1. YAZARLAR

  2. Furkan Er

  3. Bilinmeyen Bayramımız: At Bayramı
Furkan Er

Furkan Er

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilinmeyen Bayramımız: At Bayramı

A+A-

Kaşgarlı Mahmud, Divan-ı Lügat-it Türk adlı kitabında attan bahsederken; “Türk’ün kanadı” demektedir. Atı ilk ehlileştiren millet olarak, atalarımız olan İskitler gösterilmektedir. Bozkır hayatında bir yerden başka yere göçü kolaylaştıran, büyük hayvan sürülerini gütmekte yardımcı olan ve en önemlisi savaşta handikap sağlayan şey atlardır. Yaylak kışlak göçü içinde yaşayan ve sürekli savaş halinde olan Türklerin atı ehlileştirmesi pekte şaşılası bir şey olmasa gerek. Mete Han devrinde Çin ordusuna yapılan bir kuşatma Türklerin o devirde atları ne denli iyi kullandığını göstermektedir. Ordusunda bulunan atları dört renk olacak şekilde dört gruba ayırmış “Beyaz atlar batıya, kır atlar doğuya, siyah atlar kuzeye, doru atlar güneye..."  diyerek düşmanı kuşatmaya almıştır. At renkleri bir yanda hep aynı olduğu için düşman bu hattın içinden sızma yapamamıştır. Ve sonuçta teslim olmuşlardır. Ordusunu kolaylıkla bölümlere ayıran Mete Han aynı zamanda, düşman sızmasını da başarılı bir şekilde engellemiştir.

***

Aynı şekilde Türklerin en önemli savaş taktiği olan Turan veya Kurt Kapanı taktiği de yine atlı birlikler ile başarıya ulaşmaktadır. Merkez süvari ordusu ilk saldırısını yapar. Yenilmiş hissi verir ve ok atarak ricat yapar. Merkeze yüklenen düşman ordusu sağ ve sol kanatlardan sarıldığını fark ettiğinde çoktan imha olmaya başlamış olur. At, Türklerde savaşın dışında bir yoldaş, sırdaş ve arkadaş görevi görmektedir. Yüreğine yar sevgisi ağır basan yiğit sır ortağı atının yanında soluğu alır. Kimseye anlatamadığı şeyleri ona anlatır. Koskoca bozkırda yalnız kalmamasını sağlar. Bozkırda atsız kalmak ölmekle eş değerdir. Çölde su ne ise, bozkırda at odur. Türkler her şiirde bir satır sevdiğine yazıyorsa, bir satırda yoldaşı olan atına ayırmıştır. Yıllarca dilimizden düşmeyen at, avrat, silah üçlemesi aslında bir yiğidin üç ihtiyacı ve üç varlığıdır. Bu üçüne namus denilip sakınılmış ve sahip çıkılmıştır.

***

Kazakistan Devlet Başkanı Bilge Lider Nursultan Nazarbayev’e Kazakistan Türklerinin neden at eti yediği sorulduğunda;” Siz atlara binip Anadolu’ya gittiniz, biz atları yiyip burada kaldık” demiştir. Türkler de at gibidir aslında, bazen Yılkı (başıboş at) olup başsız yaşarken, yeri gelip düzen içine girip gücün simgesi olmuştur.

Günümüzde sanayinin etkisi ile ata olan ihtiyaç azalsa da Türk’e has olan altın renkli Ahal Teke Atı üretilmeye ve Türk adını dünyaya yaymaya devam etmektedir. Her sene Ahal Teke Güzellik Yarışması yapılmaktadır. Türkmenistan, ata gereken önemi vermektedir. Dünyada tek At Bakanlığı bu ülkede bulunmaktadır. Aynı zamanda nisan ayının son haftasında At Bayramı kutlanmaktadır. At, bizi bir medeniyet yaparak, üç kıtada nal izi bırakarak, atalar toprağında miras hakkı bırakmıştır. ATIN ÜSTÜNDEKİ TÜRK DEĞİL İSE, YÜKTÜR.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.