizdir.
Tarihte “ticaret de faize benzer, haram olmasa bile şüphelidir” diyerek Müslümanları ticaretten uzak tutan malûm dış güçler, bu yalana hayır diyemeyen, Müslümanları aydınlatamayan “âlim güçlerimizin” de katkıları ile Osmanlı ekonomisini ele geçirmiştir. Buna karşılık ekonominin dışında kalan Müslümanlar ise üretici olamamış, sermaye birikimi yapamamış, buldukça tüketen bir kesim olarak günümüze ulaşmıştır. Halimize şükür edecek çok şey var elbette ama olmamız gereken yerin çok gerisindeyiz. Çünkü, şöyle izah edeyim;
Faiz haramdır diyerek halkı bankalardan uzak tutan bazı din adamlarımız, tasarrufunu “enflasyon karşısında” değer kaybetmeden korumak isteyenlere bir alternatif sunamadığı için, insanların küçük birikimlerini yabancı ülke paralarına veya altına yatırmasına yol açmaktadır. Bu masum durum ise şu demektir; bize faiz karşılığı borç veren, İslam’a karşı her türlü düşmanlığı ardına koymayan (dış güçlerin) ülkelerin ekonomisi, bizim fakir halkımızın emeği ve alın teri ile beslenmektedir.
Yemeyip içmeyip, geleceğini düşünerek, maaşından artırdığı parayı bankaya yatırmak yerine o para ile yabancı bir ülke parası diyelim ki Dolar satın alan bir gariban, alıp da yastığı altına koyacağı, üzerinde “Dolar” yazan bu kağıt parçası karşılığında hiçbir menfaati olmadan hiçbir teminatı olamadan “Dolar” adlı parayı matbaalarında basan ülkeye kredi vermiş demektir.
Bu, yabancı ülke paralarına yatırılan emek ve alın terinin karşılığı 100 milyar dolar (ya da eski para ile iki yüz katrilyon TL) seviyelerini bulmaktadır. Ama Türkiye paraya ihtiyacı olunca borç alacağı bu Dolarlar, Euro’lar için faiz ödeyecektir.
Faizin haramlığını tartışacak değiliz ama neyin faiz olduğunu anlayacak ve anlatacak “alimlere” ihtiyaç duyulduğunu anlamalı ve bu yönde harekete geçmeliyiz.
Bankanın gölgesinde bile durmak günahtır deyip de “bankamsı” finans kurumlarının açılışına katılan din adamlarımızı bu konuda düşünmeye davet ediyorum. Eğer gerçek amaçları İslam’ın geleceğine, Kur’an-ı Kerim ve Allah aşkına hizmet etmek ise…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.