1. YAZARLAR

  2. Rahime Kongur

  3. Çevre ve Şahsiyet
Rahime Kongur

Rahime Kongur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çevre ve Şahsiyet

A+A-

"İnsan, tabiatının ve mîzacının değil, kendisini saran muhîtin ve bu muhîtten kazandığı alışkanlıkların (ve kültürün) çocuğudur". İbnu Haldun

Küre-i arz seyyaresi, hayatın beşiği yani "Dünya" olabilmek için yedi kat atmosfer veya yedi kat sema ile çevrilmiştir. Bu katlardan birinin eksikliği ondaki hayat dengesini bozacaktır.

Ademoğlu da böyle. Sıradan bir canlı olmaktan çıkıp, belli bir dini, belli bir milliyeti, belli bir içtimaî mevkii ve belli bir adı olan "şahsiyet" olabilmek için, maddî - manevî pek çok muhitler, çevreler ve sargılarla kuşatılmıştır. Bu da onlarsız olmaz. Açıklayalım: İnsan özde ruhtur, ama bedensiz düşünebilir miyiz? Beden onun ilk sargısı, birinci muhîti değil midir!

Bu öz ve sargı samîmi ve hayatlar bir birlik ve terkîb arzederler: Birinin diğerine te'siri ve bağımlılığı vardır. Nitekim, elçilerin güzel yüzlü olması hususunda Rasûlullah'ın (aleyhisselam) gösterdiği titizliği, İslâm alimleri: "Çünkü yüz güzelliği ruh ve huy güzelliğine delildir" diye yorumlarlar. Ruh'a, birinci muhiti olan beden te'sîr ettiği gibi, ikinci muhit ve sargı olan elbise de tesir eder. Bundandır ki, abid'in bedeni kadar elbisesi de temiz olacak, İslâmî olacak. Fiilî-yatda da öyle değil mi? Her medeniyetin, her kültürün kendine has bir kıyafeti yok mu! Hatta aynı cemiyet içerisinde dindarların, fasıkların, kopuk takımlarının bile kıyafetleri farklıdır. Kıyafet, bir kısım değerleri koruduğu içindir ki, birçok cemiyetlerde kanun konusu bile olmuştur, korunmuştur.

***

Kur'an-ı Kerîm'de İslâmî kıyafetin ana hatlarını tespit eden ayetleri, hadis kitaplarında kitabu'l-libas adı ile müstakil bölümler teşkil edecek kadar çok sayıda gelen hadîsler tamamlar. Rasûlullah (aleyhisselam): (Kılık kıyafette) kim bir kavme benzerse onlardandır" buyurmak, veya saçı sakalı karışık olan bir kimseyi "şeytan"a benzetmek suretiyle "kıyafet muhîti'nin ruh üzerindeki tesirine dikkat çekmiş olmaktadır. Ruhumuzu, sadece "bedenî" ve "libasî" muhîtlerin nezahetiyle koruma altına almış olmuyoruz. Yaşadığımız mekanın da temiz olması gerekir. Pis mekanda ibadet yapılamaz, Rasûlullah (aleyhisselam) pis yerlerde rahmet meleklerinin bulunmayacağını ifade buyururlar. Mekan deyince, ilk önce, ömrümüzün çoğunun içinde geçtiği meskenlerimiz, evlerimiz akla gelir. Mesken, sükunet yani huzur bulunan yer demektir. Rasûlullah (aleyhisselam) meskenlerin "salih" olmasını tavsiye eder. Yani sükunet bulmaya salih, İslâmî hayatı yaşamaya salih, çocuklara İslâmî terbiyeyi vermeye, manevî değerleri korumaya vs. salih! Salahetin içine neler girmez ki! Her medeniyetin, her hayat nizamının meskeni, maddesiyle, planıyla, tezyinatiyle, tefrişatiyle farklıdır.

***

Meskendeki her bir unsur, içinde yaşayanın bir inancını, bir zevkini, bir hayat görüşünü aksettirir. Sözgelimi, üç kişilik bir aile için yeterli sayılacak bir evde, yedi - sekiz kişi yaşamak zorunda bırakılsa, pek çok sıkıntı ve huzursuzluklardan başka, mahremiyet duygusu, utanma duygusu, haremlik-selamlık tatbikatının koruduğu pek çok telakkiler, edebler, adablar kaybolup gidecektir. Nitekim, tarihten intikal eden her çeşit inanç ve an'aneyi yıkarak, yerine, kendi ideolojik sistemini yerleştirmek azminde olan Komünist Rusya, vatandaşlarını, son derece dar meskenlerde yaşatma siyasetini, ta bidayetten beri, hiç taviz vermeden, uygulamaktadır. Burada, ekonomik endişe değil, ideolojik hesap hakimdir. Mühendis ve mîmarlar muhitinde yaygın olan: "Meskenlerimizi biz inşa ettiğimizi zannederiz. Halbuki, bizi meskenlerimiz inşa etmektedir" sözü "mesken muhîtî'nin ruh'a, şahsiyete olan etkisini açıklar. Daha uzak bir muhît olan arkadaş muhîti'nin şahsiyete te'siri herkesçe bilinen bir husus. Rasûlullah'ın (aleyhisselam): "Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyle ise, her biriniz, dost edindiği kimselere dikkat etsin" hadîsleri ile Kur'an-ı Kerîm'in: "Mü'minler, mü'minlerden ayrılıp kafirleri dost edinmesin. Bunu her kim yaparsa, Allah'la ilişiği kesilmiş olur" (Al-i İmran 28) ayeti, başka söze hacet bırakmaz.

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar