1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Atatürk’ü Layığıyla Anlamak-2
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk’ü Layığıyla Anlamak-2

A+A-

Osmanlı Devleti’nde belli bir mezhep içinde Tanrı’ya erişmek amacıyla değişik yöntemler arayan dini akımlar vardı ve bunlara tarikat deniliyordu. Bu tarikat üyeleri kurucularının uygun gördüğü şeklide çalışır ve onların düşünceleri doğrultusunda yaşamaya özen gösterirdi. İşte bu tarikat üyelerinin bir araya gelerek yaşadıkları ve dini toplantılar yaptıkları yerlere de tekke veya zaviye adı verilirdi. Başlangıçta yalnızca din konularıyla ilgilenen, dini konularda farklı düşünce sistemleri geliştirerek taraftarlarını çoğaltmaya çalışan bu tarikatlar, zaman içinde amaçlarından uzaklaşarak dinsel sömürü unsurları haline gelmiş ve de devletin selametini etkileyecek şekilde siyasal olaylarda etkili rol oynamaya, çıkarları tehlikeye düştükçe halkı ayaklandırmaya koyulmuşlardı.

***

Bu etkinliklerini Cumhuriyet’in ilanından sonra da sürdürmeye kalkışmaları ve Menemen Olayı, Şeyh Sait Ayaklanması gibi şeriattan yana ayaklanmalara yol açmaları üstüne; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek, uyaracak güçtedir. Biz uygarlığın bilim ve fenninden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ışığında harekete geçilerek, 30 Kasım 1925'te çıkarılan yasayla tekkeler ve zaviyeler kapatıldı. 30 Kasım 1925 tarihinde yürürlüğe giren 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun ile tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kabul edilmiş ve bazı geleneksel unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Kanun, bütün tarikatlarla birlikte; şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır.

***

Bu kanunla Gazi yabancı devlet okullarını da kapatmış, bir taşla iki kuş vurmuştur tabiri caizse. Zira bu okullar hangi devlete ait ise Türk çocuklarını alıp iyi bir eğitim bahanesi ile kendi ajanları olarak yetiştiriyorlardı. Günümüzde de örnekleri mevcuttur.(FETÖ gibi)

Gazi’nin bütün icraatlarındaki amacının her açıdan hür ve aydınlanmış bir Türk Milleti olduğunu şu sözlerinden de daha iyi anlıyoruz: “Biz bu millet; padişahlara şahlara şıhlara değil; yalnız Allah’a kul olsun istedik.”

Son olarak yine Gazi’nin bir sözü ile bitirelim: “Ben her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim. Böyle doğdum böyle öleceğim. Ne mutlu Türk’üm diyene”. Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk...

Biz O’na tapmıyoruz. Biz O’na yarı tanrı (evliya) veya peygamber demiyoruz. Biz onu putlaştırmıyoruz. Biz O’nun kurduğu Cumhuriyet’in çocukları olarakO’nu seviyor, anlıyor sonsuz saygı ve minnet duyuyoruz…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum