Nesrin Erkan Sabuncu

Nesrin Erkan Sabuncu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Attila İlhan

A+A-

Atilla İlhan 1925 yılında İzmir’in Menemen ilçesinde dünyaya gözlerini açtı.

Ortaokuldan sonra İzmir Atatürk Lisesinde okurken Türk Ceza Kanuna aykırı davrandığı gerekçesi ile tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı.

Danıştay kararı ile eğitimini sürdürme kararı ile İstanbul Işık Lisesinden mezun oldu. Üniversite eğitimini hukuktan yana kullandı fakat okulunu bitirmeden yarıda bıraktı.

6 yıl Paris’te yaşadı ve ülkeye döndü. Birçok gazete ve dergide çalıştı. Babasının ölümü ile İzmir’e döndü burada Demokrat İzmir gazetesinin genel yayın yönetmenliği ve başyazarlığını üstlendi. Bilgi Yayınevi danışmanlığını da yapmıştır.

Atilla İlhan aynı zamanda sinemaya da merak sarmıştı. Bu alanda 15 adet senaryo yazdı ve senaryolarında Ali Kaptanoğlu takma adını kulandı. İlk şiiri Balıkçı Türküsü Yeni Edebiyat dergisinde yayınlandı. Nevin Yıldız ve Beteroğlu takma ismi ile Yücel dergilerinde şiirleri yayınlandı. CHP şiir yarışmasında ikinci oldu.

Atilla İlhan Garip Akımı ve İkinci Yeni Şiire karşı gelen şairlerden oldu. Maviciler adı ile bilinen toplumcu gerçekçi şiir akımını başlattı.  Şiirlerinde yeni bir ses düzeni oluşturdu kendine has bir üslup geliştirdi. Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez romanlarında tarihse konulara ağırlık vererek Öz Türkçe akımına karşı çıkan bir tutum sergiledi. Çok özel bir kalem olan Atilla İlhan birçok ödülün de sahibiydi.

2007 yılında iken Atilla İlhan Bilim ve Sanat Kültür Vakfı kuruldu. Kendi adına verilen Atilla İlhan Edebiyat ödülleri her sene sahiplerini bulmaktadır.

Atilla İlhan 1985 yılında kalp ameliyatı oldu. Yaşamı boyunca iki kere kalp krizi geçirdi. Sonuncusu olduğunda takvimler 10 Ekim 2005 yılını gösteriyordu. Atilla İlhan 80 yaşında vefat etti.

 

BEN SANA MECBURUM

 

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum

 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

 

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun

 

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin..

 

Attila İlhan

***

 

UZUN VURAN GÖLGEYE DAİR

 

Uzun vuran güne eş güneş,

Bu kaçıncı ben doğdum doğalı…

Bir doğup bir batış?

Akşamın alaca karanlığı,

Gündüzlerden mi bu kaçış?

 

Peki nereye varacak bu yarış?

Geceler gündüze, gündüzler geceye zıt.

Gölge uzun vuracak birgün, bir de bakacağız…

Uzun vuran gölge den bir türlü çıkamayacağız!

 

Nesrin Erkan Sabuncu

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.