Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çocukluk

A+A-

Şimdiki çocuklar mı şanssız, yoksa biz mi çok şanslıydık.

Yıl 1980/1995 çocuktuk yokluk vardı. Şu an benim çocuklarımın elinde olan imkan bende yoktu. Yılda üç ay açık kalan fuar açılacak diye aylar önceden gün sayar, ailelerimizle fuar giriş bilet gişelerinde sıra beklerken bile kalbimiz duracak gibi heyecan yaşardık.

Adımımızı içeri atar atmaz şırıl şırıl akan su sesi rengarenk yanan ışıkların farklılığı oldukça dikkatimizi çeker adeta bizi büyülerdi. Ortanca kardeşimle birlikte o rengarenk ışıkların altında, havuza ayağımızı sokar saatlerce ışıkların altından ayrılmazdık.

Fuarda babalarımıza yalvar yakar aldırdığımız dondurmaları yedikten sonra tadı damağımızdan aylarca gitmezdi. Hele lunaparka yaklaşınca heyecanımız iyice artardı.

Kaleciye penaltı, sigaraya halka atardık. Bazı yıllarda fuarı bir ay daha uzatırlardı mutluluktan ölecek gibi olurduk.

Milli bayramlar geliyor diye günler önceden sevinmeye başlar, bayram günü babalarımızın elinde önden önden stadyuma koşardık.

O stadyumda yediğimiz Macur pazarı gara fırınlarının Konya simidi tadına doyulmazdı.

Daha eski zamanlarda da Nalçacı da geçit töreni olur babamıza yalvara yalvara kendimizi bayramda geçit töreni izlemeye götürtürdük.

Şu an yıkımı gerçekleştirilen eski statta, buz gibi çelik gibi su, Macur pazarında naylon poşet, maydanoz, balık hali girişinde de tane ile limon satardık.

Kendi malımız olan elma sezonu geldiğinde ise ''sırısdat elmaaaaa''...

 Hala pazarcı arkadaşlarımla dostluk bağım sürmekte.

Yanı başımda gazlı içecek satan, şişeyi patlatır açarken mükemmel ses ahengi ile her seferinde coşardım. Epey şenlikli, geçerdi günlerim. Bunalım nedir ben hiç bilmedim.

Bende iz bırkanları, anlatmaya devam edeyim:

Aşık Veysel’in kasetini satan bir amca, bende de hala vardır o kaset. Ve pazarda eşya taşıyan arabacılar, bir ara bende yaptım arabacılık, sloganı aklımda hala: ''boş araba - değmesin yağlı boyaaa''.

Uçan balon satan çocukların balonları gökyüzünü kaplar gibi gelirdi, o zamanlar bana.

Yine termosta taşıdıkları dondurmayı satanlar, horozlu şeker satanlar... Namusuyla ekmeğinin peşinde, insanlar. Buradaki namus alın teri. Ya değilse şimdiki nesil gibi armut piş ağzıma düş değil.

Dini bayramların zamanını aylar önce saymaya başlardık. Ramazan bayramı elbise bayramı idi babamın, çünkü kurban bayramında kurban alacak. Ramazan bayramında aldığı elbiseyi kurbana kadar en fazla iki kere giyer kurbanda da aynı elbiseyi giyerdik.

Eskimesin diye ben giyemeden küçülen elbiselerim olurdu ve arkamdan gelen küçük kardeşlerime giydirilirdi. Bayramlık telaşı o gezmeler tozmalar ayrı zevkliydi.

Mahalle maçını gazozuna yapar akşama kadar annemin tabiriyle tepinirdik.

Hangi birini sayayım, hangi birini anlatayım, yaşadığım hangi güzelliği unutayım. O samimiyet, o tat, o tuz, o insanlık, o insanlık, o.. , o.., şimdi nerede...

Allah’a hamdolsun ki bizler o günleri görebildik, Allah’a şükürler olsun ki bizler o zamanları yaşayabildik. Şimdi ne oldu niye herkes samimiyetten uzak ve çocuklar neden mutsuz sorularının cevaplarını sanırım yukarıda anlattım.

Şu pandemi günlerinde dileğim, Allah hepimize önce sağlık versin. Sonra huzur sonra mutluluk. Namerde de, merde de muhtaç etmesin. Dünümüzü arıyoruz, yarınımızı aratmasın.

Gelecek yıllar, aylar, günler güzel olsun.

Saygılarımla

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.