1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Cehalet ve Feraset
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cehalet ve Feraset

A+A-

Çağımızın en modern (!) silahı cehalettir. Sadece bu çağın değil, ilim ve bilim arasındaki farkın anlaşıldığı çağlardan beri en etkili silah cehalettir desek daha doğru olur bence. Cehaleti kullanmayı keşfeden emperyalist güçler hedef seçtikleri milletleri köleleştirmek, ülkelerini sömürmek, devletlerini yıkmak için ateşli silahların yapamayacağı işleri cehalet ile yapmışlardır.

*

İnsanlar arasındaki iletişimi kolaylaştıran ve hızlandıran sosyal medya cehalet silahının etkisini artırdığı gibi kullanımını da kolaylaştırıyor. Siz de görmüşsünüzdür, yalan yanlış bilgileri içeren paylaşımları sallıyorlar, sonra gelen doğru bilgiler üzerinde düşünüp, fikirlerini gözden geçirmek yerine “tamam biz cahiliz sizinle anlaşamayız” gibi sözler ile cevap veriyorlar... Cahil olmanın ne olduğunu bilmeden, cahil olduğunu kabul ediyor bunlar, kandığı yalanı yaymaktan vazgeçmiyor tam bir cahil gibi.

*

Bu tür zihinsel kaymaların sebebi, çukura düşen insanların çukurdan kurtulma umudunu kaybedince, kurutuluş çabasını bırakıp çukura alışmaya hatta çukurun faydaları hakkında konuşmaya başlamasına sebep olan psikolojik bir marazdır… Bu marazı fark etmeyenleri teşvik edenlerin verdiği gaz ile çukur, çamur içinde olmayı bir nimet gibi anlatanlar çoğalabilir. İşte, “ben cahillerin ferasetine güveniyorum” diyen birisinin profesör olması bu psikolojik marazın kabul edilmesi, normalleştirilmesi ve teşvik edilmesinin sonucudur.

*

Peki kimdir cahil? Öncelikle her bilgisiz kişi cahil değildir bunu bir kenara yazalım. Bilmeyen, öğrenir ve bilgisizlikten kurtulur ama bilgisiz kalmakta ısrar eden kişi ya da yanlış bilgisi yerine doğrusunu araştırmayan kişi cahil olur… Yani bilmemekte, öğrenmemekte ısrar eden kişi cahildir! Cahil kişi neyi bilmediğini de bilmediği için bilmenin öğrenmenin gereğini de anlamaz, kendisine anlatılanların yalan mı doğru mu olduğunu sorgulamaz. Öğrenmek yerine kanar.

*

Peki feraset nedir? Anlayıştır, sezgidir. Yani beyin ile kalbin, akıl ile duygunun işbirliği içinde çalışmasıdır feraset. Akıl nedir? sorusu ile açalım; Akıl, kökeni itibarı ile Arapça’da dizginlemek, gem vurmak, bağlamak anlamından türemiş bir sözcük. Bunu el ile değil de beyin ile yapınca, akıl, gözlediği olaylar arasında bağ kurma kabiliyeti oluyor. Bu kabiliyeti kullanarak varılan sonuç ise "anlama" oluyor. Buna bir de sezgi eklenince feraset ortaya çıkıyor. Şimdi feraset sahibi kişi bilgisizlikte ısrar mı eder yoksa işin aslını anlamak için olaylar arasındaki bağı ve ilişkiyi anlamak için mi düşünür?... Feraset sahibi kişi anlamak için düşünür ve anlamasını geliştirecek yeni bilgileri öğrenmek için çalışır, bilgisiz kalmak için inat etmez…

*

Bu durumda, cahil kişide feraset olur mu? Feraset sahibi kişi cahil kalır mı? Hayır! Bu hayır bize, asıl cehaletin, cahilde feraset olmayacağını bilmemek olduğunu anlatır. Asıl cehalet, “cahilin ferasetine güveniyorum” gibi bir cümle kurmaktır. Bu basit sorgulamayı yapamamış kişi ve benzeri kişilere unvanlar, makamlar vermektir cehalet. Bunu yapalım diye bizi zorlayan mı var? Hayır yok! Ama kendiliğimizden yapıyoruz işte. Niçin?

*

Bu da emperyalizmin cehaleti nasıl bir silah olarak kullandığını gösterir… Ben, bu oyunu anlayacak ve bozacak feraset sahibi kişilerin milletimiz içinde yeteri kadar olduğuna inanıyorum. Feraset sahibi kişiler birilerinin teşvik etmesine ihtiyaç duymadan vatanı için milleti için görevini yapacaktır. Millet, cahiller çamuru ne kadar övse de feraset ile birlikte basiret sahibi kişilerin omuzlarında yükselecektir. Ve bunlar hiç de az değildir sadece cahillerden az konuşurlar… Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.