Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram ve Vatan

A+A-

Dün kaldığımız yerden devam edelim. Böyle konuşanları duyduğunuzda şunu da hatırlayınız, “…dil sürçmeleri veya ağızdan kaçırılan sözcükler, bazen gizlenen duygu ve düşüncelerin kendini göstermesi bazen de zihinden taşması olabilir…” diyor bilim.

*

Bilimi dinlerseniz, belki de karaciğerinizde başlayan bir hastalığın habercisi olarak yüzünüzde çıkan minik bir siviliceyi görmezden gelmenin, ihmal etmenin sonuçlarını düşünürsünüz. Bilim yerine ilim ile düşünürseniz, onun da başka sonuçları olacaktır.
*
Konumuz, dil sürçmeleri değil artık, açık açık bizim için fetih olan başarıları işgal gibi, bizim için zafer olan kazanımları kayıp gibi, bizim kahramanlarımızı hain gibi ama hainleri de kahraman gibi göstermek için konuşanlara  karşı uyanık olmamız, feraset ve basiret ile işin aslını anlamaya çalışmamız gerektiğidir…

*

Anlamak için zihinleri uyandırmak, perdeleri kaldırıp içeri ışık girmesini sağlamak, malumat ile yetinmek yerine bilgi üretmek gerekir. Bu da sözcüklerin anlamları üzerinde durmakla, değişen ve gelişen ortamları, duygu ve düşünceleri ifade etmekte eksik kalan ya da yanlış kullanılan sözcükler yerine yeni sözcükler geliştirmekle olur.

*

Feraset, küçük işaretleri ciddiye almayı gerektirir. Basiret, doğru zannettiğimiz şeylerin yanlış olabileceğini ve kendimiz için iyi olacağını zannettiğimiz şeylerin düşmana hizmet edebileceğini düşünmemizi gerektirir. Hatırlayın, İslama hizmet sözünü dilinden düşürmeyen hainler ile onlara kanan cahillerin tüm hizmeti İslam düşmanlarınaymış meğer!

*

Küçük bir çıtırtıda zıplayan ceylan gibi refleksleri canlı tutmak da gerekir. Sağlıklı refleks canı da kurtarır cananı da, milleti de vatanı da... Suyu yavaş yavaş ısıtılarak refleksleri söndürülen kurbağanın durumuna düşmemek gerekir.

*

Sanki hiç hata veya sorun yokmuş gibi anlatılan tarihteki övgü dolu hikayelere kanmanın rehavetine kapılıp, günümüzdeki  olayları anlamaya çalışmazsak, zaferlerimizi kayıp gibi anlatanlara kanmanın bedelini çok daha acı öderiz. Zaferlerimizi kayıp gibi gösterenleri dinlerken uyuyup kalanlar, devletimizi, demokrasimizi, laikliğimizi, cumhuriyetimizi yıkma rüyaları görüyorlar. Rüya ile gerçek arasındaki farkı görecek kadar düşünmeyenler, suyu ısınan kurbağa gibi bakar görmez oluyorlar ve her sarıklıyı hoca, her sakallıyı Müslüman, her namaz kılanı dürüst, her  fesliyi Osmanlı zannederek düşmana hizmet yolunda ilerliyorlar. Böyle giderse, bugün yalan yanlış konuşanlar, konuşmak ile yetinmeyecekler. Başarılarımızı ve kazanımlarımızı yıkmak, yok etmek, elden çıkarmak, peşkeş çekmek için harekete geçecekler. Bize de kendilerini, iyi bir şeyler yapıyormuş gibi gösterecekler.

*

Alın size basit söz, ister küçümseyip görmezden gelin, ister ciddiye alıp paylaşın, siz bilirsiniz; “Sözcükler gibi küçük şeyler ile uğraşmayan milletler, dini gün ve bayramları kutlama isteği kadar, mili gün ve bayramlarını kutlama heyecanı taşımadıkları için, dini gün ve bayramlarını özgürce kutlayabildikeri vatanlarını kaybedeceklerini düşünemezler.”… Biz düşünenlerden ve söylenene, gösterilene kanmak yerine arkada gizlenen “işin aslını” anlamaya çalışanlardan olalım inşallah.

*

Ramazan Bayramınız kutlu olsun! Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.