1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Benim Adım Müsterih
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Benim Adım Müsterih

A+A-

Konyaspor’un 1-0, 2-1 gibi ite-kaka kazandığı haftalarda Sakaryaspor, 2-0, 3-0 gibi skorlarla kazanarak averaj sağlıyordu.

Haftalar önce oturup “Şampiyonu averaj belirleyecek, tedbir almalıyız” diye yazdım.

Ağabeylerimizden biri; “Sen ne anlarsın bu işten, daha dün kısa pantolonla gezerken bugün çıkmış, ‘şampiyonluk averaja kalırsa kaybederiz’, diyorsun. Konyaspor Şampiyon kardeşim!” diye höykürdü.

Babam sanatkârdı oysa. Hem de; iki sene görmediği bendenize ölçüsüz, provasız takım elbise dikecek kadar!

Biz Tarsus’a dokuz gol atacağız diye, dokuz doğururken Sakaryaspor 2-0 kazanıp maçla işi bitirdi. Sadece üç gol farkla şampiyonluk elimizden kayıp giderken yüreğimiz de, şehrimiz de yangın yeri olmuştu.

Benim adım müsterih.

**

Kulüp yönetimini Kombassan Holding üstlenip çuval çuval para harcadığı günlerdi.

Haber geldi; kaleci Vansporlu Sinan, Semavi ve Hacı imza atacaktı.

Recep Çınar’la kulübe doğru yola çıktık.

“Bu iş bitti artık, şampiyonuz” diyen Çınar’a “Düşmeyelim yeter” dedim.

İddiamızı tramvay durağında imza altına aldık.

Sonra Abant kampında takımı gözlemledim, dehşet vericiydi.

Dönüşümüzde Celal Candan, “Takımı nasıl buldun?” diye sordu.

“En kötü takım biziz. Huzur da uyum da yok. Şampiyonluğu unutalım. Küme düşmezsek, şampiyon olmuş gibi seviniriz” dedim.

Candan “Bu şehirde bu takıma inanmayan,’ şampiyon olamaz’ diyen bir tek sen varsın” dedi.

Olsun dedim, “Yalnız olmam, yanlış olduğumu göstermez!”

O sene, Tarsus’ta kazandığımız maçla Ligde kalmayı garantiledik ve şampiyon olmuş gibi sevindik.

Benim adım müsterih.

**

Aykut Kocaman, Konyaspor’la anlaştığında en çok sevinenlerin başındaydım.

Hemen söyleyeyim, hiç aynı masada oturmadık, hiç tokalaşmadık. Hatta telefonla bile konuşmadık.

Karakterini futbolculuğundan biliyorduk. Dünya fair play ödülü kazanmış ender futbolculardan biriydi.

Birçokları beğenmese de, bence Türk futbolunun zirve antrenörlerindendir.

Gün geldi, takım zor pozisyona girdi. Kelle avcıları kılıç bilemeye başladığında; “Kabahat Aykut Kocaman’da değil, başka yerlere bakın” dedik. Daha da ileri gidip, “Aykut Hoca’nın başında olduğu takım küme düşerse, kabahat hocada olmaz!” dedik.

Netice; hoca Konya’da kaldı, takım da ligde tutundu.

Benim adım müsterih.

**

Çok maç izledim. Bütün spor haberlerini didik didik edip, 3.Ligin bile çetelesini tuttum.

İsteyen kulüplere futbolcu da önerdim.

Ama menacerlik yapmadım. Ne kulüplerden, ne de futbolcudan bir kuruş para, bir porsiyon etliekmek istemedim.

Bir gün, Allah şifa versin Mehmet Oktut, “Defansa bir adam öner” dediğinde;

“Yozgat’ın kaptanı Osman’ı alın, yüreğini ortaya koyup oynasın; futbolu bırakınca da hoca olsun” dedim.

“O kadar mı sağlam” dedi; ‘evet’, dedim.

Osman geldi, hakkını vererek oynadı ve gitti. Sonra hoca olarak en kritik zamanda risk aldı, başardı.

Ama kendisini Konyaspor’a benim önerdiğimi hiç bilmedi.

Benim adım müsterih.

**

Konyaspor’un golcü aradığı bir zamanda Avrupa’dan bir menacer arkadaşım “Muhammed Hanefi Konyaspor’un aradığı adamdır” dedi.

