Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilemezsin (2)

A+A-

Zamanın tanıklığını yaparken kendi serüvenlerimizde,  ya hep bir adım önde olmak isteriz, ya da geçmişe dönüp yaptıklarımızı değiştirebilmek.  Lakin elimizden bir şey gelmez. Hoyratça yaşadığım gençliğimden bilirim. Günlerce odama kendimi kilitler ölene kadar veya geçene kadar uyumak isterdim. Kendimi mi yoksa kapının ardında aç kapıyı oğlum diye saatlerce ağlayan rahmetli annemi mi cezalandırdım, hiç bilemeyeceğim.  Kendimden kaçabilmek için bedenimi nerelere sürükledim yıllarca ben bilirim. Maalesef ki, sobaya dokunarak sobanın yakacağını öğrenen çocuk gibi öğreniyordum her seferinde kendimden kaçamayacağımı. Bu olay sonuç olarak, beynim de kalbimi kemiren düşüncelerimin kalbimden kalemime akmasıyla bu dizeyi meydana getirdi ve ben kaçmamam gerektiğini öğrendim.

Kendinden gidebilmek için uzaklara,
Ne yollar ararsın;
Gidemezsin.
Çünkü,
Sana;
Son durak yine sensin.
Belki de;
Sen..!
Bilemezsin...

***

Ne kavgalar etmişimdir kim bilir kimlerle. Kırıp döktüklerim. Bağırıp çağırdıklarım. Yıllarca yüzüne bakmadıklarım. Sebeplerini bile hatırlamıyorum şu an. Belki bendim haklı olan belki onlar. Aynada ki suretle anlaşmayı yapana kadar durulmadım. Anladım ki kavgam aslında hep kendimle imiş. Kendime bağırdım sesim kısılana kadar. Duyan ben yokmuşum karşımda. İnsan önce kendini duymalı imiş meğer. Kendi ruhumun sessizliğini dinlemeye başlayınca kulaklarımın patladığını fark ettim. Yıllarca hapis etmiştim oysa onu. Artık dinliyorum. Ve ruhumun sesi sesleniyor.

Sesin kısılana kadar bağırırsın,
Bazen.
Bazen sessizliğin patlatır kulakları,
Belkide;
Sen..!
Bilemezsin...
***
İnsanoğlunda anlaşılmak en azından yanlış anlaşılmamak içindir bütün çaba.  Bazen yazdıklarımız okunduğu kadar değil dokunduğu kadardır. Kime neyimiz dokunur bilemeyiz.  Öylece girmez kimse hayatımıza bizde girmeyiz öylece kimsenin hayatına. Var olan kader çizgimizde kazayla karşılaşırız bir anda. Ya biz onların imtihanı oluruz ya da onlar bizim.  Hür irade bu aşkın(ömür) neresinde. Kimi isteyerek sevdik ki, illa bir sebeple çıkageldiler ömrümüze. Bedenimizin fiille icraata getirdiği yaşamsal hareketlerimiz beynimizde yaşadıklarımızın milyarda biri değil belki de. Bu sebeptendir ki gerçek manada kimseyi bilemeyiz. Her kes kendi serüveninde. Herkesin kalemi kendi hikâyesini yazmakta.  Şimdi idrak edebildiklerimi belki on beş sene önce düşünemezdim bile.  Aşağıda ki dize ne kadar da aciz olduğumuzun kanıtı değil mi?

Senin ne Yaptığını bilmez kimse,
Ne yapacağını bilmezsin sende.
Edilmiş dualar bed’li
Tutması muhtemel.
Belki de;
Sen..!
Bilemezsin...

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. En ufak zorlukta ölmek için yalvarırız. Geçmeyeceğini düşündüğümüz veya düşündüğüm hangi acı veya kötü olayın etkisi geçmedi. Bir yıl önce kızdığımız uğruna kırıp döküp ellerimizi duvarda parçaladığımız hangi olay şu an aklımızda.  Zamanın evrenselliğini anlayan hiç kimse şimdiki zamandan ne iyi ne de kötü manada etkilenmez. Çünkü bu gün bizim olan, bizimle olan yarın muhtemelen bizim olmayacak, bizimle olmayacak. Hani şu son moda ‘emoların’dediği gibi ‘çok da şey etmemek lazım’ Bilinmezi bilebilmek öğrenmek için gönderildiğimiz dünya hayatında, mutlak olanın bilinmeyi isteyenin sonsuzluğunu kendimizin ise ölümlülüğünü kabul etmekle başlıyor her şey.  Aşağıdaki dizemizde kendi içime kabul ettirdiklerim.

Fanisin işte, 
Bugün ağlar, ahlar, vahlar içinde;
Yarın ağladığına gülersin;
Belki de;
Sen..!
Bilemezsin...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.