1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çelişki Çöplüğü
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çelişki Çöplüğü

A+A-

İnsan beyni Allah'ın yarattığı tam bir mucize derken, insan beyninin nasıl da çöplük olabildiğini görmek gerçekten çok üzücü. Peki nasıl bir mucize bu?

*

Beyin kullanıcısına bağlı bir mucizedir. Kendi kendine çalışmaz. Kendi kendine çalışması ciddi ve tehlikeli bir hastalıktır. Beynin nasıl çalıştığını bilmeyenler, beyninin çalışmasını kontrol edemeyenler kendi kendine çalışan beyinden çıkan bilgileri anlamaz veya yanlış anlarlar. Bu yüzden kendini mesih veya mehdi veya şıh zannedenler çıkar her toplumda… Ve yine aynı sebeple onlara kanan ve takip edenler de eksik olmaz.

*

Bu sorun nörolojiden ilahiyata uzanan geniş bir bilim alanının konusu. İşin bu tarafını bilim insanlarına bırakalım, kendimize bakalım.

*

Beyin, insanın kendini keşif yolculuğunda anladığı en son organ olmuş. İnsan, henüz beynin ne işe yaradığını anlamadığı çağlarda kalp ile düşündüğünü zannetmiş. Kalp ile düşündüğünü zannettiği için de düşünme üzerinde pek durmamış. Zan ve kabul ile yetinmiş. Kafatası içinde bulunan beyaz şeyi gereksiz görmüş uzun çağlar boyunca…

*

Ne zaman ki bazı insanlar beyni keşfetmiş, mucize de gerçekleşmiş. Beyin, insana kendisini anlatmış, insan da anlamış ve dünya değişmiş.

*

Beyin organını ilk keşfeden ve anlayan toplumlar yer yüzünü anlamada, kullanmada ve egemenlik kurmada daha başarılı olmuşlar. Zaman zaman bilek gücü karşısında gerilemiş olsalar da beyin gücü yeterli birikime ulaşınca, yeryüzündeki egemenliklerini yeniden kurmuşlar.

*

Beyni anlamayan toplumlar, anlayan toplumların anladıkları şeyleri anlattıkları zaman anlamamışlar ve anlamadıkları şeyleri reddetmiş, inkar etmiş hatta anlatanları dışlamış ve dahi tekfir etmişler. Anlamak için anlayış kapasitesini geliştirmeye çalışanlar gecikmeli de olsa anlayanlara katılmışlar. Atı alanlar hep birlikte Üsküdar’ı geçmişler… Üsküdar filan hikaye, burada konu daha büyük. Aklını kullananlar çağları geçmiş, aklını kullanmayanları geride, eski çağların şartlarında bırakmış, hatta kendisine hizmetçi etmiş.

*

Anlamayanlar için sorun yok, ne ileri gidenin farkında ne geride kaldığının farkında… En mutlusu onlar, sadece anladıkları şeylere, doğru mu yanlış mı diye sorgulamadan kanıyorlar. Kandıkları şeylerin doğruluğu üzerinde durmuyorlar, kendilerini mutlu hissettirmesi ile yetiniyorlar.

*

İşte bu tip beyinler, sorgulamadan kandıkları birbirine zıt onlarca, yüzlerce girdiyi, tüm çelişkilerine rağmen alıp kabul ettiği için çöplüğe dönüşüyor. Böyle beyinlerden fikir mikir çıkmıyor. Fikir zannettikleri şey çok başka bir şey. Değirmen taşlarını örnek vereyim; Taşlar arasında buğday yoksa un yerine, birbirini aşındıran taşların tozunu alırsın. O da beyazdır, un gibi görünür ama öldürür... Beyin de öyle, içine bilgi koymazsan çıkardığı şey fikir gibi görünür ama değildir.

*

Çelişkilere örnek vermek için yerim kalmadı ama Abdülhamid Han’ın, bilimsel eğitim vermek için kurduğu Dar-ül Fünun (üniversite) ‘da "felsefe" dersi okutmaya çalışırken, Abdülhamidçilik (!) yapanların felsefe derslerini dışlaması, o çelişkilerden sadece bir tanesidir... Çelişki dolu beyinler ile buradaki oyunu anlamak da zordur. İşin aslının anlayanlardan olmak duası ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.