1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çanakkale Şehitleri ve Referandum
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale Şehitleri ve Referandum

A+A-

Kendi adıma, çok geç olduğu için üzüldüğüm Çanakkale Şehitliğini ilk 1999 yılında ziyaret edebildim. Orada yaşadığım duyguları ve o duyguların getirdiği bazı önerilerimi çok defalar paylaştım yazılarımda. 

*

Gönül ister ki yıllar geçtikçe yeni şeyler yazalım, yeni şeyler konuşalım. Yollarımız çift, trenlerimiz hızlı, ihracatımız fazla… Ekonomi ölçeğinde dünyanın 17’ncisi olmuşuz ama insan ölçeğinde, insani kalkınmışlık sıralamasında 90’ıncı sıralara düşmüşüz. Eğitim gerilemiş, lisede okuyan çocuklarımızın matematik ve fen dallarındaki başarı sıralaması dünya sıralamasında 40’ıncı sıralara düşmüş.

*

İslam dini ile demokrasiyi birbirine rakip gösterenler hala itibar görüyor. Başkanlık sistemi için yapılacak referandumu Osmanlı - Cumhuriyet kapışmasına çevirenlerin gözü iyice dönmüş. Bir hikâye ile tarihi anlayıveren, bir cümle ile hainleri kahraman, kahramanları hain yapıveren, bir kelime ile kalbini bilmediği insanları öteki, düşman hatta kâfir ilan ediverenler çoğalıyor ve bizleri okumaktan, düşünmekten, sorgulamaktan uzaklaştıranların tuzağına düşenler gittikçe artıyor.

*

Tarihi bilmeyenlere, şehitlerini anlamayanlara, şehitlerine layık olmayanlara cumhuriyet de demokrasi de zulüm gibi gösterilebilir kolayca. Cehaletin sonu ahmaklıktır. Ahmaklığın ise sonu yoktur.

*

Demokrasi bir din değildir asla. İslam’a rakip hiç değildir. Sadece toplumu yönetecek insanların nasıl seçileceğine dair bir rekabet, bir yarışma sistemidir. Ahlaklı, kurallı rekabet kaliteyi artırır. Kaliteli insan bilinçlidir. Bilinçli kişi sebep sonuç ilişkilerini anlar, gaza gelmez, tuzağa düşmez. “Çağdaş”, “Atatürkçü”, “Cumhuriyetçi”, “Osmanlıcı”, “Laik”, “Dinci”, “Dindar”, “Cemaat” gibi kavramların arkasına gizlenerek, milleti birbirine düşürmeye çalışan nifak odaklarının oyununu bozar.

*

Bir hayal kuralım; Fatih Sultan Mehmet Han, Çanakkale savaşı sırasında kalkıp cepheye gelmiş olsaydı ve şöyle deseydi; 465 yıl önce dünyanın en büyük toplarını yapmış olan Osmanlının torunları öz vatanının savunması için gereken topu kendisi yapamamış da kâfirden mi satın almış? Bu nasıl Osmanlıdır? Yetmemiş bir de İslam Halifesinin Ordusuna Alman subaylarını komutan atamış! Bu nasıl Müslümanlıktır?

*

Sonra kalkıp bu güne gelse ve dese “Ey sen Osmanlı torunuyum diyen kişi, Seyit Onbaşının iman gücü ile övünüyorsun da Seyit Onbaşının kullandığı o topu ve o mermiyi yapamadığın için niçin yerinmiyorsun? Tatlı hikayeleri tarih zannedip dinliyorsun da niçin bilimde fende ilerlemiyorsun? Ordusunu Alman subaylara emanet edip savaşı kaybeden ve yıkılan Osmanlı ile övünüyorsun da bu yıkıntı içinden çıkan Türkiye Cumhuriyetine niçin sahip çıkmıyorsun? Yeni devletin eksikleri, kusurları varsa düzelt, niçin yıkmaya çalışıyorsun, kime hizmet ediyorsun? Benim torunum, Osmanlının torunu böyle olur mu? Hep düşmanı suçlayarak bir yere varamazsın, düşman sana zarar verecek cesareti ve gücü senin hangi hatalarından alıyor? Bunu sorgula biraz.”…

*

Bu vesile ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, şehitlerimize layık olma bilincine erişme duamı ederek, önerilerimi tekrarlıyorum;

-MEB en azından lise müfredatına Çanakkale Şehitlik ziyaretleri eklemelidir ki; millet olmanın, birlik olmanın, şehidin, gazinin, savaşın, hürriyetin ne olduğunu anlasın çocuklarımız. Şehitlik turları başlatanları tebrik ediyorum bu arada.

-Milletvekillerimiz, yemin törenlerini Çanakkale şehitliğinde yapmalılar ki kime hizmet etmeleri gerektiği bir daha düşünme fırsatı bulsunlar.

-Devleti yönetmek için işe alınan memur ve bürokratlar ile özellikle geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenler yemin törenlerini Çanakkale şehitliğinde yapsınlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.