Gül Erdoğan

Gül Erdoğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bal Çiçek

A+A-

Uzun zaman oldu elime kalem alamaz oldum. Alsam da başladığım her hikâyeyi mütemadiyen yarım bırakıyorum. Yazamadığım bu günlerde delirmiş gibi kitap okudum. Son yazıdan sonra şu an üçüncü kitaba başladım. Bitirdiğim her kitaptan sonra aydınlandığımı söyleyemem tabi ama her kitap bir ateş böceği hayatımızda. Zamanı gelince bir ışık huzmesi olup geçer içimizden. Ve en karanlık zamanlarına tükenmez bir kandil olur. Susan Sontag'ın bir sözü var; diyor ki: “Kitap bir duvardır. Kendimi arkasına sakladığım: Görmekten ve görülmekten uzağa.” Bu sözü hatırlayınca bir an düşündüm acaba ben görmekten mi yoksa görülmekten mi kaçıyordum? Eylemde hem fikiriz kaçmak durumu tam olarak karşılıyor, sanırım ben bu aralar kendimden kaçıyorum. Birken iki olamayan herkes gibi, boşlukları başka boşlukla dolduruyoruz. Olmayan bir çember içinde dönüp duruyoruz, varsaydığımız çemberin içinde bile değiliz hâlbuki. Bekliyoruz bir geçmeyenler köprüsünde, bir sağa bir sola kısa voltalar atarken sövüp sapanlıyoruz, geçsin diye umduğumuz kim varsa...

***

Sanırım bazen umudun suyunu çıkarıyoruz. Yıkılan köprünün başında bütün güneşleri batırıp hiç sabah olmayacak gibi yaşarken kendimizi dünyanın en sabırlı insanı addediyoruz. Hakikaten umut ve sabır kardeş mi? Umutsuz sabır çok mümkün değil öyle değil mi? Buralara kafam basıyor ama sabırla beklemek noktasında tıkanıyorum ben. Sabırla nasıl beklenir, bilen var mı? Şüphenin abdesti bozduğundan hepimiz eminiz öyle değil mi, peki ya ağlamak sabrı bozuyor mu? Sabrın da kuralları var mıdır? Eğer ki ağlayınca sabırsız olunuyorsa ben sabırsızım valla. Ağlamak Allah'ın bize verdiği en büyük nimetlerden biri bence… Bir kere başıma gelmişti hani insanın ağlaması gelir ama ağlayamaz ya Allah'ım ne korkunç bir şey o.  Eskilerin bir bedduası var ya ‘Nohut gibi şişesin’ diye tövbe estağfurullah sanırım böyle bir şey olmalı :)

***

Sait Faik’in ‘Yazmazsa deli olacaktı’ satırları geldi aklıma ben de ağlamazsam deli olurum sanırım. Henüz olmadıysam tabi… Her neyse yazının başında kendimden kaçtığımı itiraf ettim ya; son zamanlarda hayatım, rotasını hep ters istikamete kırıyor gibi sanki. Kafamdan geçenler, gönlümden geçenler, kıyısında yüzdüğüm su hiçbirini birbirine teyelleyemiyorum. Dikiş tutmaz bir kumaşı var hayatımın. İlla ki her hayat birbirine denk olacak diye bir kaide yok değil mi ama benimki de böyle olsun. Dikiş tutmayan hayatıma lazer kesim bir model bulurum belki ben de, bakarsınız yeni bir akım yaratırım. Evet evet sanırım akımın adı da ‘bırakın dağınık kalsın’ olurdu. (Kendisiyle ve acılarıyla dalga geçen insanlar biraz fazla kavrulmuştur sevgili okur :) ondandır kendimi böyle tiye alışım. Hayat ciddiyeti kaldıracak kadar uzun değil ayrıca.) Aklıma gelen başıma gelmiyor benim. Bazen düşünüyorum Hıdırellez’de dilek dileyip gül dalına bağlamadım diye mi böyle oldu acaba. Bu bahar yapacağım ama. Bakarsınız Hıdırellez’de, tam yol ileri, der bir ses.

Duamız sabit,
Umudumuz baki.
O ki bizim derdimizden büyük,
o ki hikmetinden sual olunmaz.

Vakti gelmeyen çiçek açmazmış. Çiçek açacağız sevgili okur.
Gönlünüz çiçek bahçesi olsun...

Allahaısmarladık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.