1. YAZARLAR

  2. Kübra Erben

  3. Atların Türk Tarihindeki Yeri
Kübra Erben

Kübra Erben

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Atların Türk Tarihindeki Yeri

A+A-

Atlar, yüzyıllar boyunca insanoğlunun binek hayvanları olmuştur. 20. yüzyıla kadar, ulaşım ve yük taşıma noktasında her zaman ilk sırada yer alan atlar, 20. yüzyılda bu etkisini önemli ölçüde yitirmeye başlamıştır. 2000’li yıllar itibari ile de atların binek olarak kullanılması bir hayli azalmıştır. Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Türkler, yani atalarımız da atlara özel önem vermişlerdir. Atların Türk kültüründeki yeri ve önemi bir hayli fazladır. Türk kültüründe at, sadece bir hayvan ya da taşıma aracı değildi. Atlar bizim kültürümüzde bir can yoldaşı ve yol arkadaşı olarak görülürdü. Atları ilk evcilleştiren kavimler arasında yer alan Türkler, bu sadık hayvanları hem ulaşımda hem de yük taşımada kullanmışlardır. Bunun yanında Türkler atlarını kendilerinden ayırmamış yattıkları yerde yatırmışlar, yediklerinden yedirmişlerdir. Atlarına isim veren, özel önem gösteren atalarımız, at sütünü yani kımızı da keyifle içmişlerdir.

***

Atları birer savaş aracı olarak kullanan, savaşlara at sırtında katılan ilk kavim de Türklerdir. Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarını at sırtında geçen atalarımız, dosta güven düşmana ise korku verirken, at binmeyi de pek çok farklı kavime öğretmişlerdir. Atalarımızın atlı birlikler oluşturması ile birlikte savaşlarda büyük üstünlük sağladıkları bilinmektedir. İlk atlı birlikler Türkler tarafından oluşturulmuş ve bu birliklere de “süvari” denmiştir. Tarihte pek çok Türk devleti bu sayede düşmanlarını mağlup etmiş ve geniş sınırlara ulaşmışlardır. Türk kültüründe atlar genellikle; “at”, “yund” ya da “göçüt” şeklinde geçmektedir. Atın yeni doğmuş yavrusuna “kulun” ve bir-iki yaşına gelmiş haline de “tay” adı verilmektedir. Erkek ata “aygır”, dişi ata ise “kısrak” ismi verilirken, bütün atların toplandığı sürüye “yılkı” denmektedir. Binek atları ise tarih boyunca özel olarak yetiştirilmiştir.

***

Hayvancılığın hemen her alanında uzmanlaşan Türk Milleti, at yetiştiriciliğinde ise adeta öncü konumunda olmuştur. Onlarca farklı türde at cinsini başarıyla yetiştiren ve eğiten atalarımız, zamanla kendi at ırkını da oluşturmuşlardır. Atikliği ve çevikliği ile bilinen bu atlar dayanıklılığı ile nam salmış “Türkmen Atı” olarak diğer milletler tarafından tanınmıştır. Gündelik yaşamdan göçe, savaştan ticarete kadar her alanda atlarıyla birlikte olan atalarımızın doğal olarak sözlerine ve deyişlerine de atlar girmiştir. At ile ilgili atasözlerimiz; ‘Yayan erin umudu olmaz’, ‘At, Türk‘ün kanadıdır’, ‘Kuş kanadı ile, er atı ile’, ‘Türk, çadırda doğar, at üstünde ölür’, ‘At ölümü, er ölümü olmasın’, ‘Ata kuyruk, yiğide bıyık yakışır’ şeklinde derlenebilir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.