1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Bir Ekonomi Yazısı (1)
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Ekonomi Yazısı (1)

A+A-

Tekrar yazmaya başlamak heyecan verici gerçekten, ne çabuk geçtiyse 7 yıl olmuş yazmayı bıraktığımdan beri. Sağ olsunlar arkadaşlar benden ekonomi yazıları bekliyor. Benim eğitimim de işim de bu, ama cahilliğimden midir, acemiliğimden mi bilmem, salt ekonomi üzerine bir yazı kurgulayamıyorum. Ekonomik verilerin teknik analizini yapmak benim işim değil. Sayılarla grafiklerle “köpük” ekonomisini yorumlamak benim işim değil. Biraz ruhunda kalmak istiyorum ekonominin. Günümüzü ele alarak biz, Müslümanlar niçin fakir, niçin yönetilen olmuş onu sorgulamak istiyorum daha çok. 
Eskiden, kol gücü geçerliyken bizim dediğimiz oluyormuş ama nerede hata yapmışsak, roller tersine dönmüş.
Hatalarımızdan en önemlisi de ekonomiyi zamanında anlayamamak bence. Bunu tartışmak istiyorum. Önce ekonominin çerçevesini çizmek gerekiyor, bu çerçeveyi çizmek için de insanı tanımak, tanımlamak gerekli.
İnsanı tanımlamadan ekonomiyi anlamak olmaz, ekonomi olmadan da yeni dünya düzeninde yerimizi alamayız? Çünkü dün Osmanlının lütfu ile Avrupa’da güçlenen Fransa, bugün bir dünya devi olmuş, işine gelemeyen durumlarda, yönetimi gelmek için savaşan Müslümanları bombalamaktan çekinmiyor. Neyine güveniyor?
&&&
Fakültede ekonomi tarihi, ekonomik modeller gibi dersleri işlerken, hocama sormuştum, ‘bu sistemler içinde niçin bize uygun bir model yok, bunlardan birini seçmek zorunda mıyız?’ diye. Hatta hızımı alamadım, ‘bu konuda bir kitap yazamaz mısınız? şunu şunu tartışsak’ diye de birkaç soru atmıştım ortaya. Hocam da cevaben, ‘o işler kolay değil, ama sen yapmak istersen, önce 40 yaşını aşmalısın ve o zamana kadar da 40 fırın ekmek yeyip, bir o kadar da kitap okumalısın ki, bunları dünyaya duyurabilesin’ demişti…
Yaşım 40’ı geçti ama ne o kadar fırın ekmek yiyebildim, ne de o kadar kitap okuyabildim. Fakat Allah’a şükür gezdiğim, gördüğüm ülke sayısı 40’ı aştı. En fakirinden, en zenginine, Müslüman’ından putperestine onlarca ülke gördüm…
Kafamı tırmalayan sorular daha da büyüdü. Ekonomik zenginlik, batıda ve batı kültürünü / sistemini takip eden ülkelerde birikmiş. Bu sisteme uyum sağlayamayan ülkelerden kaçmış sanki zenginlik.
Müslüman ülkelerin zenginliği “Allah’ın Lütfu” üzerine kurulmuş, emek yok, katma değer eklemek yok, bilim yok, teknoloji hiç yok. Devlet, millet bazında fakirlik, ekonomik bağımlılık Müslüman ülkeler ile daha geniş anlamda Afrika ve doğu ülkelerinin kaderine yapışmış sanki…
Hal böyle olunca, ekonomiyi, sistemleri ve sistemler içinde farkı oluşturan “insan tanımını” tartışıyorum kafamda. Biz nasıl insanlarız ki; fakirlik kaderimiz olmuş, bilim ve teknolojinin dışında kalmışız, üstelik düne kadar dünya hakimi bir imparatorlukken.
&&&
Bu sözden yola çıkarak, yazılarımı “insan-ekonomi” üzerine kurmaya çalışacağım. Globalden yerele, Japonya’dan Konya özeline kadar, sorularımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Sorunlara çare olacak cevaplar üretmeyi beklemiyorum kendimden ama insanların düşünmesine ve sisteme katkı yapmasına yarayacak bazı sorular sorabileceğime inanıyorum. Eğer doğru soruları sorabilirsek, derdimize çare olacak cevapları da bulabiliriz.

Bu işleri akademisyen olan insanlarımız, bilen, öğreten insanlarımız niçin yapmaz da malum-u ilam ile yetinirler anlamıyorum. Unvanları “profesör” dahi olsa, ait oldukları insan tipi “memur” olduğu için olabilir mi sizce?
İnsan. Çok geniş bir okyanus, insanı anlamadan ekonomide yol alamayız. Benim konum ekonomi olacaksa, önce insanı, “ekonomi insanını” ele almalıyım. İnsan denince inanç girer işin içine, din, ahlak, örf, adet, gelenek, görenek derken hepsi beraber sosyal, tarihsel bir derinlik içerir. Coğrafya, iklim de etkiler bunları. İnsanı birey olarak alınca psikoloji de bir parçası oluverir ekonominin. Din denince din adamları da konuşur bu konuda, hatta onlardan korkusundan, bilim insanları açıkça tartışamaz bir çok soruyu, sorunu…
Basit bir örnek olarak; dağlı insan ile ovalı insan arasında bile ekonomik kararlar verme ve ekonomisini yönetme konusunda ciddi farklar vardır.
Haftaya devam etmek üzere…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.