1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler-6 Takva
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler-6 Takva

A+A-

Ramazan ayı yaklaşıyor, yaşamakta olduğumuz güncel olayları “…oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki, takyava ulaşasınız…” diyen Kur’an ile anlamaya çalışıyorum… Ve soruyorum, on dört yüzyıldır oruç tutan Müslümanlar, oruç tutmanın hedefi olan takvaya erişmeyi ne oranda başarmışlar? Bu yılın orucu sayesinde takvaya ne kadar ulaşabileceğiz? Bakalım!

*

2014 yılı Mayıs ayında yazdığım “Medeniyet” başlıklı yazımda, “arabasının egsozu kapkara duman çıkarıp, havayı kirletiyorsa, insanları zehirliyorsa, sürücüsünün abdesti bozulur mu?” diye soruyor bir arkadaş demiştim… Şaka gibi bir soru ama biraz düşününce, anlayanlar için ibretlik bir incelik içeriyor…

*

Dinden sorumlu olanlar bellidir, örneğin zihinsel engelliler dinden sorumlu değildir. Mahlûkattan, hayvanların ve aklını kullanamayan insanların dinden bir sorumluluğu yoktur.. İslam, insanlar için gelmiştir. İnsan ise eşref-i mahlûkattır. Her ne kadar şekil olarak hepimiz insan olsak da eşref-i mahlukat olmak şekil ile değil manayı anlamak ile ilgilidir, gözle görünen fiziki bir fark oluşturmaz.

*

İnsan dâhil tüm canlılar topraktan yaratılmıştır ancak sadece bazı insanlar diğerlerinden farklı olarak şekillerden kurtulup manada, hayvanlıktan uzaklaşarak, şerefli bir mahlûkata dönüşmeye çalışır, yani eşref-i mahlukat olmaya. Peki nedir bu şeref?  

*

İnsanı yaratılmışların en şereflisi olma seviyesine çıkaran şeyin kaynağı nedir? Ahlak mı, erdem mi, ibadet mi, takva mı? Hepsinin de ayrı ayrı katkısı vardır ama Kur’an-ı Kerim’deki ifadesi ile, insanlar arasında cinsiyet veya soy veya makamdan dolayı birbirine üstünlük yoktur, Allah katında üstünlük ancak “takva” ile ölçülür…Yani üstünlük takvadadır… Ve takva sayesinde ibadet ile ahlaktan erdeme doğru gelişen  mahlukat şeref kazanır.

*

Bin dörtyüz yıldan beri ne kadar düşündük bu konuda ve ne kadar anladık takvayı, ne kadar uyguladık yaşama?

*

Takva’yı huşu ile karıştıranlar, en iyi abdesti alıp en iyi namazı kılma, en iyi orucu tutma çabası ile karıştırıyorlar… Oysa, çok daha önce, iman etme aşamasında ele alınması gereken bir kavramdır takva. Allah, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? diyor ya, işte tam orada başlar takva.

*

Kelime anlamı olarak haramdan kaçınmak, korkmak, sakınmak demektir takva. Bu bilgiye sahip olan kişinin takvaya ulaşma çabası, haram nedir? korkmak niyedir? korku aklı baskılar düşünmeyi engeller, düşünmeden nasıl anlarım haramı helali ve düşünmeden nasıl uygularım anlayamadıklarımı? Korkarak nasıl iman ederim, nasıl iyi kul olabilirim ki? Korkmanın sınırı nedir, şekli nedir? gibi onlarca soruya gebedir.

*

Bu soruları başlatan takvaya ulaşma çabası sayesinde, sorduğu sorulara cevap arayacak kadar aklını kullanabilen insan, öğrendiği bilgileri, işe yarar ameller olarak yaşamına uygulayabilmesi için bilinç sahibi olması gerektiği sonucuna ulaşacaktır. Çünkü bilinç olmayan bir akıldaki bilgiler, eşeğin heybesinde taşıdığı kitaplar gibi işe yaramaz.

*

Yani, takva geniş manada “bilinç ve farkında olma hali” olarak anlaşılmalıdır bence. Neyi, niçin yaptığının bilincinde olan insan yaratıcının kendisine verdiği görevlerin araç mı yoksa amaç mı olduğunun da farkına varacaktır. Böylece “…oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki, takvaya ulaşasınız…” diyen Kur’an’ı anlamaya başlayacaktır.

*

Orucu, akşam iftarda çekeceği ziyafetin hayali ile aç kalmak olarak değil, bilincini ve farkındalığını artırmak için tutacaktır. Ahlaktan erdeme çıkacaktır. Ve daha nice mertebelere… Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.