1. YAZARLAR

  2. Nesrin Erkan Sabuncu

  3. Cahit Sıtkı Tarancı
Nesrin Erkan Sabuncu

Nesrin Erkan Sabuncu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cahit Sıtkı Tarancı

A+A-

Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910 yılında Diyarbakır’da doğmuştur. Galatasaray Lisesinden mezun olmuştur. Daha sonra Ankara Yüksek Ticaret Okulunu bitirmiştir. Sümerbank’ta memur olarak çalışmıştır. 1939 yılında Paris Radyosunda Türkçe yayınlar yapmıştır. 2. Dünya Savaşı başladıktan sonra ülkeye dönmüştür. Türkiye’de Çalışma Bakanlığında bir süre görev yapmıştır.

Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerinde şekle düşkün bir sanatçıdır. Bu nedenle hece veznine ve kafiyeye sonuna kadar bağlı kalmıştır. Dili çok canlı, saf ve temizdir. Ahenkli bir üslupla şiirlerini meydana getirmiştir. En güzel halk deyimlerini kullanmıştır. Garip akımının etkisiyle serbest yazdığı şiirleri de bulunmaktadır. Cahit Sıtkı Tarancı sembolizm ve romantizm etkisiyle şiirlerini oluşturmuştur. Bu nedenle şiirlerinde günlük aşklar, mutluluklar, insanların gündelik tasaları, yaşama sevinci gibi konuları işlemiştir. Şiirlerinin çoğunda kendini anlatmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı sanat için sanat anlayışıyla şiirlerini yazmıştır. Onun şiirlerinde birey ön plandadır. Cahit Sıtkı Tarancı eserleri sadece şiirlerden meydana gelmemiştir. Deneme, makale, mektup ve hikaye türünde de eserler yazmıştır. Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerini Otuz Beş Yaş adlı kitabında toplamıştır. Bu kitabı sayesinde şiir yarışmasında birinci olmuştur. Cahit Sıtkı Tarancı kısmi felç geçirerek konuşma yetisini kaybetmiştir. 12 Ekim 1956 yılında Viyana’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir.

Ünlü şairimizin kitabına da adını verdiği OTUZ BEŞ YAŞ şiirinin her bir mısrası ayrı ayrı anlatıyor hayatımızdaki dönüşü olmayan o yılları… 

Şiiri paylaşarak birlikte anımsayalım mı,  ne dersiniz sevgili okurlar?

 

OTUZ BEŞ YAŞ

 

Yaş otuz beş yolun yarısı eder,

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher

Yalvarmak, yakarmak nafile,

Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var ,

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar,

Neden böyle düşman görünürsünüz?

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan

Hani resmime baksam; ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu gülen yüzlü adam, ben değilim,

Yalandır, kaygısız olduğum yalan!

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız,

Hatırası bile yabancı gelir.

Hayata beraber başladığımız,

Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;

Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış,

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insanı boğar, ateş yakarmış,

Her doğan günün bir dert olduğunu…

İnsan bu yaşa gelince anlarmış!

***

 

YARIM ASIRLIK HAYAT

 

Zaman bir ışık hızıyla geçiyor adeta,

Gönül, hayata bağlı, sevgiye müptela.

Çırpınmaksa boş, ne yapsak ne etsek nafile,

O zalim yıllar…

Bizi eskiten!

Yalan bu dünya aslında,

Aslında en doğrusu, sonda başlayacak.

Ne otuz beşi ne kırk beşi…

Yarım asrı devirdi;

Bu koca ömür, bu beden!

Nerede o sevgiyle bakan gözler,

Hani, hani nerede o gülen yüzler?

Nerede o deli dolu gençliğim?

Yoksa…

Yoksa hepsi bir hayal miydi?

Aynalar; düşman değildik biz eskiden,

Yıllarca dost olmadık mı?

Çıkarıp içinizden, yeniden,

Verin…

Verin bana gençliğimi!

Ne otuz beşi, ne kırk beşi

Yarım asrı devirdi.

Bu beden, bu koca ömür,

Tam bir yaprak dökümüydü…

Seneler geçtikçe, değiştikçe devir;

Hayat ağacımdan bir yaprak daha dökülür,

Biter elbet…

Biter bir gün; bu yarım asırlık ömür!

 

Nesrin Erkan Sabuncu

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.