1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Batı Sadece Medyayı mı Fonluyor?
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Batı Sadece Medyayı mı Fonluyor?

A+A-

50’li yaşlarda olanlar daha iyi hatırlayacaktır; gazeteci Ruşen Çakır 90’lı yıllarda bir televizyon programında Hürriyet’in başyazarı Oktay Ekşi’ye karşı “Erbakan’ı sizden daha demokrat görüyorum” şeklinde bir çıkış yapıp sadece programa değil o döneme damga vurmuştu. Aynı Çakır 2005 yılında yazdığı “Pentagon’un Türk gazetecileri” başlıklı haberiyle de "Beyaz Saray'ın gazetecileri maaşa bağladığına yönelik skandalın Türkiye'ye sıçradığını" gündeme taşımıştı. Vaziyete bakın ki geçen hafta Ruşen Çakır’ın da aralarında olduğu bazı medya gruplarına Amerikan Chrest Foundation Vakfı tarafından fon sağlandığı ortaya çıktı.

Çakır’ın Medyascope’ından başka basın kuruluşları da fonlanmıştı ama her nedense diğerleri sadece kurumsal isimleriyle zikredildi. Oysa Hasan Cemal'in sahibi olduğu Bağımsız Gazetecilik Platformu P24, Gezi olaylarının finansörü Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür Derneği, Hrant Dink Vakfı, Kadınlarla kadınlar için sinema yapmak, itiraz etmek, üretmek, düşlemek ve eylemek için var olduğunu savunan Filmmor Kadın Kooperatifi, kurucusu Engin Önder’in “Herkesin özgür düşünceyi aradığı şu dönemde Türkiye’de para kazanamayan bir gazeteci varsa problem kendisindedir” diyen 140Journos, Kürtçe İmla Kılavuzu, Kürtçe Sözlük gibi çalışmalar yürüten Mezopotamya Vakfı, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV), kendilerini küçük bir yazarlar kollektifi olarak tanımlayan Serbestiyet adlı haber sitesi, 13 uluslararası kuruluşun kendilerini desteklediğini sitesinde logolarıyla birlikte ilan eden Hafıza Merkezi, “Bu yayın European Endowment for Democracy'nin (EED) desteğiyle hazırlanmıştır” notunun altında 8 işbirlikçisinin logosunu yayınlayan Sivil Sayfalar,  Mekanda Adalet Derneği, Mor Çatı Kadın Derneği, Ekonomi ve Dış Politikalar Merkezi (EDAM), TESEV, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV), Yurttaşlık Derneği ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) gibi kuruluşlar da ilgili fondan pay almış. Üstelik bazıları sadece Chrest Foundation Vakfından değil, başka batılı kuruluşlardan da yardım aldıklarını zaten sitelerinde ilan etmiş. Yani aslında işin gizlisi saklısı yok; batılı fon sahipleri onlarca yıldır Türkiye’de medya da dâhil bazı alanlarda bazı iş kollarında kimi kurum ya da şahısları örtülü ya da açık şekilde finanse ediyor. Hatta bu projeye, eğitim alanını da dâhil edebiliriz ki, “öğrenci değişim programı vs.” adıyla yahut muhtelif burs programlarıyla ülkemizde muazzam bir “zorunlu batı hayranı kitle” oluşturuluyor!

Medyayı fonlama meselesinin bugünlerde öne çıkması yürütülen toplum mühendisliği çalışmasıyla paralellik arz ediyor olmalı. Ancak işin boyutu görülenden çok daha başkadır. Batılı dernekler sadece kurumsal medya organlarını değil; sosyal medya üzerinde kendileri tarafından gönderilen spotları yayınlamayı kabul eden belki binlerce insanı da aylık 3-4 bin lira gibi ödemeler karşılığında “kendi sesi haline” getirdi.

***

Yabancı fonlar hayır kurumu değil ki karşılık beklemeden size milyonlarla dolar para ödesinler! Medya dahil bazı derneklere don sağlayan Chrest Foundation Vakfı Başkanı Lou Anne King Jensen’in ABD'nin özel istihbarat örgütü Stratfor’la bağlantılı olduğu ortaya çıktı. İşte bu Jensen'in, Stratfor Türkiye Masası'ndan Hakkari, Mardin ve Kandil'deki Türk Silahlı Kuvvetleri askerlerinin pozisyonlarına yönelik brifing istediği öğrenildi. “Borç alan emir alır” prensibinden hareketle, sağladığı fonlar sayesinde bağlısı haline getirdiği kişi ve kurumlar üzerinden, planladığı faaliyetleri rahatlıkla yürütme imkânı bulan batının kirli oyununu gün yüzüne çıkarıp sona erdirme zamanı gelmiştir.

Ancak bu sırada başta foncu medya olmak üzere birçok cenahtan basın özgürlüğünün kısıtlandığına dair feveran koparılacağı da aşikârdır. Zaten Chrest fonlarının Amerika’nın bizzat kendisi tarafından ifşa edilmiş olmasının da bir anlamı olmalıdır! “Türkiye hükümeti muhalif medyayı susturuyor” mealindeki karalamaların zemin çalışmaları yapılıyor olmalı.

AMERİKA ADIM

ADIM GELİYOR!

Amerika’nın, yoksullaştırılan Yunanistan’ın Türkiye’ye 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç şehrine son olarak 400’den fazla tank ve zırhlı araç sevk ettiği ortaya çıktı. Kargo gemileriyle bölgeye nakledilen paletli envanterin bir kısmı Defender Europe 2021 NATO tatbikatlarına katılmak üzere Bulgaristan ve Romanya’ya götürülürken bir kısmının Dedeağaç’ta bırakılması dikkatlerden kaçmadı.

M1A2 Abrams tankları, M117 zırhlı araç ve M2A2 Bradley zırhlı muharebe araçları ile helikopterlerin nakli sırasında Pentagon'un ulaştırma birimi Avrupa ve Afrika Komutanı Josh Hirsch de Dedeağaç’ta bulundu. Avrupa genelindeki ordu kuvvetlerini destekleyebilecek limanları çeşitlendirmek için çaba sarf ettiklerini söyleyen Amerikalı komutan, "Ekibin Dedeağaç'ta elde ettiği şey, Avrupa bölgesindeki kara kuvvetleri komutanları için ek stratejik manevra seçenekleri sağlıyor. Bu liman, operasyon alanımızın giderek daha kritik bir bölümünde savaş gücünü hızlı ve etkili bir şekilde hareket ettirmemize izin verecek" diyerek bölgedeki varlık nedenlerini dile getirdi.

Peki, fonlarla beslenen medya kuruluşları ve sivil toplum oluşumlarıyla Amerika’nın Dedeağaç’ta askeri üs kurmasının doğrudan bir bağlantısı var mı? Yok, demek çok kolay olsa da birbiriyle bağlantılı şekilde yorumlamak bizi doğru sonuca götürecektir. Karabağ’da Azerbaycan Ordusuna yenilip zelil olan Ermenistan Ordusunun yaşadığı büyük hezimete rağmen bugünlerde Azerbaycan’a tacizde bulunması, Suriye topraklarındaki teröristlerin Türk askerlerini hedef alması, Türkiye’nin Kıbrıs’ta dünyayı ayağa kaldıracak adımlar atması; hiç bir şey birbirinden ayrı değil, aksine her adım diğerine mukabele niteliğindedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.