1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler-7 Adam Yokmuş!-3
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler-7 Adam Yokmuş!-3

A+A-

Günümüzde “başka adam yok ki” diye konuşulan sorununun kaynağı, Osmanlıca ifadesi ile “kaht-ı rical” yani adam kıtlığı, adam yokluğu bize Osmanlı'dan mirastır sevgili gençler. Sorunu anlayan, anlatmak ve çözmek için çalışan adamlarımız öldürülür veya susturulurken, Türklerdeki adamsızlık yüzünden adam gibi görünerek devletimizi ele geçirenler, bu durumu devam ettirebilmek için milletimizi kandırmakla görevlendirdikleri yandaşlarını sürekli beslemişler.

*

Biraz geçmişe gidelim, adam yokluğu sorunu Osmanlı’nın en azından son 2 yüzyılının sorunudur. Hani övünüyoruz ya 6 yüzyıllık Osmanlı diye, işte o 6 yüzyılın son 2 yüzyılı böyle “adam yok ki” serzenişi ile geçmiş… Niçin adam yok arkadaş!? deyip, soruna çözüm arayacak bir irade gelişememiş. Çünkü bu yönde harekete geçen irade, gelişme fırsatı bulmadan hemen “haledilmiş”. Bu haletme çetesinde, padişah öldürmek de dahil olmak üzere tahttan padişah indirmek ve padişahı kafir ilan edip milletin gözünden düşürmek bile var.. Ki bunların, kendi adamlarının idaresini sürdürmek için milletin adamlarını nasıl harcadıklarını varın siz düşünün...

*

Bakınız, Osmanlının 26. padişahı ve aynı zamanda 105. İslam Halifesi olan 3. Sultan Mustafa bu konuda neler yazmış: Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele / Devleti çerh-i denî verdi kamu müptezele / İmdi ebvâb-ı saâdette gezen hep hazele / İşimiz kaldı hemân merhamet-i lemyezele.

*

Bugünkü ifade ile şunları yazmış padişahımız: Dünya yıkılmakta, düzelmez bizim dönemde, / Kahpe felek verdi devleti aşağılık kimselere. / Şimdi hep alçaklar devlet kapılarında gezmede. / İşimiz kaldı ancak baki olan Allah’ın merhametine.

*

1757-1774 yılları arasında hüküm süren bir padişahımızı bu kadar üzen adam kıtlığı aslında ne zaman başlamıştır sizce? Belki, bu padişahımızdan elli, belki yüz elli yıl önce. Peki, Osmanlı’yı kuran Türklerin, adam yetiştirememe sorunu nasıl başlamış olabilir? Daha önemlisi bu sorun günümüze nasıl ulaşmıştır?...

*

Türklerin adam kıtlığı sorununa düşmesinden yararlanarak saray ve devlet kapılarını saranlardan kurtulmak için çözüm yolları arayan adamlar, padişahımızın, müptezel – hazel diyerek ifade ettiği bu alçak kişiler ve tabi ki bunların destekçileri, yancıları, yandaşları tarafından susturulduğu için adam kıtlığına bir çözüm bulunamamış ve sorun Osmanlı’yı yıkacak kadar büyümüştür. Ancak, Osmanlıyı yıkanlar, yıkıntıdan kurtarılanlar ile kurulan yeni devletimizde de yalanlarına devam edecek kadar yüzsüzdür, arsızdır ve her yanı sarmıştır.

*

Yeni Türk Devletini kurma iradesini ortaya koyan adamların hepsi asker idi ve devlet yönetimi konusunda Osmanlıdan gelen adamlar ile yetinmek zorundaydı… Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçen devlet adamlarını(!) adam mı değil mi diye eleme, seçme imkanları sınırlıydı… Böylece hastalık, Osmanlı'dan, Türkiye Cumhuriyeti'ne de geçti.

*

Yeni Türk Devletinin kuruluş ilkeleri taze ve sağlamken, milletin de Kurtuluş Savaşı uyanıklığı yaşadığı dönemde, bu alçak kişiler bi yandan devlete hizmet ile göze girmeye çalışırken, diğer yandan da yeniden güçlenmek için örgütlenme çabasında oldular. Ve Atatürk’ü öldürecek kadar organize olduktan sonra, devletimizin tüm kapılarını arsız bir virüs gibi yeniden sardılar…

*

Devleti saran virüsün farkında varmayan milletimiz, virüslü görünen devlete küstürüldü. Devlet kapılarını saran o alçaklar da kendilerini desteleyen yandaşlarını besleyip, semirterek millet arasına sürdü… Nice yalanlar, dedikodu ve iftiralar ile milletimizi yanılgılar içinde uyutmak, uyananlar ile uyandırmaya çalışanları susturmak da bunların görevi oldu…

*

Evet sevgili küçükler, büyüklerimiz kandıkları söylentiler ile uyurken size bunları anlatmaya çalıştım. Bu kandırma durumu da en az üç yüzyıldır devam etmektedir. Kandıranlar utanacak değil ya, kananlar utansın… Utanmak istemeyenler, şekle, görüntüye, söylentiye, dedikoduya kanmayı bıraksın işin aslını arasın. Devam edeceğiz inşallah. Selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.