1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Bir Gariban Kul Sadık (6)
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Gariban Kul Sadık (6)

A+A-

Sabah uyanır uyanmaz yola çıkmak için otel görevlisine adres soruyor ve yine koşarak Askeri hastaneye ulaşıyor. Ama ne mümkün hemen işleri halletmek, kuyruktaki insanların sayısı neredeyse yüze yakın. İlk gün bir muayene ve rapor, ikinci gün yine bir muayene ve rapor. Böyle böyle Cumaya kadar anca işin yarı kısmı hal oluyor.

Cuma günü kaldığı oda iki kişilik olunca yanına bir adam geliyor odayı paylaşmak için. Sohbet sohbeti açarken adam sıvacı olduğunu ama işsizlikten şu ara tamirat yaptığını ve kalorifer borularının geçmesi için açılan delikleri kapatarak sıvadığını söylüyor. Sadıkta daha önceden kasabalarında o işi kalfalık düzeyinde yaptığını ve hafta sonu kendi sinide yanında işe götürüp götüremeyeceğini soruyor. Adam kabul edip kendisinin kapatıp sıvadığı delik başına 40 lira aldığını ve Sadık’a 10 lira verebileceğini söylüyor.

Akşamdan anlaşan usta ve kalfası ertesi gün mükemmel bir çaba ile 120 delik tamiratı gerçekleştiriyorlar. Usta normalde kendi başına otuz kırk delik tamiratı yaparken, sadık yardım edince bu iş üç katına çıkıyor. Sadık’a ise hiç hesapta yokken 1200 lira para kazanma fırsatı da doğmuş oluyor. Hafta sonu iki günlük zaten anladığı ve kasabalarında yaptığı işi yaparak cebine 2500 lira gibi bir para giriyor. Kasaba da günlük sıvacı kalfası yevmiyesinin de 200 lira olduğunu burada belirtelim.

Çalışana veya çalışmak isteyene işte var para da…

İki günlük hafta sonu arasından sonra askerliğe uygunluk raporu alma işine devam ediyor. Ama her iş bittikten sonra heyet karşısına çıkıp raporu imzalatması gerekiyor, gün Cuma olmasına rağmen yetişmeyince pazartesi heyet karşısına çıkmak için yeniden boş durmuyor ve ustasına kalfalık yapmak suretiyle çalışıyor. Biraz daha cebinde eksilen parasını yerine koyduktan sonra, ustası ile pastane de kahvaltı yapıyor. Tabi hesaplar ustadan. Cebinde bulunan paranın azlığından, hastanede ki işleri için, vasıtaya binmek yerine 15 gün yürüyerek gidip geldiğini düşünürsek, pastane de yemeği nasıl yesin Anadolu’nun gariban köy delikanlısı. Heyet karşısına çıkıp rapor işini tamamlayınca ailesine verilmek üzere kasabada bulunan eniştesine bir telgraf çekip durumu anlattıktan sonra eve gelmek için yola çıkacağını bildiriyor.

Neredeyse 15 gündür oğlundan haber alamayan anne, müjdecilere kümesten iki horoz hediye ediyor. Oğlu geliyormuş müjdeciler canını istese verecek, iki horozun lafı mı olur.

Dua et anneanne o müjdeci ben olsa idim senin iki horozla hallettiğin iş sana en az iki keçiye mal olurdu J.

Eve gelip ev halkı ile hasret giderdikten ve üstünü başını değiştirdikten sonra eğitim alacağı Balık esir ordu donatım okuluna teslim olup eğitimini tamamlıyor. Üst baş önemli, çünkü neredeyse her gün aynı elbiseyi giydi, hastaneye de, çalıştığı sıva işi nede…

Her gün yıkadı, temiz, temiz giydi ama elbisesini değiştirebilecek yedek elbisesi yoktu.

Her renk elbisesine göre ayakkabısı olan ben için bu durum epeyce zor olurdu sanırım. Ama bu zorluklarda Sadık’ı sadık yaptı…

Eğitimini tamamladıktan sonra, ilk maaşını ve yol harcırahı olan 44 bin lirayı alınca gözleri açılıyor bir anda. Belki de o zamana kadar öyle bir para sahibi hiç olmadı, kasabada sıvacı olarak kalsa öyle bir maaşa sahip olabilir miydi, sanmıyorum. Kasabaya geldikten sonra annesine borcunu ödünç aldığı 18 bin lirayı, annesi almak istemese de ödedi. Bacılarına ise karınca, kararınca hediyeler aldı. Ve ilk görev yeri olan Erzurum şehrine giderek peygamber ocağı olan askerlik mesleğini daha sonralarda da değişik illerde hakkını vererek tamamladı ve emekli oldu.

Bu gün elli küsur yaşında emekli bir astsubay olan, sadık dayım biz gençlere şu tavsiyeyi veriyor. Çalışın, çalışın, çalışın. Allah bir çalışana on veriyor, bu söylemimin en basit delili benim hayatım.

Ben de küçük yaşta beden işlerinde epeyce yıprandığım için olsa gerek, pek onun anlattığı sınıfa girmesem de, arkamdan ‘’herkesin yapacağı bir iş vardır, Tankutalp’e de seveceği bir iş verin’’ diyormuş. Şimdiler de, her işten kaçan beni seveceğim bir iş arama çalışmalarına düşürdü annemi.

Eyvallah dayım, buluruz köyde yapacak bir işte biz.:)

Gülden dikene bir yolculuk için anlattığımız bu hikâye de. Ana tema çok basit.

‘Sen yola çık, yola çıkana yol açık.’

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.