1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler Şapka-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler Şapka-2

A+A-

Şapka konusunda anlatılan hikayeleri masal tadında dinleyen yetişkinler bir yana, gerçekleri çocuklarımıza iyi anlatmalıyız. Önceki yazımızda tarihimizi kirleten düşman yalanları ile gerçek tarihimiz arasındaki farkı anlamanın önemine değinmiş ve bu yolda yararlı olabilecek üçüncü bilgide kalmıştık. Devam edelim;

*

… Bu durum Avrupalı lehine bir algı geliştirdi dünyada... Hatta, İslam halifesi de olan son yedi Osmanlı padişahı bile Frenk modasına uyup, takım elbise giydi. Kaftanı çıkardı, sarık da takmadı!

*

O dönem, dünyadaki algı şöyle idi:

- Şapka takan galip, fes takan mağlup!

- Şapka takan gelişmiş, fes takan geri!

- Şapka takan patron, fes takanlar işçi!

- Şapka takanlar modern, fes takan ilkel!

- Şapka takan güçlü, fes takan zayıf!

- Şapka takan efendi, fes takan köle!...

*

Maalesef, Osmanlıda bile Avrupalıya karşı bir aşağılık kompleksi vardı, hem de en az iki yüzyıldan beri ve oldukça da fazla.  Elbette ki marifet baştaki şapkada değildi, başın içindeki beyni kullanma biçimindeydi marifet. Şapka sembolik mesaj olmuştu.

*

Galip, gelişmiş, güçlü Avrupalıya karşı, Kuvay-ı Milliye zihniyeti ile Kurtuluş Savaşını kazanarak, Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu algıya karşı hem içeriye hem dışarıya bir mesaj vermeleri gerektiğini biliyordu. Tüm dünyanın aşağıladığı fesi bırakıp, şapkaya geçmek fakir, yorgun ve yılgın milletimizden bir mesajı olacaktı... Şapka, asırlardan beri mağlup olan Osmanlının yılgın etkisinden çıkışın sembolü olacak bir aksesuardı aynı zamanda. Mağlup ettikleri Avrupalıya, siz efendi değilsiniz, biz de sizden geri veya ilkel değiliz, daha çok çalışıp size yetişeceğiz ve hatta geçeceğiz mesajını vermenin bir sembolü idi şapka. Görünen o ki yeterince anlatılamadı…

*

Elbette böyle sembolik bir mesajı herkesin anlaması beklenemezdi. Anlamadıkları halde konuşanlar ile düşünmedikleri halde bu anlayışsızlara kananlar yüzünden şapka konusunda bir sürü yalan yanlış söylenti yayıldı. Hala da yayılmakta. Bu da düşmanın işine yaramakta!

*

Belki de şu küçük bilgi engel olabilir, yalancıların kandırmasına;

4) Atatürk, durup dururken bir şapka kanunu çıkarmamıştır! Atatürk, Osmanlının sarığı bırakıp fes takarak başlattığı ancak başarısız olunca yarım bıraktığı bir değişimi tamamlamıştır. Sarığı çıkarmak Osmanlıyı dinden çıkarmadı, şapka takmak da Türkleri dinden çıkarmayacaktır. Ancak yaşamın her alanında Avrupa icadı şeyleri alırken dinden çıkma korkusu yaşamayanların, şapka takınca dinden çıkılacağı safsatasını yayan hainlere kanması çok manidardı. İşin aslı çok başkaydı ve söylentiye, görüntüye şekle kanmak yerine işin aslını arayanlar, gerçeği anladı…

*

Tüm dünyaya hakimiyet kurarken, hiç beklemediği şekilde bize göre Kuvay-i Milliyeci, haçlı bakiyesi devletlerin komutanı İngiliz’e göre Kemalist, çılgın Türklere mağlup olan emperyalist kibirli güçler, bunun intikamını alacaktı. Türkiye’nin yeni nesillerine, kahraman çılgın Türkleri kötülemek için her fırsatı kullanacaktı. O fırsatlardan birini de şapkada buldular. Şapkayı sanki İslam’a karşıymış gibi anlattılar. Oysa şapka takmanın imana bir zararı yoktu, yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız gibi sembolik bir mesaj aksesuarı idi.

*

Düşman yalanlarına kananlar kandı ama ümit her zaman vardı. İşin aslını anlamaya çalışanlara selam olsun. Yaşam görüntüye söylentiye kanmak yerine gerçeği arayanlar sayesinde yükseliyor. Bize de, düşman yalanlarını tarih sana yetişkinler ile zaman harcamak yerine, küçüklerimizi bu bilinç ile doğru bilgi ile yetiştirmek düşüyor. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.