1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çanakkale Zaferi ve Andımız
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale Zaferi ve Andımız

A+A-

Türk milletini yenmek için, onların kudret aldığı tarihlerini de yenmek gerekir. Türk milletini yenmek için, onların iman aldığı dinlerini de yenmek gerekir. Türkleri anlayan düşmanın tespitleri ve sonraki nesillerine öğütleridir bunlar.

                                                                                  *

Çanakkale Zaferimizin 106. yıl dönümü bugün. Bugün öyle bir gündür ki, “şehitlikler sembolik” gibi şeytan işi yalanları uyduran Müslüman görünümlü yılanlara kananların, değerini anlamayacağı, heyecan duymayacağı, kutlama yapmayacağı garip bir gündür. Bu günün değerini ve işin aslını anlamak, anlatmak ise her Türkün her gerçek Müslümanın boynunun borcudur.

                                                                                  *

Bu borcu ödeme görevi, zor bir görevdir. Bu zorluğun sebebi, dışarıda dört bir yanımızda, devletimizi yıkmak ve vatanımızı parçalamak için fırsat kollayan düşmandan ziyade, içeride, bizimle birlikte yaşayan ve devletimizi ele geçirmekle görevli hain kadrosudur… Bunlar başarırsa düşman başarmış olacaktır.

                                                                                  *

Merhum Atilla İlhan’ın ifadesi ile “bizim yüzde onluk hain kontenjanımız” vardır. Bence bizim bir de, en az “yüzde otuzluk cahil kontenjanımız” vardır. Görevimizi zorlaştıran esas sebep budur. Ve zor diye vazgeçmek yoktur. Çünkü, muhtaç olduğumuz kudret, düşmanın elimizden almaya çalıştığı tarihimizde mevcuttur, bir de bazı sorulara bulacağımız cevaplardadır.

                                                                                 *

Hain mi daha tehlikelidir, cahil mi? Haini daha tehlikeli gören zihniyet, cahilliği önlemek için çalışmamış cahillerin sayısını artırmıştır. Aslında “cahil daha tehlikelidir”, çünkü hainler cürmü kadar yer yakamazken, “kandırılmış cahiller” kendisi ile birlikte milleti de yakar, devleti de yıkar. Hainler ve cahiller birleşince yüzde kırk yapar, biraz gayret ile yanlarına yüzde on, onbeş kararsız katar! Allah muhafaza… İşte Türkiye o zaman batar. Devletimizin adına ve bayrağımıza yılan dillerini uzatanlar, o zaman heyecan duyar, kutlama yapar. Bu hainlere kanan cahiller de ahmak ahmak bakar. Hatta bazıları iyi bir şey yaptıklarını bile sanar!

                                                                                  *

Cahil kalmak ile övünecek kadar ferasetsiz olanların tarih sandığı düşman yalanlarının ve din diye sarıldığı hurafenin yayılmasını, zihinleri henüz kirletilmemiş kararsızların, bu yalanlar ile kandırılmasını önlememiz bile yeter.

                                                                                 *

Karşımızda “milletimizi doğru bilgiler ile bile yanlış yollara saptıran”, devletin en tepesindeki kişileri bile kandıran, çok yetenekli hainlerin varlığını göz ardı etmeyelim. Mahkeme kararı ile “Ne Mutlu Türküm Diyene” demeyi ırkçlık saymanın, Türk milletini yenmek için, onların kudret aldığı tarihlerini de yenmek gerekir diyenlerin başarısı olduğunu bilelim.

                                                                                 *

Andımızı kaldıran zihniyeti iyi tanıyalım. Anıt ile put arasındaki farkı, anı ve hikayeler ile tarih arasındaki farkı, gelenek ve rivayet ile din arasındaki farkı, gelenekçilik ile gericilik arasındaki farkı, milliyetçilik ile ırkçılık arasındaki farkı anlamaktan aciz olduğu halde, ümmetçilik hatırına milliyetçiliği ayaklar altına alarak Türk milletini başka milletlerin ırkçı emellerine hizmetçi yaptığını fark etmeyecek kadar aymaz bir zihniyettir. Ancak yaptıklarını siyasi söylemler ile örtebilmektedir.

                                                                                 *

Bu aymazlığın, ahmaklık ile birleşmesini önlemek ve işin aslını göstermek için bazı sözcüklerin anlamlarını berraklaştırmak bile yeterli olacaktır. Hain kontenjanından konuşanların sözlerinin çoğu söyledikleri gibi değildir ancak bu sözler ile kandırılmış olanların yaptıkları gerçektir. Sandıklar kurulmada, kanmayı bırakmak, sorgulamayı öğrenmek ve işin aslını arayarak gerçeği bulmak baş görevdir.

                                                                                 *

Andımız ile heyecan duymayanlar varmış, vardır. Onların tarihlerinde böyle heyecan verecek bir kudretleri yok diye heyecan duyan kudret sahibi çocukları susturmak niye? Bu hizmet kime? Bunlara rağmen, rahmet şehitlerimize, kutlama zaferimize, selamet geleceğimize, dua kanmak yerine işin aslını anlayanlar üzerine…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.