1. YAZARLAR

  2. Duran ÇÖLCÜ

  3. Ben mi Kurtaracağım Algısından Kurtulmalıyız
Duran ÇÖLCÜ

Duran ÇÖLCÜ

GÖZLEM
Yazarın Tüm Yazıları >

Ben mi Kurtaracağım Algısından Kurtulmalıyız

A+A-

Dünya genelinde 1935 yılından buyana 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü olarak kutlana gelmektedir. Bu günü ilk düzenleyen insanların kafasında tasarruf kavramı net bir tanıma sahipti. Çünkü tasarruf, ihtiyacını karşılayıp lükse,sefahate ve israfa kaçmadan ölçülü harcama yapmak, geleceğini düşünmek demektir. Zor günleri düşünerek tedbirleri almaktır.
Diğer taraftan tasarruf, hem ülkenin hem de o ülke insanlarının ulaştığı olgunluğun bir göstergesidir.
Tasarruflu davranmak cimrilik anlamına gelmez, aksine cimrilik gerektiği yerde harcama yapmamak ve ihtiyacından kısmak demektir. Geleceğini düşünmeden lükse ve sefahate, israfa dalan kişinin geliri ne kadar çok olursa olsun sonu kötü olur. Hiç farkına varmadan olumsuzlukları peş peşe yaşar, keşke demeye geç kalmış olur. Öyle ise geleceğimizi düşünerek her alanda tasarruf yapmak ahlaki ve insanı davranışın en olgun halidir.
Yani insan olarak hem ihtiyaçlarımızı karşılayıp, hem de geleceğimiz için yatırım yapıyorsak tasarruflu bir insanızdır. İktisatlı ve kanaatli davranmak en değerli hazine ve davranıştır.
Bugün dünya tasarrufu her alanda yaygınlaştırırken, milli bir politika haline getirmeye başladı. Özellikle enerji ve doğal kaynaklarda tasarrufu birincil öncelik olarak ele alıyor.
Enerjide, doğal kaynaklarda, tüketimde, zamanda ve üretim aşamasında tasarrufu hayati anlamda görüp, şimdiden gerekli tedbirleri alıyor.
&&&
Ülkemiz açısından konuya bakarsak enerji kaynaklarımız elektrik, su, güneş, kömür ve petroldür. Bu enerji kaynaklarından elektriği kendimiz üretiyoruz. Güneş ışığından ve sularımızdan doğal enerji olarak yararlanıyoruz. Ülkemizde yeterince çıkmadığı için petrolün yarısını dışarıdan alıyoruz.
Son yıllarda kömür rezervelerimizin azalmasıyla onu da dışarıdan ithal etmeye başladık.
Enerji alımları ekonomimiz için ağır bir yük oluşturuyor. Bütün bunlar hepimizi ekonomik olarak olumsuz etkiliyor. Ulusal ekonomimizin düzelmesi için enerjiyi tutumlu kullanarak, şimdiden gerekenleri yapmak zorundayız. Diğer taraftan iktisadi anlamda tasarruflu olmak zorundayız. Ekonomik krizleri de hesaba kattığımızda günümüzde ihtiyaçlarımızı karşılarken, gelecek nesillerinde sosyal ve ekonomik koşullarını da güvence altına alırız.
&&&
İşin özü yaşadığımız dünyada insanların ve canlıların yaşamsal olarak kullandığı bütün kaynaklar tükenen cinstendir. Bir gün bu kaynakların tükeneceği kaçınılmazdır. Bu kaynaklar bilinçsiz ve aşırı tüketimden dolayı her geçen gün biraz daha azalmaktadır.
Hazır kaynakları kullanmak işimizi geliyor. Nedeni de bellidir.
Daha az emek ve sermaye gerektirdiğinden cazip geliyor. Görünen o ki, gelecekte bu kaynakların tükenmesiyle oluşacak olan tehlikenin farkında değiliz, ya da böyle görmek işimize geliyor.
Peki, bu durum karşısında ne yapmalı sorusuna gelince de, cevap bellidir. İnsanların ortak malı olan yaşamsal kaynakları korunmalı ve ortak tavır geliştirmelidir.
Ülkemizle birlikte evrensel olarak tasarrufa yönelinmelidir. Bunun içinde eğitim önem arz ediyor. Okullardan başlayıp günlük yaşantımızın her alanında tasarruf bilincini geliştirmeliyiz.
Tabi ki, tasarruflu insan olacaksak "Ben mi kurtaracağım bu dünyayı, peki beni kim kurtaracak?" algısından kurtulmakla bir yerden başlamalıyız.
Ne dersiniz? "Ben mi kurtaracağım bu dünyayı” anlayışından kurtulabilecek miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.