1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çanakkale Şehitlerine
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale Şehitlerine

A+A-

Gönül ister ki yıllar geçtikçe yeni şeyler yazalım, yeni şeyler konuşalım. Ama öyle bir yerleri ihmal ediyoruz ki, zarf değişse de mazruf gelişmiyor. Yollarımız çift, hızlı trenlerimiz var, her zamankinden daha çok uçağa biniyoruz, daha çok ihracat yapıyoruz ama beyinlerde, zihinlerde elle tutulur bir gelişme olmamış, ekonomimiz dünya 17’ncisi olurken, insani kalkınmışlık sıralamasında 90’ıncı sıralara düşmüşüz.
*
Geçen yüzyıldan kalma bir yazımdan alıntı bundan sonrasının çoğu; .. .. Cumhuriyet ve Demokrasi zulümdür layık olmayanlar için. Layık olmak için bilinçli olmak ve iyi anlamak gerekir temel değerleri. Beynini birey olarak kullanabilme erdemidir bu değerlerden birisi. Şu veya bu şekilde, ona veya buna tabi olmak hiç değildir. Kendin olmaktır. Demokrasi ile İslam dinini birbirine rakip gösterenlere inanmamak, bilimi anlamadan alim olanlara cevap verebilmektir.
*
Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır (Ali İmran/19). Demokrasi bir din değildir. İslam’a rakip hiç değildir. Sadece toplumu yönetecek insanların nasıl seçileceğine dair bir rekabet, bir yarışma sistemidir. Bu rekabeti idrak edemeyene ne denilebilir, ne anlatılabilir ki?
*
Rekabet, yarışma tüm dünyada kaliteyi artıran bir şeydir. Kalite sunamayanlar sevmez rekabeti, yarışı. Fiyatta indirim yaparak işi yürütmeye çalışırlar. Fiyatı indirdikçe ucuzcu müşterileri artar ama maldan çalmak zorunda kalırlar zaman geçtikçe ve gittikçe kaliteyi unutan, kalitesizliği benimseyen bir ortama alışırlar hep beraber…
*
Bilinçli olmak tuzağa düşmemektir. “Çağdaş”, “Atatürkçü”, “Cumhuriyetçi”, “Laik”, “Dinci”, “Dindar”, “Cemaat” gibi kavramların arkasına gizlenerek, “Millet” ile “Ümmeti” karşı karşıya getiren, getirmeye çalışan nifak odaklarının tuzağına düşmemek gerekir demokrasinin kıymetini anlamak, demokrasiye layık olmak için. Bu tuzakların içinde boğulup da balık misali suyu fark edemeyenlere zulüm gibi gelir demokrasi.
*
Çanakkale şehitlerini hatırlayacağız. Ama nasıl hatırlayacağız? Onların bize hediye ettiği vatana ve birliğe sahip çıkacak bilinç ile mi, yoksa çobanlık taslayanların güdümündeki koyunlaş(tırıl)mış zihnimizle mi?
*
Türkiye Cumhuriyeti’nin birçok devletin bağımsızlık mücadelesine ilham olmuş onurlu kurtuluş savaşı ile atılan temelleri, gerek tarihten sızan ve bölgesel siyasi virüsler, gerek devrimler ve gerekse kumandası dışarıdan krizler ile sık sık sarsılmıştır. Bu “temel sarsma operasyonlarında” ipi dışarıdaki medyayı takip ederek mi hatırlayacağız şehitlerimizi? ABD, 72 buçuk halka, düne kadar insan yerine koymadığı zencileri de dahil ederek “bir millet” olmuşken, bu vatanı kurtarmak için canını vermiş insanların torunlarını, birbirine düşürüp, ayırmaya teşebbüs edenlerin peşinde fırkalara ayrılarak mı hatırlayacağız şehitlerimizi? Cumhuriyet Bayramlarını hala 10. yıl marşı ile kutlayarak mı hatırlayacağız şehitlerimizi?
*
Peki nasıl hatırlayalım? Acizane, ancak 1999 yılında ziyaret edebildiğim Çanakkale Şehitliği’nde düşünebildiğim şu önerilerimi tekrarlamak istiyorum;
- Millî Eğitim Bakanlığı en azından lise müfredatına Çanakkale Şehitlik ziyaretleri eklemelidir ki; millet olmanın, birlik olmanın, şehidin, gazinin, savaşın, hürriyetin ne olduğunu idrak ederek anlasın çocuklarımız.
- Milletvekillerimiz seçilince, yemin törenlerini Çanakkale şehitliğinde yapmalılar ki kime hizmet etmeleri gerektiği bir daha düşünme fırsatı bularak, daha net anlayabilsinler.
- Devleti yönetmek için işe alınan memur ve bürokratlar ile özellikle geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenler yemin törenlerini Çanakkale şehitliğinde yapsınlar.
*
Şehitlerine layık nesillerden olmak ve şehitlerine layık nesiller yetiştirmek dileği ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.