Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Canan Uykuda

A+A-

Bugün “Kanal İstanbul” konusuna değinmek niyetindeydim ancak kısmet “Türk Dünyasından Esintiler” getirdi. Cumartesi akşamı Ahde Vefa Turan Birliği Derneğinin organizasyonunda Sayın Bünyamin Aksungur’un konseransındaydık. Evet, Aksungur hocanın ifadesi ile “konserans”… Bence de doğru bir ifade, çünkü o sadece bir şarkıcı değil, o bir düşünür, dünya Türk müziğinin sesi olarak tanınmış, sınırları aşmış, araştırmacı bir halk ozanı. Söylediği şarkılar sadece kulağımızın pasını almakla kalmadı, hem coğrafyanın uzaklarından hem de tarihin derinlerinden milletin sesi ile yüreğimizi titretti…

*

Açılış konuşmasını yapan Sayın Doç Dr Muzaffer Ürekli hoca bizi Türk dünyasının dört bir köşesinde mana ve duygu dolu bir gezinti yaptırmıştı zaten. Ardından gelen şarkılar beni ilk defa 1990 yılı kışında gittiğim Kazakistan anılarıma götürdü, o günkü duyguları yeniden yaşadım. Otuz yıl önce “…bir dahaki gelişimde pasaporta gerek kalmaz inşallah…” demiştim… Henüz olmadı, kolay da olmayacaktır! Ama olacaktır… Zaman ister, emek ister, Beş bin km öteye uçup da inişte Türkçe konuşan insanlar ile kucaklaşmak öyle kolay anlatılacak bir duygu değildir.

*

Türk Milletin yeryüzüne dağılmış, dağıtılmış, toplanması zaman alacaktır. Türk milletinden olmak kolay değildir; hem doğuda Çin Seddini yapmak zorunda kalan Çinli düşmandır, hem batıda Haçlı Orduları toplamak zorunda kalan Avrupalı… Ya ABD’nin derdi nedir? Niçin senin bu kadar içindedir? Kuzeydeki Rus bazen dosttur bazen düşmandır, dostluğundan  şüphe etsek de düşmanlığı aşikardır. Hadi diyelim komşudur, menfaatlerimiz bazen çakışır bazen örtüşür… De, peki ya güneyimizdeki din kardeşlerimiz için ne demeliyiz? Onlar nasıl dosttur, niçin düşmanımız ile yan yanadır? Her Türküm diyen önce bu denklemi çözmelidir. Çözebilenler mutlu olacaktır.

*

Çözmek isteyenler öncelikle şunları anlamalı ve anlatmalıdır; “İslam dini uğruna en çok şehidi veren millet Türk milletidir” ne Arap ne başkası… Bu hali ile Türk milleti, Müslümanım diyen herkesten saygı görmeyi hak etmektedir. Ümmetçilik adına milliyetçiliği ayaklar altına alma yanlışına düşülmemelidir. Bu yanlışın sonu kendi milliyetçiliğine küserken başkalarının ırkçılığına “hizmetçi” olmaktır. Daha önemlisi millet ile ümmet farklıdır. Ümmet milletin yerini tutmaz! İslam ümmetini kurabilmek için Müslüman halklar millet olmayı öğrenmelidir ki üst bir kimlik olan ümmet birliğini kurabilsin. Bu bağlamda ümmetçilik hatırına milliyetçiliği ayaklar altına alanların İslam ümmetinin kurulması önündeki en büyük engeller olduğu da görülmeli, Türk düşmanlığının aslında İslam düşmanlığı olduğu da anlaşılmalıdır. Ve bilinmelidir ki Türk’ü tarihe gömmek isteyenler hep olmuştur ama her seferinde Türkler toprağa atılan tohum gibi yeninden filizlenerek, yeşerip, çoğalarak tarihte yerini almıştır.

*

Bir de Türküm diyen herkes zihinlerimizi programlayan sözcüklerin anlamı üzerinde düşünerek konuşmalıdır. Örneğin;  Sanat, sanatçı! Sanat zihin açan bir iştir, sanatçı ise halkı aydınlatan kişidir. Sanatçı uyandırır. Eğlendirici uyutur,  uyuşturur… Sanatçı ile eğlendirici yani çalgı, çengi takımı karıştırılmamalıdır. Eğlendirici takımına sanatçı değeri veren halklar aydınlanamaz, uyanamaz ve millet sınıfına yükselemez hatta varsa millet olma özelliğini bile kaybeder. Sözcükler küçüktür ama büyük anlamlar taşırlar. Konuşurken, dinlerken bir daha bir daha düşünmek gerekir.

*

Cananın derdi ile dertlenince, Cananın uykusuna değinemedik, sonraki yazımıza erteledik. Ahde Vefa Turan Birliği Derneğine ve Sayın Harun Maral Başkana sonsuz teşekkürlerimiz ile, görüşmek üzere..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum