1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Almanya’dan Selam
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Almanya’dan Selam

A+A-

Otuz yıl önceydi, ilk yurt dışı seyahatimi Almanya’nın Stuttgart şehrine yapmıştım. Havaalanından çıkışta ilk gördüğüm şey, sol tarafta, Mercedes marka taksiler olmuştu. Bizde taksinin en iyisi Fiat lisanslı Tofaş’ın Şahin modeli idi o zamanlar. Mercedes patron arabası, onu da her patronum diyen adam alıp binemez. Aramızdaki fark Tofaş ile Mercedes kadar açık idi…

*

Daha sonraki seyahatlerimde, ilk defa hızlı trene Almanya’da binmiştim, bizim kara diye bildiğimiz tren burada beyaz... Üstelik 250 km hız yapıyordu. Şimdi bizde de var hızlı trenler. Nereden nereye… Şükür!

*

Otuz yıl sonra tekrar Stuttgart’a gelince, ilk gelişimi hatırladım. İlk gelişimde Almanya’dan makine ithalatı yapmaya çalışıyorduk, şimdi Almanya dahil dünyanın dört bir köşesine makine ihracatı yapıyoruz. Şükür!

*

Almanya dünyanın en çok ihracat yapan ülkeleri arasında ilk sıralarda olmaya devam ediyor. Bizim de ihracatımız on kattan fazla arttı ancak rakamlara rasyonel bakınca; ihracatımız bu kadar artarken, ihracatın ithalatı karşılama oranında böyle bir artış olmadığı görülüyor. Yani iyi büyümüşüz ama gelişme ve kalkınma sınırlı kalmış. Çünkü teknoloji geliştirmede yetersiz kalmışız. Çünkü eğitimi ve imalat-sanayi sektörünü yeterince geliştirememişiz. Bu alanlarda doğru politikalar uygulayamamışız. Sermayeyi tabana yayamamışız. Üreticiyi, girişimciyi banka tekelinden kurtaramamışız. Yerli malı bilincini oluşturamamış ve yokluğunda ekonomik krizler çıkan dövizin, yabancı marka hevesi ile yurt dışına kaçmasını azaltamamışız. Nasıl yapacağız ki? Henüz millet olmak ile ümmet olmak arasındaki farkı anlayamamış, anlatamamışız. Irkçılık ile arasındaki farkı anlamadığımız için kendi milliyetçiliğimizden kaçarken, başka milletlerin ırkçılığının hizmetine girdiğimizi görememişiz! Yani uyanamamışız hala!

*

Otuz yıl önce bir şey daha fark etmiştim, Almanlar sabah çok erken gidiyor işe, özellikle fabrikalarda mesai sabahın köründe başlıyor erkenden uyanıyorlar. Almanlar beş yüz yıl önce uyanmış aslında! Gördüğüm kadarı ile ABD’sinden Japonya’sına gelişmiş ülkeler ve gelişmeye çalışan ülkeler güneş doğmadan açıyor fabrikaları. Biz ise güneş üzerimize doğduktan sonra gidiyoruz işe. Belli ki uyumayı seviyoruz…

*

Öyleyse uyuyalım, uyuyarak da kalkınabiliriz diye yazmıştım o zamanlar… Sabah gün doğmadan uyanacak ve çalışmaya saat 6’da başlayacak şekilde erkenden uyuyalım, TV bağımlısı olmayalım! Uyanmaya pek hevesli değiliz ya, belki uyuyarak kalkınabiliriz... Gelişmiş ülkeler niçin bu kadar erken uyuyor ve niçin gün doğmadan işe gidiyor? Ne dersiniz? Sormayalım mı?

*

Erkenden uyursak belki Almanların bizi kıskandığını da görürüz rüyamızda. Belki de Avrupa’da yaşayan 4-5 milyon Türk niçin Türkiye’ye dönmüyor diye sorarız uyanınca. Ne dersiniz? Sormayalım mı? Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.