1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Anne Beni de Yanında Cennete Götürdün mü-2
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Anne Beni de Yanında Cennete Götürdün mü-2

A+A-

Dünyada bir evladın cenneti annesidir, zira annelik ebeveynlik değil, koruyup kollamaktır, zor zamanlarında yanında olmak, derdine sıkıntısına birlikte, çare ve çareler aramaktır.

‘Cennet annelerin ayağının altındadır’ diyen Resul yanlış söylemiş olabilir mi?

Kur’an-ı Kerim’de onlarca ayette (İsra, 24; Lokman, 14; Ahkaf, 15…) ve Efendimiz’in (SAV) kutlu beyanları içerisinde geçen onlarca hadisi şerifte, anne-baba rızası özelliklede anne hakkı cennet sebebi olarak sayılmıştır. Annenin evladından razı olması, evlada cennet kazandırttığı için, Efendimiz annenin ayağının altına cenneti koymuştur. Yani onun rızası ile cennetin kazanılabileceğini belirtmiştir.

Annem çok mu geç, ayaklarının altında ki cennet toprak mı oldu. Hayattayken cenneti tattıran kadın, cennete giderken beni de yanına aldın mı?

Söylesene anne beni de yanında götürdün mü cennetine...

Bir gün bir arkadaşımla konuşuyoruz, ağzımız burnumuz kanlar içinde, yenice bir kavgadan çıkmışız, üç kişi, on kişiye, tamda benlik öyle değil mi anne, sataşıp perişan olmuş, perişan etmişiz, ellerimiz ters kelepçede işini yapan abiler bizi de, karşımızdakileri de, minibüse bindirmiş sirenler içinde hastaneye götürmekte, sonrası zaten belli...

Gülüyorum ama nasıl bir gülmek, hiç bu kadar eğlenmemişim neden gülmeyeyim, arkadaş soruyor, ‘ne gülüyorsun be deli, hastaneden sonrası postane bizi pullayıp atacaklar hapse’

‘Olsun be dedim ne olacak, Aslan gibi annem var korkma sana da bana da Ömer’e de bakar’

Aslen şehit bir komiserin kızı annem ve ben hiç korkmuyorum, korkmak da neymiş annem sağ nasıl olsa ve dağ gibi arkamda. Tek korktuğum annem ve bu olay sonrası ilk karşılaşma anımız, annem şaşırtmadın o gün de beni, beni görür görmez anında bir tokat, ‘sen hiç akıllanmayacak mısın deli’ sonra sarılıyorsun perişan bedenime, kanlar içindeki, yüzüme bakıyorsun ve o işte o an, yıkıyorsun ortalığı ‘kim oğlumu bu hale getirdi? Ben onu kolay mı büyüttüm... memur abiler şöyle bir geriye kaçıyor ve anlatıyorsun onlara, kendini, beni, şehit babanı, sonra hepsi el pençe divan sana, ama ellerinden bir şey gelmez ki annem. Beni arkadaşlarımı ve karşı gruptaki arkadaşlarımı hep birlikte pullayıp posta. Yıllar sonra en çok da bu anlarımıza üzülüyorum anne... Belki hiç seninle kavga yapmadım, yüzüne karşı bağırıp çağırmadım, ama hep arkamdan koşturttum seni ve hep çok üzdüm, hiç görmediğin, bilmediğin yerlere girdin benim yüzümden, karakolun kapısından geçmemiş kadın, sen anne benim yüzümden ayda bir geldin bekledin sabahlara kadar.

Söylesene anne beni de yanında götürdün mü cennetine...

Sonra anne el ele kol kola yürüyüşlerimiz geliyor aklıma, senin paranla sana heriflik yapıp kahve ısmarladıklarım, senin içtiğin kahveden kendime fal baktırdıklarım. Ne güzel gözlemler ve bana falda çıkmış gibi anlatırdın sevgililerimi. Sonra güler telveyi bozar, ‘aman boş ver çok kara kuru o kız napacan hiç güzel değil’ der beni caydırmaya çalışırdın. Ama anne hayatım da senin kadar sevdiğim kadın da kara kuru ne yapacaz şimdi. Mezarına getirdim tanıştırmaya beğendin mi anne.

Söylesene anne beni de yanında götürdün mü cennetine...

Sen hep çok çalışkandın, başardığım bütün işlerin başlangıçlarında sen varsın tembel olmama rağmen, bana aldığın günlükle başlamıştım yazarlığa ve şiirlerimi sen yüksek sesle okumasan beğenmesen, belki de devam etmez bugünkü ben olmazdım. Mahlasımı ilk duyduğun da ‘şizofren de ne be’ demiştin, ben de sana sen bana hep delim diyordun, işte onun bilimsel adı demiştim. Gülüp ‘neyse bu da güzel deyip şizofren şair olsun’ demiştin, o günden bu güne hala öyle anne.

Söylesene anne ben ide yanında götürdün mü cennetine...

‘İnsanlar Kalu­-bela’da söz verdi Tanrı’ya, dünyalık gözle göremeyecek miyim akıllandığını delim’ derdin. Görebiliyor musun anne gittiğin yerden, çocuklar anneleri öldüğünde büyüyorlar. Senin akıllanma dediğinse korkmakmış anne benim karakterimde. Korkuyorum bende anne... büyümekten, çocuk büyütmekten, dövmekten, dövülmekten, kavga etmekten, kırıldığım zaman yaralarımı saracak sıcak ellerin yok ki, anlattığımı anlıyor musun anne, sensizim, kimsesiz, annesiz.

Sana verdiğim sözleri tutuyorum görüyor musun? Hep tembihlediğin gibi, milliyetçi, vatansever, atalarını bilen ve öğreten, Turancılık yolunda bir ‘Kızıl elma’ yolcusu. Öğrettiğin gibi dini kaynağından öğrenen ve yaşayan, hep kızdıkların hacı, hoca kölesi insanlar gibi değil. Fatiha’yı öğretirken ‘İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în (Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti.) bu ayeti anlayamayanların anlattıkları dinden uzak dur derdin. Yaşıtlarım hocalarının, ‘şeyh-tan’larının, kendilerine biçtiği hayatı yaşarken ben sayende aydın bir Müslüman olarak yaşadım ve böyle öleceğim inşallah anne, tıpkı senin gibi.

Sana verdiğim sözleri tutuyorum anne, ekmeğimde kul hakkı yok. Teri kurumadan veriyorum işçinin hakkını. İşin hakkını veren hakkını alıyor benden. Ama şimdilerde yokluğunda öyle her işe dalıp batırmıyorum paramı, arkamı kim temizler sonra. Ama tutumlu olmayı da başaramıyorum varsa yiyorum anne, hala bildiğin benim yani, paraya amaç değil, araç olarak bakıyorum.

Seni özlüyorum anne, bir anneler günün de daha sensiz anneler günü kutluyorum. Mezarına gelir miyim bilmiyorum, sürekli hediyeler gönderiyorum sana, beğeniyor musun anne. Aramızda konuşurken ‘sen yaşa arkamdan, iyi işler yap, eserler bırak, dua et, beni bu dünya sevindirdin hep, öbür dünyada da sevindir’ derdin. Beni gördüğünü biliyorum, seviniyor musun yattığın yerde.

Söylesene anne beni de yanında götürdün mü cennetine...

Annemin ve tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun. Annem gibi yalan dünyadan, gerçek dünyaya geçmiş bütün annelerimizi rahmetle anıyorum.

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.