Maçını izledim, haklıydı. Üstelik Avusturya Ümit Milli takımında oynuyordu.

Yönetimle tanıştırdım, Konya’ya denemeye geldi.

Üç gün sonra “Seni gelecek sezon alalım” deyip gönderdiler. Yerine de “Futbolun son deminde” birini aldılar!

O sezon Muhammet, Avusturya A Milli takımına yükseldi. Konya’dan da haber bekledi.

Ertesi sezon başında kasetini izleyen yönetici “Bu adam Türkiye Liginde oynayamaz. Hem Avusturya futbolunun kalitesi ne ki! ” dedi.

Tevafuk ya; o hafta Avusturya deplasmanda Rusya’yı 2-1 yenmiş, bizim adam da bir gol atıp, bir de asist yapmıştı.

Türk Milli Takımı mı?

Özür dilerim; o dönem yerlerde sürünüyordu!

Süleyman ısrar etti, Malatyaspor’a, Ziya Doğan’a telefon ettim;

“İmza yetkisi Süleyman’da; Muhammet Hanefi’yi alır mısın?”  dedim.

“Kaç para” demedi; “Aldım, kampa katılıp imza atsın” dedi!

“Fiyatını sorsaydın” dedim.

Güvene bakın; “Süleyman beni kandırmaz” dedi.

Bir kuruş almadım.

O sene Süper Ligin en iyi forvetlerinden biri oldu.

Benim adım müsterih.

**

Mehmet Köseoğlu sezon sonunda haber gönderip; “Muhammet’i ikna et, bize gelsin” dedi.

Tunus’ta tatildeydi. Aradım;

“Ağabey, başka bir takım söyle; hatta bir alt lige çağır geleyim. Ama Konyaspor gururumu kırdı” dedi.

Uzun uzun konuştuk, Konyaspor’a gelmesi, için ikna ettim.

Telefonunu Köseoğlu’na verip işi bitirdim.

İki gün sonra bir futbolcu simsarı beni arayıp, “Mustafa bey, Muhammet’i Konyaspor’a getiriyoruz. Menacerlik bürosuyla görüşüp imza yetkisini aldım. Sizinle çok iş yapacağız” dedi.

“Sen de nerden çıktın, adamı ben ikna ettim” dedim.

Nereden girdiğini de çıktığını da biliyordum.

Geldi, Konya’dan bizim bitirdiğimiz transferin komisyonunu alıp gitti.

Muhammet’le hiç aynı masada oturmadık, çay içmedik.

Kendisinden de, Konyaspor’dan da delikli kuruş almadık.

Tribünden izledik, o kadar.

Haa… O menacer kim mi? İnanın adını unuttum. Ama;

Daha önce bir yöneticinin ofisinde karşılaşmıştık da; Muhammet’in Konyaspor’a gelmeyecek kadar yüksek kariyerli ve fiyatlı bir oyuncu olduğunu söylemişti.

Bizi tanımıyordu; 300 bin avroya gelecek adam için “Bir milyon avrouluk oyucu” dediğini duyduk!

Benim adım müsterih.

**

Avrupa’dan beş-altı tane gençle geldi, Süleyman.

“Bunlar cevher” dedi.

Konyaspor’a telefon ettim, deneme antrenmanına katıldılar. Beğenmeyip geri gönderdiler.

Sıkı durun; Konyaspor’a beğendiremediğimiz oyunculardan biri de

Hakan Çalhanoğlu’du.

Benim adım müsterih.

**

Biz hedef bile edinmemişken Ligi üçüncü bitirdik ve kendimizi Avrupa Kupalarında bulduk.

Bu kadar mı; Türkiye Kupası çeyrek finalinde, Lig şampiyonu Beşiktaş’ı tertemiz skorlarla eledik.

Ertesi sezon üç kulvarlı mücadelenin ortasında tamtamlar çalmaya başladı. Aykut Hoca’nın kellesini istiyorlardı!

“Hele durun, biz Aykut hocayla Türkiye Kupasını alacağız” dedik.

Adını bile, adımızla birlikte anmazken tarihimizin ilk Türkiye Kupasını aldık. Devamında Süper Kupa bizim oldu.

Benim adım müsterih.

**

Müsterih olmayanlar düşünsün!

(Bu yazının Ahmet Baydar’la doğrudan bir ilgisi yok. Sadece esin kaynağı olmuştur.)

**

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.