1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Bir Tarihin Özeti
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Tarihin Özeti

A+A-

Yıllarca uğraştık, Osmanlı’yı yavaşlattık, ekonomi ocağına incir ağacı diktik, sanayileşmesinin önüne kibrit suyu döktük. Fakirleşen Osmanlı’nın ordusu da zayıflayınca durdurduk.

*

Osmanlı, verdiğimiz borçları geri ödeyemeyince maliyesine el koyduk. 1881 yılında fiilen iflas eden Osmanlı talimatımız ile çıkardığı Duyun-u Umumiye Kanunu ile gelirlerine haciz koymamıza göz yumdu. Kurdurduğumuz bankanın adını da Osmanlı Bankası koyduk ki az sayıdaki uyanık tepki vermesin. Uyuyanlar zaten sorun değil, onlara nazik nazik yaklaş ve usul usul uzaklaş. Farkına bile varmazlar, sorun da çıkarmazlar.

*

Bu yöntemler iki asır kadar zaman aldı ama sonunda Osmanlı iyice zayıfladı ve hastalandı. Topraklarımızı yavaş yavaş geri aldık, Osmanlı’yı dar bir coğrafyaya sıkıştırdık… Zamanı geldi, çöktük tepesine… Çünkü Osmanlı’nın sanayisi de yoktu, gücü de. Gücü, güçlü devletler ile yaptığı anlaşmalardan geliyordu. Artık kendi ayakları üzerinde değil denge politikaları ile ayakta duruyordu… Ayrıca İslam Halifesinin, fethettiği başka ülkelerindeki Müslümanlar üzerinde bir etkisinin kalmadığını da görmüştük. Korkacak bir şey kalmamıştı…

*

Osmanlı artık kıvama gelmişti. Çöktük ve geriye kalan topraklarını da parçaladık Osmanlı’nın. Savaş sırasında, Osmanlı Padişahı da olan İslam Halifesi’nin bizim için savaşa (onlar cihad-ı ekber diyor) çağırdığı Müslümanlar yardıma gelmedi hatta o Müslümanların çoğu bizim bayrağımız altında İslam Halifesinin ordusuna karşı savaştı. Bu, akıl ve bilim ürünü, iki tarafı da keskin, nazik(!) politikalarımız sayesinde olmuştu.

*

Sonunda İstanbul’u geri aldık. İslam Halifesi de olan Osmanlı Padişahını esir aldık. İşgal birlikleri içindeki Fransız Generalin duygularına kapılıp kinini gizleyememesi sonucu İstanbul’a çıkarken Roma İmparatoru gibi davranması bazı uyanık Türklerin tepkisini çekince, hemen kontrolü ele aldık ve tepki büyümesin diye nazik(!) politikalarımıza geri döndük. Çünkü dünyanın başka bölgelerinde yönetimimiz altındaki Müslümanları yönetmek için İstanbul’daki İslam halifesi ile iyi ilişkiler sergilemek gerektiğini biliyorduk…

*

Türkleri Anadolu’dan atma ve İslam’ı da Arap çöllerine sürme projemizde her şey çok güzel giderken, durumdan rahatsız olan bazı Türkler direniş hareketlerine başladı. İçlerinden uyanık bir adam çıktı ve uyanık Türklerin kuvvetlerini birleştirdi. Bunlar, çift başlı bir asi gibi hem padişaha ve halifeye hem de bize karşı direnecek kadar cesurdu.

*

Neyse uzatmayalım, tekerimize fena çomak soktular. Asırlardan beri süren emelimize ulaşmak üzereyken bizi durdurdular. Son on yıldan beri savaşlardan yorulan ekonomimiz yüzünden yeni bir savaşa giremedik ve ele geçirdiğimiz topraklar ile yetinip, Anadolu’da bağımsız bir Cumhuriyet kurmalarına göz yummak zorunda kaldık.

*

Bir İngiliz böyle söyler mi? Söylemez. Ya nasıl söyler? Şöyle; Cumhuriyet 600 yıllık Osmanlı’yı yıktı! Cumhuriyet hilafeti kaldırdı… Cumhuriyet ve yanında gelen demokrasi İslam’a karşıdır… Bunları isteyen Müslüman olamaz… Bin yıllık tarihi yıkıp bayram yapıyorlar… Aaa, ne kadar ayıp! İngiliz’e böyle konuşmak yakışır ama iki tarafı da kesen nazik(!) politikalar üretme uzmanı İngiliz bunları kendisi söylemez. Kime söyletir? Türkiye Cumhuriyetini ve Türklerin başarısını hazmedemeyenlere söyletir. Osmanlı’nın içine düştüğü şartları bilmeyen ve anlamayan söyletir… Nasıl söyletir peki? Osmanlı sevgisi ve özlemi ile söylüyormuş gibi söyletir….

*

Yalan söyleyenler utanacak değil ya, kananlar utansın! Ve artık yeter desin ve bu millet uyansın. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.