1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Bir Osmanlı Gerçeği
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Osmanlı Gerçeği

A+A-

Osmanlı İmparatorluğu’nun, en ağır yenilgisi ve Arap ihanetinin zirvesi Nablus faciasını anlatacağım size bu yazımda.

İlkokulda, öğretildiğinin aksine: ‘Almanya yenik sayılınca bizde yenik sayıldık’

Ama biz 30 Ekim’de Mondros'u imzaladık, havlu attık, Almanya 11 Kasım’da diyemedik. Hep zaferlerle avunduk, ama bile bile, belki de tarihimize ihanet eden Arap seviciler eliyle, Osmanlı'nın en ağır yenilgisi ve Arap ihanetinin zirvesi Nablus faciasını es geçtik.

Hatta bazı Arap sevici hainler, o savaştan 7. orduyu en az kayıpla geriye çeken Mustafa Kemal Paşa'yı mağlubiyetin baş mimarı gibi göstermeye çalıştılar.

Doğrusunu ben oğluma anlatır gibi anlatayım siz değerli okuyucularıma.

Hayalperest Enver, son orduyu Bakü hayali için doğuya yollarken, güneye takviye bile yollamamış, Atatürk'ün askerlik itibarı sönsün diye Mustafa Kemal’i bu orduya komuta etmeye göndermiştir.

Durumu yerinde gören, askerin aç perişan, ölülerden aldığı ayakkabı ile idare eden, savaştan bıkmış sefil durumunu gözlemleyen Atatürk, Arap ihaneti ile felç olan zayıf ulaşım sistemiyle yenilginin kaçınılmaz olduğunu görmüş, üstü Liman Von Sanders'i uyarmıştı. Ancak tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi Sanders ikazı dikkate almamış ve sonuç tam bir facia olmuş, kendisi bile karargah baskınında pijama ile kaçmak zorunda kalmıştır.

Düşman 57 bin piyade ve 12 bin süvari 540 topla, zırhlı araçlarla donatılmıştı, karşısında 100 bin askerin ancak 37 bini savaşmaya elverişliydi. Savaş sonunda 70 bin asker teslim olmuştur. Araplara teslim olanlar feci şekilde öldürülmüştür. Burada yazdıklarımın ağıtı bile yazılmıştır. İsteyen araştırsın baksın.

Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin cephedeki 105 uçağının keşif ve taktik bombardıman bakımından sağladığı faydalar eşsizdi. Hava kuvvetlerinin önemi ve başarısı bakımından bu savaş, Birinci Dünya Savaşı'ndaki en önemli ve nadir örneklerden biridir. Öncelikle Osmanlı-Alman pozisyonlarının yerlerini saptamada, bölge arazisini tetkikte fayda sağlayan uçaklar, taarruz süresince taktik ve hatta stratejik (iletişim ve ikmal hatlarına) bombardımanda ve ilerleyen günlerde geri çekilen Osmanlı ordularına zayiat verdirmede son derece etkili olmuşlardır. Britanya'nın 105 uçağına karşın ittifak kuvvetlerinin cephede 5 adet uçağının olması, havada kaybedilen savaşın açıklamasıdır.

‘İstikbal göklerdedir’ sözü boşuna söylenmemiştir. Uçakların, hava sahasının ve tekniğin önemini Atatürk'ten ya da bu savaşı gören sıradan bir Türk komutandan daha iyi kim bilebilir ki? Bir teknolojinin ortaya çıkmasından yalnızca 7-8 yıl sonra kafasına bu teknoloji sayesinde bombalar atılan kim var ki?

Nihayetinde belirtmek gerekir ki; Megiddo'daki ( I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Kuvvetleri karşısında Osmanlı Ordusunun yenilgisi ve tüm Suriye'nin Osmanlı İmparatorluğu tarafından kaybı ile sonuçlanan muharebedir.) Osmanlı yenilgisinin temel sebepleri çok açık ve nettir. Karşı tarafın havada, denizde ve karada, gerek süvari, gerek top, uçak, gemiler ve makinalı tüfek, gerekse piyade bakımından her alanda kat be kat sağladığı sayısal ve donanımsal üstünlük bunların en temeli ve önemlisidir. Osmanlı komuta kademesindeki iletişim bozuklukları ve karışıklıklar, zaten var olan düşük moral/maneviyat ve kötü teçhiz edilen bir ordu, Arap isyanı, iyi kumanda edilen bir düşman ordusu ve taarruz sonrası meydana gelen panik ve hezeyan hali, yenilgiyi ağırlaştıran faktörler olmuştur. Bu savaş da diğer pek çok savaş gibi savaş başarılarının her şeyden önce bir iktisadi temeli olduğunu gözler önüne serer. Ve sonuç olarak Megiddo savaşı, 1918 Osmanlısı için malumun ilanı niteliği taşımaktadır. Osmanlı için savaşın bir bozgunla sonlanacağı çok açık ve nettir, ve bu bozgunun adı da Megiddo savaşı olmuştur. Bu yenilgi, bir yandan dolaylı olarak Musul ve Kerkük'ün kaybına sebep oldu, öte yandan da Mustafa Kemal Paşa'nın İskenderun ve Antakya üzerindeki ısrarlı tutumunun kaynağı olarak daha sonra bu bölgelerin Hatay olarak Türkiye'ye katılmasını sağladı.

Tarihçi geçinenlere ithafen yazdığım bu yazı umarım, bir satır bile okuma zahmetine girmeden Başbuğ Atatürk’ü savaştan kaçmakla suçlayan, Arap sevicilerin aydınlanmasına vesile olur.

Saygılarımla.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.