1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Amasra Halâ Çeşm-İ Cihan
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Amasra Halâ Çeşm-İ Cihan

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Aslında önce Bartın’a varacağız. Fakat protokol ziyaretleri böyle isabet etmiş, önce Amasra. İnsan hiçbir kareyi kaçırmak istemiyor adeta. Heybetli dağların üzerine görkemle kurulmuş bin bir çeşit ağaçtan oluşan sanat eserini temaşa etmekten kendinizi alamıyorsunuz.  Kırıklar, Nebioğlu, Abdipaşa… Bitmeyen rampadan ihtiyatla inerken, bu yolun çıkışı düşüyor insanın aklına; her araba tırmanamaz bu yokuşu diyorsunuz. Filmlere sahne olmuş, ağaçların tünel oluşturduğu ‘hıyaban’ denilen yoldan geçerken bir sessizlik çöküyor otobüsün içine; sanki herkes bir tablonun içinde yaşar gibi! Sessizliği delen Ahmet Köseoğlu oluyor, “Ülkemiz böylesine devasa bir platoya sahipken meşhur film yapımcılarının, yönetmenlerin bu coğrafyayı görmezden gelmelerini anlamak mümkün değil” diyerek. Muratbey’den sonra Bartın ilişiyor gözlere, duraksamadan geçiyoruz. Kıvrım kıvrım inen 17 kilometrelik yolda Bostanlar köyü tünelinden çıkınca aşağıda Amasra arz-ı endam ediyor. İnsanın Fatih Sultan Mehmet Hân’a hak vermemesi elde değil; rüya gibi bir güzellik. Yeri gelmişken kaydedelim; çağ açıp çağ kapatan Koca Sultan fetih için geldiği Amasra’yı görünce, “Lala çeşm-i cihan bu mu ola?” diye söylenir. Büyüleyici güzelliği karşısında, harbin şehre vereceği zararı da hesap ettikten sonra Ceneviz kalesine haber yollar; “Cenk edip bu güzel yere zarar vermek istemem. Kalenin anahtarını bana getiriniz.” Getirirler.

***

Plajın hemen üst tarafındaki parkta, Bartın Belediyesi’nin bizim için görevlendirdiği sempatik rehberimiz Melih Saylan’la buluşuyoruz. Zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve kafileyi bir arada tutmayı başarmak için ödül-ceza yöntemini anlatıyor. Sonda kalan üç kişi çay paralarını ödeyecek. Parktan çıkarken ekmek büfesinin önünde durup Bartın’a has Çöven Ekmeğini anlatıyor överek. Yalan değil, Karadeniz’in her köşesinde aldığınız her ekmeğin lezzeti bir başkadır. Topluca sipariş verip yola devam ediyoruz. Şehrin bir yerinde havuz içinde bir heykelin başında toplandık. Rehberimiz heykelin Persli bir prenses olan Amastris'e ait olduğunu, geçmişte Sesamos olan kentin isminin de prensesin ismiyle anılarak zamanla Amasra şeklini aldığını anlattı. Hikayenin hazin yanı; Büyük İskender’in Pers işgaline son verdiği yıllarda Sesamos’un hakimi olan ve giderek güçlenen Amastris’in oğulları tarafından kıskançlık duygularıyla öldürülmesi, bunu duyan eski eşi Makedon General Lysimachus’un da intikam için anne katili oğulları öldürmesiymiş. Yarımadayı Boztepe’ye yani posterlerdeki göz alıcı adaya bağlayan Karanlıkkapı’ya doğru kalabalık bir kafile halinde yürürken arkamızdan gelen otomobiller bize ‘sabretmeyi öğretircesine’ ne kornaya basıyor, ne de egzoz bağırtıyor. Camları açık içi dolu taksiye eğilip kısık müziği işaret ediyorum, ‘ses verin sizi duysunlar.’ Şoförün çehresinde sinir değil, tebessüm hâkim.

8-amasra-bld.-bsk.-recai-cakir-ile.jpg

***

Ceneviz Kalesi, Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Fatih Camii ve tarihi Şapeli ziyaret ettikten sonra klasik Amasra evlerinin arasında gâh turistik figür satıcıları, gâh yerel lezzet satıcılarıyla selamlaşarak Boztepe’ye, ağlayan ağacın yanına varıyoruz. Yaz aylarında denizin ürettiği nemi bünyesinde toplayan ihtiyar selvi ilkbahar ve sonbahar döneminde yağmur misali, gözyaşı dökermiş, böyle anlatıldı. Boztepe dut ağaçlarının altında güzel bir dinlenme mekânıdır. Tam karşımızda bomboş duran ada meğerse nesli korumaya alınmış iki yüz kadar tavşana tahsisliymiş. Bu sırada Amasra’nın yeni Belediye Başkanı Recai Çakır geliyor yanımıza. Çaylar sohbeti koyulaştırıyor. Biz ilçeye duyduğumuz hayranlığı, Başkan misafirperverliklerini, 7 bin olan yerleşik nüfusun yaz aylarında 100 bine vardığını anlatıyor. Not etmekte fayda var; Çakır, “Genel bütçeden 7 binlik nüfusa göre pay alıp, 100 bin nüfusa hizmet üretmenin zorluğunu aşmaya çalışıyoruz” derken genel bir sorunu da dile getirmiş oluyordu. ‘Yazılacak çok şeyimiz var’ programı kapsamında yapılan ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederken Başkan; “Bu kısa ve bizim bilgimiz dışında sürpriz bir ziyaret oldu. Bu programı ikiye çıkarın ve her yıl mutlaka Amasra’ya gelin” diyerek gönül kapılarının bize açık olduğunu ifade etti. O da söz verdi, inşallah Konya’da misafir edeceğiz.

Şehrin neredeyse her evi çiçeklerle donatılmış, bütün pencerelerde rengârenk çiçekler endam ediyor. Saksılardan başka eski çizme, bot, terlik, otomobil lastiği, kot pantolon, elektrikli süpürge, hatta otomobile çiçek ekildiğini görebilirsiniz. Bartın’da olma zamanımız yaklaşıyor, demir almayacaksak da yola koyulma zamanındayız. Boztepe’ye ne kadar ağır adımlarla çıkmışsak şimdi o kadar hızlı adımlarla iniyoruz; acele ettiğimizden değil, yokuş çok dik. Yoksa kimsenin gönlünde ayrılmak yok! Ahmet Aka, Saffet Yurtsever, Zeki Oğuz, Bedri Köseoğlu gibi sanatçı dostlar kim bilir hangi şaheser fotoğraflar için dokundu burada deklanşöre?

Yarın devam edeceğiz…

11-amasra.jpg

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.