1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Akupunktur Noktasında Seçim
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Akupunktur Noktasında Seçim

A+A-

Makine ihracatçısı olarak sık sık yurt dışı seyahatlerine çıkıyorum… Dışarıdan bakınca vatanı farklı açılardan gözlemek mümkün oluyor. İçerideyken fark ettiğimizden daha büyük ve daha önemli bir ülkemiz var. İçeriden fark edemediğimiz bazı hassas dengelerin içinde bulunuyoruz…

*

Bunları fark etmeyen, ham fikir ile proje arasındaki farklı bilmeyen, takım tutar tarzda parti ya da kişi yandaşlığı edenlere bazı gerçekleri anlatmanın zorluğunu yaşıyoruz.

*

Küresel güçler için Türkiye’nin konumu hayati önem taşıyor, bu önem bizi dünyada söz sahibi yapabileceği gibi açlığa ve parçalanmaya da itebilir… Sonuç, bizim seçeceğimiz yönteme bağlı; kavga çıkaran ayrıştıran münakaşa yöntemi mi yoksa birleştiren, dirilten, güçlendiren müşavere, münazara, müzakere yöntemlerinden biri mi?  

*

Dünya çapında söz sahibi olan devletlerin, eski dünyanın merkezi ve üç kıtayı birleştiren kavşakta yer alan, Avrupalı olmaya çalışan Orta Doğu ülkesi Türkiye üzerinde hesaplar yapması çok doğal. Çünkü dünyanın akupunktur noktasında bulunuyor… Hani insanın ayağında veya kulağında bir noktaya iğne batırınca gözü, diğer bir noktaya iğne batırınca dişi veya kalbi, karaciğeri, başka bir noktaya iğne batırınca böbreği etkileniyor ya... Onun gibi bir şey…

*

Dünya çapında söz sahibi olmak ve etki alanını güçlendirmek isteyen devletler de bizim bölgemize iğne batırma peşindeler… Seslerini bizim bölgemize kadar duyurmak, nefeslerini ensemizde tutmak istiyorlar… Bunu fark etmeyip münakaşa yöntemini seçen kavgacı insanlar ise etkisi altına girdikleri devletin iğnesine, sesine, nefesine hizmet ediyor.

*

İşte 24 Haziran seçimi bunu fark edenler ile etmeyenler arasında geçiyor.

*

Böylesine özel bir bölgenin insanı da özellik sahibi olmalı bence, en azından durumun farkında olmalı mesela. Düşman okları kimi gösteriyorsa o bizdendir hikâyesi, bu hikâyeyi düşman bilmiyorsa geçerli bir taktik olarak kabul edilebilir, ama düşman da bu hikâyeyi biliyorsa durum değişir. Bu durumda taktik yerine stratejik düşünce gerekir, hikâyenin yerine akıl, bilim geçmelidir. Düşünmeyi bırakıp, tabi olmayı takip etmeyi öğretenlerin düşmana hizmet ettiği görülmelidir.

*

Farkında olmak, bilinçli olmanın da birey olabilmenin de anahtarıdır bence. Bilinç olmadan bilgi bir işe yaramaz, kişiyi yönlendirmeye ve güdülmeye açık hale getirir.  Bilinçli bir birey her duyduğu söze kanmaz, işin aslını araştırır, düşünür, sorgular. Din adına veya tarih adına kandırıldığını fark etmek için bir yerine iğne batırılmasını veya acıtmasını beklemez. Kişiler üzerinden dedikodu ve hamaset söylemlerine kanmak yerine olayları ve olaylar arasındaki bağlantıları anlamaya çalışır.

*

Bilinç sahibi kişi, küçük kişisel çıkarları yerine devletin ve milletin geleceğini dikkate alarak karar verir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.