1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Bir Psikolog Tecrübesi ve Referandum
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Psikolog Tecrübesi ve Referandum

A+A-

Geçen hafta kısa ve hızlı bir Hindistan seyahati yaptım, önceki Hindistan gözlemlerime ek olarak yazılacak çok şey var ama siyasi tartışmalar ve medyanın etkisinden kısa süreliğine de olsa uzak kaldıktan sonra vatana dönünce gözlediklerim bir arkadaşımın psikolog ziyaretinde yaşadıklarını hatırlattı ve Hindistan yazısının önüne geçti.

*

Toplumun bir kesimi tarafından deli doktoru olarak görülen psikologların işi zor, bir psikologa ihtiyaç duyanların da işi zor ama bu ihtiyacı dile getiremeyenlerin, böyle bir ihtiyacı kendine yediremeyenlerin işi çok daha zor…

*

Bir cesaret toplayıp psikoloğa gittim diyen arkadaşımın hikayesi şöyle; Tanışma faslından sonra psikologun ilk konuşması; “… biz psikologlar, psikoloğa gelen kişilerin hasta kişiler değil hasta kişilerin etkisini aşmakta zorlanan kişiler olduğunu iyi biliriz bu yüzden lütfen tedirginliğinizden kurtulun ve rahatlayın…” oldu… Bu sözler karşısındaki şaşkınlığım geçmeden devam etti psikolog ; “…dengesi bozuk insanlar eğer dengelerinin bozulduğunu fark etmezlerse, dengesizliklerinden rahatsız olmazlar hatta çevresindeki insanlara bu dengesiz durumu denge olarak kabul ettirmeye çalışırlar. Ancak bozuk olduğunu göre göre bu dengesizliği denge olarak kabul edemeyen kişiler içine düştükleri durumdan rahatsız olurlar. İşin içinden kendi imkanları ile çıkamayınca da bir psikologdan yardım isterler… Sizin durumunuz da büyük ihtimalle budur’…

*

Dengesizliğini denge olarak kabul ettirmeye çalışanların da kendilerini haklı gösteren sebepleri olabilir. Örneğin destek aldıkları bir ailesi, bolca kardeşleri veya kalabalık arkadaşları ya da maddi güçleri vardır. Çevresindeki hiç kimse “gözün üzerinde kaşın var” diyemiyordur… Hatta gaz verenleri de çoktur.  Bu kişilerin içine düştükleri dengesizliği itiraf edecek cesaretleri de olmaz ama cesur görünmek için abartılı cesaret gösterileri yaparlar ve gelmesi muhtemel eleştiri ve itirazları bastırma yolunu seçerler… Bunu yaparken gerektiğinde mağdur rolü oynamaları da sürecin bir parçasıdır… Hem suçlu hem güçlüdürler yani… Bu tip insanlar ile kenardan, uzaktan irtibatı olanlar sorunları aşabilir ama birlikte yaşayanların işi zordur. Ya dengeyi bozacak ve rahatsız olmayacak ya da rahatsızlıktan kurtulmak için dışarıdan destek alacak…

*

Hindistan dönüşü Türkiye’de gözlediklerim tam da “… dengesi bozuk insanlar eğer dengelerinin bozulduğunu fark etmezlerse, dengesizliklerinden rahatsız olmazlar hatta çevresindeki insanlara bu dengesiz durumu denge olarak kabul ettirmeye çalışırlar…” açıklamasını hatırlattı bana.

*

16 Nisan referandumuna hazırlanan Türkiye’de millet Evetçiler ve Hayırcılar olarak ikiye ayrılmış. Tarafsız bir gözle bakınca her iki tarafta da bir denge kaybı olduğunu düşünüyorum. Şöyle izah edeyim; Saatin yelkovanını gözünüzün önüne getirin, saat 12’ye 10 kala yelkovanın duruş eğimini ve saat 12’yi 10 geçe yelkovanın duruş eğimini hayal edin. Birisi Evetçiler olsun diğeri Hayırcılar. Ya da birisi 12’yi 10 geçe diğeri 12’yi 20 geçe olsun, yelkovanların duruş eğimini düşünün.

*

Ne Evetçiler niçin evet dediğini anlatıyor ne de Hayırcılar niçin hayır dediğini… Her ikisi de karşı tarafı suçlayan ve kendi duruş açısını doğru kabul ettirmeye çalışan kavgacı bir tavır içinde. Samimi bir Müslümana ve erdemli bir insana yakışan kendi fikrini kabul ettirmek için karşı fikri karalamak değil kendi fikrini gerekçeli bir şekilde anlatmak olmadı değil midir?

*

Türkiye’nin geleceği Evet ile Hayır kavgasına kalmamalı… Hiç kimse karşı fikirde olanı ayırmamalı. Sonu evet de çıksa hayır da çıksa bu vatanda birlikte yaşayacağımız unutulmamalı. Sırtını dayadığı kalabalıktan cesaret alarak karşı tarafı ezme zulmünün kaybettireceklerini telafi edecek bir doktor da yok ilaç da ama bizim kaybettiklerimizi kazanç hanesine doldurmak için fırsat kollayanlar çok fazla.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.