1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kubilay Ekiz

  3. Baltıklarda İlk Haftam
Ahmet Kubilay Ekiz

Ahmet Kubilay Ekiz

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Baltıklarda İlk Haftam

A+A-

Litvanya’da bir yurda yerleştirdiler bizi. Yurdun bir katı, ben ve Orkun ağabeye ait... İlk dersimize girdiğimizde çocukların sevgi gösterileri ile içimiz ısındı. Engelli çocuklar o kadar güzel rehabilite edilmişler ki muhteşem bir özgüvenleri var. Onlar için her şey düşünülmüş. Bizi gördükleri an gelip sarıldılar. Özellikle bana karşı inanılmaz sevgi dolular, nerede görseler koşup sarılıyorlar. Ağır engelliler, hafif engelliler olarak ayrılmışlar. (hafif engellilere en güçlü olanlar, ağır engellilere de zayıf olanlar deniyor. Burada şunu belirtmeliyim; çok güçlü olan dedikleri kategorinin tam olarak bir engeli yok. Baktığınız zaman anlaşılacak bir durum değil. ) Bu eğitim, ülke tanımak ve kültür tanımaktan da ziyade bana inanılmaz bir hayat tecrübesi kazandırıyor. Panevezys; dışarıya kapalı, başkentten uzak, doksan bin nüfuslu bir şehir… İnsanları genel olarak soğuk ve kendi içlerinde dahi bu belli oluyor. Türk olduğumuzu hemen anlıyorlar. Erasmuslu Türk öğrenciler var bizden önce onları tanımışlar. Tipimiz de esmer olduğu için özellikle yaşlılar sanki biraz önyargılı bakıyorlar gibi hissediyorum. Şehirde muhtemelen görmemiz gereken her yeri birkaç gün içerisinde gördük. Bir süredir yabancılarla bir arada olunca erasmuslu Türklerle denk gelmemiz çok komik oldu. Birkaç saat içerisinde muhabbeti kurduk. Türk milleti cidden farkını burada gösteriyor. Biz samimiyiz. Bazen aşırıya bile kaçabiliyor bu samimiyet… Ama ne olursa olsun ülkemi seviyorum. Her yurtdışı hikâyem, ülke özlemimle sonlanıyor. Arkadaşıma şunu söyledim. O kadar Avrupa görüyoruz ama bir türlü Batılılaşıp Jön Türk olamadık. Kumaşımız belli sonuçta…

***

Litvanya’da Yemek,

Bu noktada enteresan tespitlerde bulundum. Mesela bir tanesini akşam yemeği hazırlarken fark ettim. Alışveriş yapmıştık ve salça, soğan aldım. Amacım burada kaldığım süre boyunca yemek düzenimi bozmamaktı. Avrupa seyahatlerinde fark ettiğim ve ismini koyamadığım mutfak farkını şu anda anlıyorum. Salçalarının tadı şekerli, adeta ketçabı andırıyor. Turşularında bile şeker olması batı halklarının bizden mutfak olarak ne kadar farklı bir odakta bulunduğunun işaretidir. Biz yemeklerimizde genellikle acı ve baharatlı tatları tercih ediyoruz. Yunan yoğurdu, Meksika kebabı; Yunan kültürünü kısmen biliyorum birçok Yunan arkadaşım var. Yunanlarla, Türklerin durumunu Sırplarla, Boşnaklara benzetiyorum. Aslında aynı dili konuşmuyoruz ama farklı dinlerde aynı iki millet gibiyiz. Tipimiz aynı ve yaşantılarımız andırıyor. Dillerimiz ve elbette mutfaklarımız birbirini etkilemiş. Her şeyi anladım ama dünya pazarında yoğurt, yoğurt ismiyle değil Greek Yoghurt ismiyle satıştaymış. Ukrayna’da ve Litvanya’da ne kadar sade yoğurt gördüysem bu etiket vardı. Bir yoğurt sever olarak bu beni üzdü. Ancak söylemeliyim ki normal yoğurt olarak iddia ettikleri her neyse onun yanında yunan yoğurdu olarak satılanlar kesinlikle daha güzel. Bize ait herhalde ondan dolayı… Ve kaldığım yer olan Panevezsy’te, Meksika kebapçısı var. Bir gün yemeğe gideceğim bakalım önüme ne gelecek?

 

Özdeyiş Zamanı:

Labas!

Litvanca ‘Merhaba!’ anlamına geliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.