1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Bayram Fetih İşgal
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram Fetih İşgal

A+A-

Sözcükleri ihmal ettiğimiz için asırlardan beri sorun yaşıyoruz, belki hissetmiyoruz belki görmezden geliyoruz ya da ihmal ediyoruz.

*

Kurduğumuz son imparatorluk, Osmanlı’nın altı asır yaşaması ve dünyaya yön vermesi ile övünüyoruz ama sorunları konuşmaya yanaşmıyoruz. Sorun yoksa niçin parçalandı yıkıldı bu devlet? sorusundan bile kaçıyoruz ve anlatılan övünme, gaz verme hikayelerine kanmayı tercih ediyoruz.

*

Osmanlı’nın en güçlü olduğu dönemlerde bile vardı o sorunlar ama toprağın altındaki küçücük tohumlar gibi görünmüyordu ya da küçük dikenler gibi kolayca eziliyordu. Ağaç olacağı, ormana dönüşüp tüm vatanı saracağı düşünülmüyordu. O zamanlar kas gücümüzü destekleyen cesaret ve iman gücümüzün desteklediği fetih gayesi ile sorunları hissetmemiş olmamız veya görmezden gelmemiz de normaldi bence. Hatta batan dikenin acısını küçümsemek de bir güç gösterisiydi.

*

Sözcüklere önem vermek de gerekmiyordu o zamanlar, çünkü gücümüz her engeli aşıyordu. Dahası kendi sözcüklerimizi ihmal edip, başkalarının sözcükleri ile konuşmakta da bir sorun görmüyorduk. Güçlüydük dedik ya!… Üç kıdata sözümüz kanun idi hatta İslam dinini öğrendiğimiz Arapları da biz yönetiyorduk. Onlara hizmet ediyorduk ama olsun biz yönetiyorduk.  Yöneten biz olduktan sonra başkalarının sözcükleri ile konuşmaktan da çekinmiyoduk. Ancak başkalarının sözcükleri zihinlerimizde kaşılık bulmadığı için konuşmalarımızın sönmekte olduğunu da  görmüyorduk. Zihinlerin doğru anlamlandırılmış sözcükler ile aydınlandığını ve geliştiğini bilmiyorduk. Konuşmalarımız söndükçe zihinlerimiz karardı, fark etmiyorduk. Çünkü küçük sözcükler ile uğraşmayacak kadar büyüktük… Ve sözcüklerin beslediği zihin gücünün, kas gücünü yendiğini bile çok geç anladık. Anladık da ne oldu? Beyin gücü bilek gücüne galip gelmişti. Son çırpınışlarımız da bir işe yaramadı… Bizi Arap çöllerine sürme cesaretine ulaşan düşmana karşı Anadolu ve Trakya’yı anca kurtarabildik. Osmanlıyı yıkıma götüren sorunların dalları sarmaşık gibi yeni devletimize de sirayet etti hatta ulaştığı bazı köşelere yeni tohumlar bile bıraktı. Bunlara karşı mücadele edenleri de yeterince anlamadık. Çünkü konuşmalarımız sönmüş zihinlerimiz kararmıştı bir kere, aydınlanması zaman alacaktı.

*

Sözcükleri ihmal etmeye devam ettik, demokrasiyi anlamadık ve İslam dinine zıtmış gibi gösterenlere cevap veremedik. Zihinsel gelişimin önünü açacak eğitim sistemini komünizm propagandası yapıyor diye kötüleyenlere kurban ettik. Oysa “köylüyü toprak sahibi yapma” çabasının komünizm ile alakası yoktu. Sözcükleri yeterince bilmiyorduk ve yeterince sözcük de bilmiyorduk. İtiraz edemedik. Yine kandık. Bir daha kaybettik.

*

Bizim kaybetmemizden yarar görenler durumu devam ettirmek için elinden geleni yapıyorlar hem din adına DİÇ’ler (Dini İçeriden Çarpıtan, hurafeciler) hem de tarih adına TİÇ’ler (düşman yalanları tarih diye anlatarak Tarihimizi İçeriden Çarpıtanlar) ile… Bundan yarar sağlayan siyasetçiler ise sözcükleri anlama ve anlatma ihtiyacı duymuyorlar bile.

*

Yarım devam edelim inşallah, selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.