1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Bir Sakal Hikayesi
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Sakal Hikayesi

A+A-

Gündem çok karışık bir yanda virüs salgını, diğer yanda yeni göçmen baskısı, Rusya ile ilişkiler, ABD ne yapmaya çalışıyor, ya AB? Güneyimizde düşmanca planlar devam ediyor, Putin ne demek istedi? Ve daha niceleri.

*

Bence gündemden daha karışık olan kafalar. Daha tehlikeli olan zihinlerdeki karışıklık. Zihinler bu karışıklıktan kurtulmadan gündem üzerinde yazmak ve konuşmak yangına odun taşımaktan çok farklı değil bence. Sebebini bilmedikleri konuların sonuçları üzerinde laf yarıştıranlardan bir çözüm beklemek de saflık olur, bunlar kafaları daha fazla karıştırıyor hem zaman hem de ümit kaybını artırıyor.

*

Çiçeği burnunda bir şirket müdürü olduğum yıldan bir hikaye anlatacağım size, bir sakal hikayesi: Bir müşteri bekliyorum Suudi Arabistan’dan, yıl 1994… Adam Arap, Peygamberimizin (SAV) soyundan. İlk defa tanışacağız, siparişi almak için tüm detayları dikkate alarak numuneleri hazırladım. İş bir yana ilk defa Peygamber soyu olan Arap milletinden birisi ile tanışacak olmamın bende sebep olduğu heyecanı anlatamam. Ve büyük gün geldi, Arap müşteriyi havaalanından aldım. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Şoktayım. Adam top sakallı ya!... Bu top sakal bize yıllarca kötü anlatıldı, komünist sakalı diyen de oldu, Yahudi sakalı diyen de… İyi de ben ne diyeceğim şimdi?

*

Arap müşterimizi iki gün misafir ettik, işi aldık Allah bereket versin ama ben kafamdaki sorulara cevap alamadım henüz, içim içime sığmıyor. Peygamber soyu denilen, Osmanlı’nın “necip” diyerek el üstünde tuttuğu Arap milletinden bir adam nasıl olur da komünist sakalı veya Yahudi sakalı ile gezer?... O an geldi ve sordum, saygıda ve nezakette kusur etmemeye çalışarak nasıl oluyor da bir Arap’ta böyle sakal oluyor? dedim….

*

O da şaşırdı, böyle bir soru beklemiyordu belli ve kısa bir cevap verdi; “Ben bu top sakalı sünnet olduğu için taşıyorum” dedi. Ne!? Sünnet mi? Nasıl yani?... Açıkladı, sağ eli ile sakalını sıvazladı ve sol eli ile yanaklarını göstererek “peygamber sakalını böyle tutar ve taşan kısmı keserdi” dedi.

*

Zihnimde şimşekler çaktı, yeni bir şok daha yaşadım çünkü bu açıklamayı daha önceden biliyordum ama ellerin yeri farklı idi… merhum Hoca Yusuf dedemiz de aynı şekilde sağ eli ile sakalını tutar ve sol eli ile sakalın aşağı sarkan kısmı göstererek “peygamberimiz sakalını böyle tutar ve taşan kısmı keserdi” dermiş. Dedemin rahle-i tedrisatından geçmiş büyüklerimizden çok defalar duymuştum bu açıklamayı.

*

Arap müşterimin anlattığı da aynı şeydi ama ellerin konumu ve anlaşılan farklı idi. Yani ortada bir tane doğru anlatı var ama iki farklı anlaşılan var. Şimdi kim benim anladığım doğru diyerek karşı tarafı yanlışlama yoluna gidecek?... Tabi ki bunu yapan olmadı, her iki anlamanın da doğru olabileceğini ve “önemli olanın peygamber efendimizin şeklini taklit etmek değil, ahlakını anlamak ve uygulamak olduğunda anlaştık”… İslam dininin şekil dini değil mana dini olduğunu konuştuk… Sakal şekli veya başka şekiller yüzünden kavga etmenin İslam’a değil İslam düşmanlarına hizmet olacağını konuştuk…

*

Gündeme bakıp “haklı çıkmak için konuşanlar yerine hakikati ortaya çıkarmak için konuşanların” çoğalması duası ile Allah’ın selamı söylenene ve görünene kanmak yerine işim aslını esasını anlamaya çalışanlar üzerine olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.