1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Bayramlar ve Helallik
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bayramlar ve Helallik

A+A-

Hacca gidenler gitmeden önce ziyarete geldiler, gelemeyenler telefon ettiler. Helallik istediler. “Hakkını helal et” diyenler kadar “helal olsun” diyenler de bu kelimenin manasındaki derinliğin ve yoğunluğun farkında değil…

*

Bilerek veya bilmeyerek hakkını yediysem, hakkını helal et gari… Nasıl anlamadım? Bilmeyerek? Benim haberim yokken bana bir haksızlık yaptıysan ben helal olsun deyince geçecek mi? 14 asırdan beri çözülemeyen birçok sorun böyle şekilci yaklaşımların sonucu değil mi zaten…

*

Müslümanlar dinin özünü anlamadan, şekil ile durumu idare ederken işin özünü kapan bazı milletler çağı yöneten güçler arasında yerini almışlar. Bunlar arasında Japonlar benim en çok ilgimi çeken millet. Semavi bir din kitapları olmadığı halde İslamın özündeki öyle mesajları alıp hayatlarına uygulamışlar ki; Müslümanlardan daha temizler, daha çalışkanlar, daha huzurlular, daha dürüstler ama yarı açık geziyorlar yine de toprağı küçük devletler arasında yer almalarına rağmen dünyanın en büyük ekonomilerinden birisine ve yüksek refaha sahip olabiliyorlar. Ya ahiret?

*

Japonlar Müslüman olmadıkları halde, Peygamber efendimizin “bugünü dününe eşit insan kayıptadır” nasihatini, sürekli iyileşme, sürekli gelişme olarak anlayıp “kaizen” diye adlandırarak kültürlerine almışlar. Bunu uygulayarak dünyanın süper güçlerinden birisi olmuşlar. Dünya Japonca bir kelime olan “kaizen” ile sürekli gelişme bilincinin ekonomi ve teknolojide rekabet gücünü nasıl artırdığını öğrenmiş.

*

Japon şirket yönetiminde, bürokrasiyi de azaltmak için, batı modelinden farklı olarak bir sorun çözme metodu vardır. Buna şöyle örnek verirler, bir Japon işçi bulunduğu ortamda bir sorun, bir kusur gördüğü zaman onu bizzat düzeltir, yapamıyorsa alır götürür atölyede tamir ettirip getirir yerine takar. Bu bizim, “sorun görürsen elin ile düzelt, yapamazdan dilin ile uyar, onu da yapamazsan kalben buğzet” talimatı değil mi?

*

Daha önce de birçok defa yazdığım bir uygulaması var Japonların, onları örnek alırsak her yıl iki defa idrak ettiğimiz bayram günleri, bayram tatilleri bir helalleşme bayramına dönüşür ve tatlının yanında, etin yanında toplum huzuru da bulur.

*

Görüntüyü aşamayan Müslümanlar beğenmese de manayı anlamak için gayr-i Müslimlerin bazı davranışları, bazı uygulamaları bize ışık tutabilir. Şöyle ki; Bayram ziyaretleri, sözde bayramlaşmalar yerine sözü geçen bir büyüğün dizinin dibinde toplanan kişilerin, geçen dönemde birbirlerine karşı yaptıkları hatalar için özür dileyip, kusurlarını itiraf ettikleri toplantılara dönüşebilir, aynen Japonların her yıl yaptığı aile içi ve akrabalar arası arınma toplantıları gibi. Bu geleneği devam ettiriyorlar mı bilmem ama aile fertleri ve akrabalar arasında son bir yılın muhakemesinin yapılacağı, haksızlığa uğrayanın hakkını isteyeceği, haksızlık yapanın özür dileyeceği, bedel ödeyeceği ve gerçek manada helallik isteyeceği toplantılara çok ihtiyacımız var Müslümanlar olarak.

*

Müslümanlar, her yıl 2 defa idrak ettikleri bayramları helalleşme gününe çevirebilmiş olsalar kıvılcımın çıkardığı ateş, yangına dönüşmeden söndürülür… Kin, hırs ve ihanet büyümez… Sonuç olarak huzurlu insanlar kavga değil barış üretir. Huzurlu insanlar polemik değil hizmet üretir ve huzurlu toplumlar verimli çalışır, kalkınır, gelişir aynen Japonların yaptığı gibi. 

*

Kurban Bayramınız mübarek olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.