Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayrak Olayı

A+A-

Dün kaldığımız yerden devam edelim...

Tarihe, Bayrak Olayı ile geçen o gün işte bu gündür. 28 Kasım 1919. Maraşlı Rıdvan Hoca’nın “kalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan bir milletin Cuma Namazı kılması caiz değildir” sözleri ile ve tüm Anadolu’da benzer saikler ile hareket geçen ardından bütünleşip organize olarak Türk’ün Kurtuluş Savaşı’nı kıvılcım olan olaylardan biri… Bayrak olayındaki irade, ruh, azim ve kararlılık karşısında şaşırıp kalan Ermeni ve Fransızların dirençleri taa o zamandan kırılmıştı…

*

Kaleye çektikleri Türk Bayrağı, Maraşlıları yatıştırmaya yetmez. Halk heyecan içinde hükümet konağının önüne gelir. Orada Osmanlı Mutasarrıfı Ata Bey ve Fransız işgal komutanı Guvernör Andre ile karşılaşırlar ve tartışma başlar. Guvernör'ün Ermeni tercümanı Vahan söze karışarak "Bir bez parçası için bu kadar gürültü çıkarmaya ne lüzum var" deyince halk hiddetle tercümanın üzerine yürüdü. Yüzbaşı Andre silah kullanmamaları için Fransız askerine emir verse de Türk askeri elini daha çabuk tutarak süngü takar ve vuruşmaya hazır olur. Mutasarrıfın müdahalesi ile o an için vuruşma önlenir.

*

Ertesi gün dükkanlar, çarşı ve pazar açılmaz. Guvernör yanına tercümanını da alarak sokağa çıkar. Amacı şehri dolaşarak Türklerle konuşmak, halkın nabzını yoklamak ve kamuoyunu sakinleştirmektir.

*

Nakip Camii önüne geldiğinde Aşıklıoğlu Hüseyin adındaki gençle karşılaşır ve aralarında özetle şu konuşma geçer:

Guvernör Andre:

"Bir bez parçasından başka bir şey olmayan bayrak için dün bu kadar gürültü yaptınız. İstesem hepinizi yok edebilirdim, yapmadım. Yarın top tüfek kullanacak olursam ne yaparsınız? Çoluk çocuğunuza acımıyor musunuz?"

Aşıklıoğlu Hüseyin:

"Ben anamdan doğdum kalede bayrağımı gördüm. Ölünceye kadar da göreceğim. Biz bütün Türkler böyleyiz. Onu görmemek için ya kör olmak ya da ölmek lazım. Kör değilim. O halde onu görmezsem öldüm demektir. Hem bilir misiniz, bayrak için ölmek bizde şehit olmaktır ve en büyük şereftir. Yalnız ben değil, küçük-büyük, kadın-erkek bütün Kahramanmaraşlı Türkler, her Cuma sabahı uyanınca ilk önce kaleye bakar, bayrağımızı görürüz. Yaşadığımızı anlar ve Allah' a şükrederiz. Sen bizi topla tüfekle susturacağını sanma. Bir gün senin silahlarınla karşılaşacak olursak, biz çoluk çocuğumuza top tüfek sesi duyurmayız. Önce onları sana bırakmaz biz öldürürüz. Arkamızda senin ağlatacağın kimsemiz kalmadıktan sonra da karşına çıkarız. O zaman istersen bütün dünyanın silahlarını getir, bizi ölüm ile veya çocuk çoluğumuz ile korkutamazsın”

*

Aşıklıoğlu’nun bu konuşması daha sonra mücadele parolasının kaynağı olacaktır.

"MARAŞ BİZE MEZAR OLMADAN, DÜŞMANA GÜLZAR OLAMAZ"

Ve MARAŞ KAHRAMAN MARAŞ OLUR.

*

Aynı ruh aynı kan Türk milleti ile yaşamaktadır ancak dün olduğu gibi günümüzde de hainliğini, işbirlikliğini, yandaşlığını, cibilliyetsizliğini göstermek için fırsat kollayan Hırlakyan torunları hiç de az değil aramızda…

Perşembe günü devam edelim inşallah. 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.