1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Bayramlar Neye Yarar?
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayramlar Neye Yarar?

A+A-

Yüzyıllardan beri hem mutluluk hem de hüzün kaynağıdır bayramlarımız. Her bayramda “ah eski bayramlar” diyerek hüzünlenenler ile “her gün bayram olsa” diyerek neşeden kabına sığmayanların ayrı ayrı keyif kattığı sayılı günlerdir bayramlarımız. Yaşananlar farklı olsa da buluştuğumuz ortak nokta “bir ibadettir” bayramlarımız. Çünkü ya Allah’ın emirlerine ya da Peygamber (sav) efendimizin tavsiyelerine uyarız bayramlarda ; ziyaretleşme, küslerin barışması, hediyeleşme, kurban kesme, fakirlerin hatırlanması, çocukların sevindirilmesi vs..
Ama, zorlu bir aylık oruçtan sonra gelen Ramazan Bayramı olmuş “şeker bayramı”, ardından gelen Kurban Bayramı ise bir rant kavgası gölgesinde “et bayramı” olarak yaşanır olmuş bazı kesimlerde. “Keselim mi, bağış mı yapalım” tartışmaları da bitmez bildim bileli. Kurbanı kestik ama etleri dağıtacak fakir bulamıyoruz şikâyetleri bir yana, “bir yerlerde de Kurban Bayramı geçti et yüzü görmedik diyen fakir yuvaları var mıdır? Acaba” sorusu tırmalar zihnimi.
&&&
Kafamdaki esas soru şudur; Her yıl iki dini bayram yaşıyoruz da gerçekten amacına ulaşıyor mu, toplumsal gelişmemize, insani gelişmemize katkı sağlıyor mu bayramlar? Küsler barışıyor mu gerçekten? İnsana yakışır ziyaretleşmeler başarılıyor mu, yoksa görüntüyü mü kurtarıyoruz? Az bir kesim hariç, toplumun çoğunda ruhuna uygun idrak edilmeyen bayramlar ya gösteriş fırsatı ya da tatil olarak geçip gidiyor. Çünkü bir büyüğü tarafından haksızlığa uğramış kişi, insanlık bende kalsın deyip bayram hatırına büyüğünü ziyarete gittiği zaman uğradığı haksızlıktan gördüğü zarar ve kırgınlık bir yana yediği darbeyi kabul etmiş oluyor, bunun sevabını dikkate alınca sorun yok. Sorun, eğer büyük kişi gerçekten büyük(!) değilse, yaptığı haksızlığı yanına kâr sayıp, edepsizliği ile ahlaksızlığı ile aile veya sülale içinde statüsünü yükseltiyorsa durum değişir. İşte bu durum toplumu ilkesizleştiren hatta ilkelleştiren bir duruma sebep oluyor. Bunu kabul etmeyenler, bayramı şeklen değil de ruhuna uygun yaşamak isteyenler dışarıda, ayazda kalıyor ama onuruyla soğukta kalmayı onursuzca içeride rahat etmeye tercih ediyor. Bayramlar da amacına ulaşmaz hale geliyor.
&&&
Nasıl olmalı peki? Daha önce bir yazımda değinmiştim; Japonlar Müslüman olmadıkları halde, Peygamber efendimizin Müslümanlara “bugünü dününe eşit olan kayıptadır” nasihatini, sürekli iyileşme, sürekli gelişme anlamında “kaizen” diye adlandırarak kültürlerine almışlar. Bunu uygulayarak dünyanın süper güçlerinden birisi olmuşlar. Müslümanlar ise bu ve buna benzer nice nasihat ve ilkeyi “söylemek ve dinlemek” ötesine geçememişler. Bunlardan birisi de her yıl iki defa tekrarlanan bayramlarımız.
Bayramlarda kuru ziyaretler yerine, yakın akrabalar arasında önceden randevu ile belirlenecek zamanda, hep beraber bir büyüğün evinde toplanıp, herkesin önünde, kimsenin arkasından konuşmadan, kim kime haksızlık ettiyse, kim kimin hakkında gıybet edip, dedikodu çıkardıysa itiraf edip helallik dilemeli. Bu büyüklüğü gösteremezlerse, haksızlığa uğrayanlar uğradığı haksızlığı affedebiliyorsa söylesin, affedemiyor, sindiremiyorsa onu da söylesin. Uğradığı haksızlıktan, dedikodudan kaynaklanan maddi veya manevi zararın giderilmesi konusunda akrabalar arasında talebini ifade etsin. Haksızlık edene, dedikodu çıkarana, gıybet edene, ihanet edene de “amacı barış olan bir tarzda” hesabı sorulsun. O da kendini savunacaktır elbette. Belki de olay bir haksızlık değil de yanlışlıktır, yanlış anlamadır. Olaylar ortaya çıkınca, adalet ortamı oluşunca insanların huzuru artar, huzur ortamında “küslükten” bahsetmek bile boştur. Herkes gönül hoşluğu içinde bayramını yaşar ve hayatına kalbi dingin, zihni dingin olarak devam eder. İşine, amacına yoğunlaşır, başarısı artar.

Münafık, hain, parazit insanlar da istedikleri ortamı bulamayacakları için huylarından vazgeçerler belki. Yeni neslin de karakteri gelişir, dahası toplumda adam gibi adamlar yetişir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.