1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Bir Gariban Kul Sadık (5)
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Gariban Kul Sadık (5)

A+A-

Balıkesir arabasında biraz uyuyup dinlenerek sabah saat 6:00 sularında Balıkesir’e iniyor. Elbiseyi değiştirmiş olmasına rağmen duş bile yapamamıştı, saçta başta saman parçaları. Kendi kendine böyle gitmeyim deyip bir berbere girerek saçlarını ve yeni yeni çıkan sakallarını kestiriyor. Bıyıklarına kıyamadığından hilal biçiminde bıraktırıyor ve berberde işini bitirip, sora sora, ordu donatım okuluna yürüyerek ulaşmaya çalışıyor. Yürürken aynada kendine bakıyor bıyıklar süper ama darbe zamanları kendi kendine ya diyor beni sınav yapacak askerler komünist ise işte o zaman bu kadar yolculuk boşa gidecek, bir jilet aldığı ile önüne gelen ilk wc de su ile hart hart sabunsuz kendi tabiri ile canım hilal bıyıklarına kıyıyor. Kafada başka sorun kalmayınca yola devam ediyor yine sora sora, sorduklarından birilerinin de kendisi ile aynı yere gitmekte olduklarını anlayınca onlarla birlikte gideceği yere varıp beklemeye başlıyor. Kolay mı gariban bir Anadolu delikanlısı için o kadar yol, o kadar emek. Bir şekilde önüne çıkan her engel aşılıp şuan oturmakta olduğu sınav koltuğunda beklemekte olduğunu anlıyor. Sınava üçer üçer alınıyor, kendisi de dördüncü üçerli grupta, sıra kendisine gelmeden bakıp gözlemliyor, seçilenler sağ tarafa ayrılırken seçilmeyenler ise bin bir hakaret küfür ile bulundukları salondan kovuluyorlar. Tam da sıra kendi gruplarına geldiğinde önünde ki iki kişi de hakaret küfür salondan atılınca, bir korku panik sarıyor içini, şimdi hapı yuttuk benden öncekiler sinirlendirdi adamı şimdi beni de kovacak düşüncesi ile heyetin karşısına çıkıyor.

Heyet başı : ‘’ oku len diyor’’

 ‘’neyi okuyum efendim söylerseniz okuyayım’’ diyor çekingen bir sesle.

‘’Senden öncekilere sorarken duymadın mı’’ deyince,

 ‘’Duymadım’’ diyor.

‘’İstiklal Marşının On kıtasını ezbere oku evladım’’ diyor heyet başı.

Allah bu ya tamda çalıştığı yerden geliyor soru. Milliyetçi Anadolu delikanlısı hilal bıyıkları yolda kesmiş, bilmez mi hiç İstiklal marşını…

Lise de ki edebiyat öğretmeni zaten tam bir vatan aşığı, İstiklal Marşını Ezbere ve vurgulu okuyanı geçiren öğretmenden takdirle geçmiş Sadık. Başlıyor vurgulu ve hisli okumaya tamda ikinci kıtası biterken heyet başı durdurup daha önceden seçtiklerini de çağırıp bir halka oluşturarak devam ettiriyor. İstiklal marşı bitince alkış, kıyamet. Tamam diyorlar seçtiklerimiz spor sınavına girecek, olması gereken yazılı sınavı da heyet iptal etmiş, direk spor sınavı. Bal dök yala tadından yenmez bir durum en çok korktuğu iki sınavı geçmiş yalandan koşudan ne çıkacak.

Spor sınavının yapılacağı yere geldiklerinde herkes yanında getirdiği eşofman ve spor ayakkabısını giyip hazırlanırken Sadık ayağında ökçesine bastığı sivri burun adana ile bir köşede bekliyor. Aceleden eline ulaşan kâğıdı tam okuyamadığından spor elbiseleri getirmesi gerektiğini bilmiyor. Gerçi okusa ne çıkar nasıl alacak eşofman ve spor ayakkabısını.

Biraz önce sınav yapan heyet başı durumu anlayınca içeride olanlardan verin buda giyinsin hazırlansın diyor. Orada belli ki önceden sınava gelenlerin bıraktıklarından bir eşofman ve bir spor ayakkabı bulup veriyorlar. Eşofman idare etse de ayakkabı 46 numara. Olsun diyor ne çıkar yalınayak koşmaya razı gelmiş o alana. Ayakkabıyı giyiyor heyet başı diyor ki başka ayakkabı yok mu o ayakkabıya ondan bir tane daha sığar, diyor. Sadık’ın ayak 40 numara. Olmadığını söylediklerin de Sadık’a iyice altından da bağla diyor. Deneni yapıyor ve kendi tabiriyle foşuduk, foşuduk bir kilometrelik koşu alanında en yakın rakibine yüz metre fark atarak birinci oluyor. Niye bu kadar hızlı koştun çatlayacaksın diyorlar gülerek, o da ne ki, ben bu formu almak için 20 kilometre koştum diyemiyor. Çünkü askeri disiplin sınav için bile olsa nizamiye girişinde gelenlere kendisini hat safhada hissettiriyor. Askerliğini yapan herkes bilir bu mevzuyu.

Spor sınavından sonra iş hastane raporuna geliyor, şimdilerde bu rapor sınava girmeden alınsa da o zamanlarda sınavı kazandıktan sonra alınıyormuş. Üç alternatif 20 gün süre var. Ankara, İstanbul ve İzmir askeri hastaneleri. Sınav oldukları yerden çıkmadan uyarıyorlar önce rapor işinizi halledin, sonra memleketinize gidin ya değilse rapor işi uzun sürer yetiştiremezsiniz diye. İyi ki de uyarmışlar.

Sadıkta şöyle bir düşündükten sonra, Ankara da ki hastane gitmeye karar veriyor. Olurda parası biterse veya başına bir iş gelirse kendisine akrabaları daha kolay ulaşsınlar.

Balıkesir’den Ankara’ya bir şekil de ulaştıktan sonra önce bir konaklama yeri arıyor, sora sora otellerin yerini bulsa da tarif edilen ucuz otellerin ve pansiyonların olduğu bölgeyi bulamayarak denk geldiği otellere gecelik konaklama fiyatını soruyor. En ucuz söylenen rakam 1500 lira gecelik, cebinde ki para ile anca beş gün otelde kalabilir. Böyle böyle akşama kadar gezerken Tandoğan’da, Kasabalarının bağlı olduğu ilçe de lise okuduğu sıralarda yukarıda sözünü ettiğimiz, edebiyat öğretmeni denk geliyor. Nasıl mutlu oldum anlatamam diyor anlatırken Sadık. Hiç bilmediğim bir memlekette bildiğim bir yüz, gayrı ölsem de gam yemem. Kısa bir hoş beşten sonra öğretmeni önce Ankara’da gezdiriyor ve sonrasında da ucuz konaklama yerlerinden birine bırakıyor. Bu konaklama yerinde gecelik ücret 225 lira. Oh diyor tamam burada da işimiz rast gitti.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.