1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler: Şapka-1
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler: Şapka-1

A+A-

Şapka konusunda o kadar çok hikaye anlatılır ki, günümüzün bir kısım yetişkinleri masal tadında dinlerler. Şapka almak için koyununu satmak zorunda kalandan tutun da, şapkasız gelenleri dövmek için elinde sopa ile bekleyen cami imamına kadar… Türlü çeşit. Anlatılan hikayeler bazen öyle etkilidir ki, şapka giymedi veya şapka kanununa karşı çıktı diye idam edildiği iddia edilen bazı hainlerin ihaneti bile örtbas edilebilmiştir. Bazı hikayeler günümüzde bile tartışılmaktadır ama ne tartışma? Tartışma değil aslında düşman yalanları ile milleti ayrıştırma.

*

Çoğu yalan olan ve düşman propagandası kokan şapka hikayelerini, masal tadında dinleyen ve kandıkları yalanlar ile kendi devletine, kendi kahramanlarına düşman olan büyüklere, kandırıldıklarını anlatmak zor iş. Enerjimizi boşa harcamak yerine, henüz düşman yalanları ile kandırılmamış küçüklere gerçeğe dair birkaç söz edelim istiyorum. Umarız ki düşman yalanlarının yayılmasına geç de olsa bir set gerilir!

*

Olayların yaşandığı dönemin şartlarında ve olaylar arasındaki etkileşimde birçok cevap gizlidir aslında. Söylentiler ve görüntüler, hiç söylendiği veya göründüğü gibi olmayabilir çoğu zaman… Bir de doğru bilgiler ile bir Müslümanları yanlış yollara saptıracak kadar becerikli hainler var aramızda. Hainlerce kandırılmak istemeyenler işin aslına bakmalı. Şapka konusu çok su götürür ancak kandırılmak istemeyenler için şu dört temel bilginin yararlı olacağını düşünüyorum, kısaca.

*

1) Şapka kanununa muhalefetin cezası hafif para veya hafif hapis cezasıdır. İdam, devlete ve millete ihanetin, düşmana hizmetin cezasıdır. Birileri şapkayı veya başka şeyleri bahane ederek ihanetini gizleyebiliyorsa, görüntüye ve söylentiye kanmak yerine işin aslını anlamaya çalışmak da feraset sahibi her Müslümanın boynunun borcudur.

*

2) Osmanlı, modernleşmek(!) için sarık takmayı bırakıp 1826 yılında fese geçti. Devletten maaş alanların tümü, halkın ise bir kısmı sarığı bıraktı. Fes taktı. Ancak bu reform "kısmen” oldu, başarılı olamadı, yarım kaldı. Sarıktan fese geçti diye Osmanlı dinden çıkmadı. Hatta Osmanlı zamanında, fes takmanın dinden çıkaracağı iddiasıyla fese karşı çıkanların torunları Cumhuriyet döneminde fese İslami bir anlam yükleyerek fesi çıkarmanın dinden çıkaracağı iddiası ile şapkaya karşı çıktı. Bazı kişilerin gelenekçilik görüntüsünde nasıl gericilik yapabildiği de ortaya çıkıyor aslında. Bunların hizmeti kime oluyor peki?

*

3) 1700’lerden itibaren iyice güçlenen Avrupa karşısında, savaşlarda yenilen ve topraklarını sürekli kaybeden bir Osmanlı vardı. Osmanlının toprakları (1699-1918) bir bir elinden çıkıp Avrupalılara geçiyordu... Ve buna ek olarak dünyanın her yerinde hakimiyet de Avrupalılara geçmekteydi. Avrupalının modası bile itibar kaynağı oluyordu. Bu durum Avrupalı lehine bir algı geliştirdi dünyada... Hatta, İslam halifesi olan son yedi Osmanlı padişahı bile Frenk modasına uyup, takım elbise giyiyordu. Kaftanı çıkarmış, sarık da takmamışlardı!

*

O dönemde, tüm dünyadaki algının manası şuydu:

- Şapka takanlar galip, fes takanlar mağlup!

- Şapka takanlar gelişmiş, fes takanlar geri!

- Şapka takanlar patron, fes takanlar işçi!

- Şapka takanlar modern, fes takanlar ilkel!

- Şapka takanlar güçlü, fes takanlar zayıf!

- Şapka takanlar efendi, fes takanlar köle!...

*

Maalesef, Osmanlı’da bile Avrupalıya karşı bir aşağılık kompleksi vardı, hem de en az iki yüzyıldan beri ve oldukça fazla.  Devam edeceğiz, selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.