1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Biz Bize Yeteriz-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Biz Bize Yeteriz-2

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

İnancımız sayesinde psikolojik bağışıklık sistemimiz güçlüdür ancak aklı kullanmaya ve düşünmeye karşı özellikle de bilimsel düşünmeye karşı bir virüsün etkisine girmişiz de çıkamamışız. Bu virüs bizi, üzerimizde emelleri olan birilerinin açtığı algı çukurlarına düşürdüğü için tartışmamız gerekenleri değil de birilerinin istediği şeyler için kavga ediyor ve çukurdan çıkıp zirveye tırmanamıyoruz. Yine öyle çukurlardan birine düştük sanki! Demiştik dün.

*

Korona salgın hastalığına karşı evine kapanmak, işyerini kapatmak zorunda kalan, iş ve gelir kaybına uğrayan, yardıma muhtaç duruma düşen vatandaşlarımıza devletimizin bir yardım bütçesi açıklaması beklenirken Cumhurbaşkanımızın “Biz Bize Yeteriz Kampanyası” başlatması milleti şaşırttı.

*

Buna itiraz edenlere karşı bir grubun konuyu “biz bize yeteriz mi, yetmeyiz mi?” gibi akıl dışı bir tartışma ortamına çekmesi ve birilerinin de o tartışma ortamına dalması işte aklımıza girmiş ve yerleşmiş olan o virüsün etkisidir.

*

Elbette “biz bize yeteriz”! Bu hiçbir tartışmaya konu olamaz. Olmamalıdır.

Tartışılması gereken şunlardır;  Bizi kıskandığı söylenen devletler var ya, niçin o devletlerin vatandaşına bağış yaptığı gibi yapmak yerine, vatandaşımızdan bağış istiyoruz?

Şu zamanda ihtiyacı olan vatandaşa yardım dağıtmak ile kredi vermek aynı şey mi?

Muhacir adı altıda aramıza karıştırılan Suriyeliye 40 milyar dolar gibi devasa bir parayı harcarken, ve bir o kadar daha harcarız derken, ensar dara düşünce ensar için niçin harcamıyoruz? Nereye gitti, o bir daha harcarız dediğiniz para?

Muhacire var da ensara niçin yok?

Başka devletlere bağış yapmada, yardım severlikte dünyanın en birinci devletiyiz diye övünürken, kendi milletine bağış yapmak gerekince niçin yardım severlikten çark edip milletten bağış toplama kampanyası açıldı?

Merkez Bankamızın rezervlerini anlatırken ağız dolusu konuşanlar şimdi niçin söylemiyor ne kadar rezervimiz kaldığını? İhtiyat akçesine ne olduğunu?

Tekalif-i Milliye Kanunu, yani Mustafa Kemal’in halktan (sonradan ödenmek üzere borç ve) bağış istemiş olması, İngiliz işgal kuvvetlerinin teslim aldığı Osmanlı Devleti’nin yıkılma çaresizliği şartları altında çıkarılmış bir kanundur. Bugünkü devletimizin yukarıda sadece bir kısmına değindiğimiz imkanlarına rağmen halktan bağış istemesini tekalif-i milliye ile savunmaya çalışmak ne tür bir acziyetin kamuflajı olabilir?

*

Bizim imtihanımız korona virüsü ile birlikte bizleri gerçekleri konuşmaktan uzaklaştırıp birilerinin işine gelen şeyler için kavga etmeye çeken algı bozma virüsü iledir. Biz birbirimize yeteriz, yetmeyiz diye bir didişmeye girişmek bilmem kaç yüzyıl önce Müslümanların zihinlerine sokulan bu virüsün etkisidir ve aklını kullanmayan kafaları birbirine düşürerek düşmana hizmet eder.

*

Evet, biz bize yeteriz Allah’a (cc) şükür! Ve biz, bizi birbirimize düşürmeye çalışanlara da yeteriz Allah’ın izni ile! Yeter ki bizim çocuklarımız aklını kullanmazlık etmesin! Yeter ki bizim çocuklarımız birilerinin algı çukurlarına düşmesin, gazına gelmesin… Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.