Gül Erdoğan

Gül Erdoğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Nefes

A+A-

Eee kaç yılın karıydı bu yağan... Kaç senenin birikmiş pasını akıtacaktı en derinlere. Karlı gecelerin en güzel yanı, karın o dinlendiren aydınlığı. O kasvet karanlığın yerini loş bir beyazlık alıyor. Şöyle başımı uzatıyorum pencereden, yerler hiç olmadığı kadar temiz. 'Keşke hep böyle kalsa' diye geçiriyorum içimden. Erimese, donmasa böyle tertemiz kalsa. Fakat hiçbir şey sonsuza kadar temiz kalmıyor öyle değil mi? Kirli dünyada temiz kalmak en çetrefilli imtihan. Büyüdükçe kirleniyoruz, kirlendikçe alışıyoruz. Son günlerde, dünyadaki bozuk gidişatı düşünmekten içim kapkara. Tam sebebini bilmediğim bir karabasan var üzerimde. Normal karabasandan farkı uykuda değil, uyanıkken boğazıma çökmesi. Duramıyorum dört duvar arasında; hava soğuk, yollar ıslak, ayakkabım su alır olmuş ama yine de atıyorum kendimi dışarıya. Neredeyse dizlerime gelen karda ayak izlerini takip ediyorum, açılmış yoldan yürüyorum. Sanki benden öncekiler doğru yolda, sağlam adım atabilmiş gibi... Çocukluğumdan beri babam her kar yağdığında 'Ellerin cebinde yürüme' der. Dediği gibi yapıyorum. Olur da düşersem diye ellerim tetikte yürüyorum. Hayatı da böyle tetikte yaşıyoruz, bir güvencin korkusu içimizde hayat. Daha önce kimseye uğramamış gibi soğuk ve temiz olan havayı çekiyorum içime. Düğümden öteye gitmiyor. Ölmeyecek kadar nefes alıyorum. Bazen dünya sadece gürültüden ve neon bir ışıktan ibaretmiş gibi geliyor. Bense ne çok sesi severim ne de çok ışığı. İnsanın kaçası gelir ya hani bazen, kaçacak yerim yok artık benim.

***

'Sen benim dünyaya kapanan kapımmışsın, sığınağımmışsın.'
Bir dalgıcın nefessiz kalıp kendisini suyun yüzüne fırlatması gibi...
Sende nefes alıyormuşum.
Bu suyun bir yüzü yok üstelik, düşünebiliyor musun?
Bir küre, içi dolu su, suda hapsolmuş ben...
'Seninle her şey daha tahammül edilir' demiştim ya şimdi dünyadaki tüm kötülükler önce bana uğruyor sanki, dünyanın kederi içimden geçiyor. Öyle yorgun...
Öyle yarım nefes yürüyorum.

***

Sokağın sonuna gelmeden, yürümek için takip ettiğim ayak izleri bitiyor. Bazen insan kendine yeni bir yol açmalı, hatta belki yeni bir menzil belirlemeli, yoldan yolcudan korkmamalı. Bu yolu aşmak zor değil lakin hayata dair bir yol seçmek zordan öte başka bir şey. Daima bir şeye katlanıyor insan. Bunlar içinde özlem en ağırı... Ardım sıra gelen 'çıt' seslerine aldırmıyorum. Kırılan kırıldı. Dökülen döküldü. Paramparça olmuş bir hikayeyi toplamaya gücüm yok. Yeni bir hikayeye hevesim yok. Önüm pus, arkam pus. İçimdeki tek umut gördüğüm rüya. Rüyalarımı anlatmaz oldum artık. Ama bu son gördüğüm; ne güzel açtı içimdeki perdeleri, bir güneş girdi sanki içeri... Umut fakirin ekmeği mi dersiniz bilmem ama bir mum ışığına hasret günlere uyanıyorsanız bir rüya bazen ekmekten çok doyuruyor karnınızı.

Allahaısmarladık

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.