1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Bakın Size Bir Türkiye Anlatayım-1
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bakın Size Bir Türkiye Anlatayım-1

A+A-

Bir taşra ziyaretimizde “Ben 26 yaşındayım…” diyerek söze başlayan ve devletin kendilerine her şartta hizmet getirmeye mecbur olduğunu, hizmetleri anlatmanın övünmekten başka bir şey olmadığını söylerken AK Parti’den başka bir iktidar dönemine tanık olmadığının henüz farkında değildi! “Ben kendimi bildim bileli AK Parti hükümeti var, değişim lazım” diye de bir cümle kurdu. “Senin bilmediğin dönemleri biz anlatalım” dedik. Bir kısmını onunla da paylaştık; bakalım bizim hafızamızda eski Türkiye’ye dair neler varmış;

1980’li yıllarda Nüfus Müdürlüğü’ne işimiz düştü. Konya Valilik binasının koridorunda uzun uzadıya bir sıra vardı, bekledik. Memur, önümüzdeki vatandaşınuzattığı evrakları ‘üstünkörü’ inceledikten sonra adamın yüzüne bakmadan elinin tersiyle itekledi, “Git bu fotoğrafı değiştir” diyerek. Adam bir şey anlamamıştı, “Neden?” diye sorunca, “Devlet dairesine sakallı fotoğraf getirmişsin, olmaz bu. Tıraş ol ve sakalsız fotoğraf getir” cevabını aldı. “Benim acelem var, hem sakallı fotoğrafniye olmaz?” şeklindeki soruya memurun kaşları çatıldı, sesi gürleşti;

“Uzatma, devlet böyle istiyor, işinin olmasını istiyorsan dediğimi yap!”

***

Üç ödül birden alacağımız bir program vardı.İkram edilen meyve suyunu alıp pasta tabağına yöneldiğimizde, Türkiye’nin ilk Dünya Fair Play Ödülü sahibi Karababa ile karşılaştık. Elimizdeki bardağı işaret edip; “Meyve kokteylleri alkollüymüş, dikkat et!” dedi. Şaşırmıştım,bulduğum ilk garsona elimdeki meyve suyunu gösterip, “Bunda alkol var mı?” diye sorunca; “Alkolsüz kokteylimiz yok!” cevabını aldık.

Bardağı elindeki tepsiye bırakıp, “Ben sade meyve suyu alabilir miyim” deyince ne cevap versin; “Hayır, alkolsüz meyve suyuyok!”Kokteyl yapmak üzere devlete ait tesislere getirilen meyve suyu, içine alkol karıştırılmadan servis edilemiyormuş!

İkramdanasibimiz olmadığına kanaat getirip mescit aramaya koyulduk. Görevlilerden birine sorunca da “Devlet dairesinde mescit olur mu hiç, burada namaz yasak. İstiyorsanız karşı mahallede cami var” cevabını aldık.

***

İnsanlık halidir, bir gün rahatsızlanınca hastanenin yolunu tuttuk. Mahşeri bir kalabalık var; sağlıklı insan hasta olur, dedirten cinsten! Şansımız var ki, saatler sonra da olsa kapıya ulaşıyoruz. Girerken doktor, başını bile kaldırmadan, “Neyin var?” diye soruyor. Anlatarak masaya yaklaşınca, başını kaldırmadan bir kağıt uzatıp, “Gidebilirsin” dedi.

Ne kan tahlili, ne röntgen, ne ultrason; hastanın anlatım yeteneğine göre teşhis!

Bir başka hastanede bildiğiniz su bidonundaki sabunlu suyun, bildiğiniz bahçe hortumuyla yaşlı bir hastaya zerk edilerek lavman yapılıp ameliyata hazırlandığını da görmüştük. Hiç unutamam o hastanın dilinden dökülen serzenişleri!

***

Hani demokrasi, halkın seçtiği iktidarın ülkeyi yönetmesidir ya!Türk halkı yüzde 22 oy oranıyla Necmeddin Erbakan başkanlığındaki Refah Partisi’ne ülkeyi yönetme görevi vermişti de; Erbakan’ı Başbakan yapmamak için ülkede denenmeyen hiçbir formül kalmamıştı!

Bütün engellemelere rağmen hükümet olan Erbakan’ıindirebilmek için yapılan 28 Şubat darbesinin mucitleri “Bin yıl sürecek” bir plan kurduklarını söylemişlerdi hani.

İşte o zamanınKonya Valisi, kılık-kıyafet talimatına uyuluyor mu, irticai faaliyet ve eylemlerde bulunuluyor mu?” diyerek İmam Hatip Lisesi’ni bizzat denetlemeye gidiyordu!

 

 

 

 

 

Başörtülülerin “Kamusal alanlara” girmesinin yasakolduğu dönemdi.Şaka zannetmeyin; “Belediyelerin yaptığı parklar dakamusal alandır. Buralara da başörtülüler alınmamalı” diyecek kadar ileri gidilen günlerdi!

Yarın devam edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.