1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çözümde Sudan Tecrübesi-1
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çözümde Sudan Tecrübesi-1

A+A-

Sudan, petrol zengini ama terör yüzünden zenginliğini halkına aktaramamış ve 2011 yılında yapılan bir referandum ile ikiye ayrılmış bir ülke. Güneyde Hıristiyanlar, Kuzeyde Müslümanlar. Petrol zenginliği tesadüfen(!) Güney’de kaldı.
*
Sudan’ı ikiye bölme referandumu yapılırken başkent Hartum’da idim. Her fırsatta konuştuğum Sudanlılar şöyle diyorlardı; 25 yıldan beri güneyliler ile kuzeyliler arasında bir savaş var, güneyli teröristler köylerimizi basıyor. Devletin askeri teröristleri öldürüyor, her iki taraftan da insanlar ölüyor. Ekonomimiz zayıfladı… Bunu fırsat bilen batılı malûm ülkeler ise “insan hakları adına” Sudan’a ambargolar uygulayarak, Sudan’ı köşeye sıkıştırıyor, petrol zengini ülke yokluk içinde yaşamaya mecbur bırakılıyor, her iki taraf da çektiği ıstırap için karşı tarafı suçluyor. Gelinen noktada, Güney Sudan’ı onlara bırakırsak, analar ağlamayacak, gözyaşları dinecek, barış ortamında ekonomimiz kalkınacak, savaşa harcanan para refahı artırmaya harcanacak, refah artacak, daha iyi bir Sudan olacak diyordu herkes, aynı kitabı okumuş gibi sanki…
*
İnsanlar buna inanmış şekilde konuşurken ben her seferinde farklı bir şok yaşadım, çünkü duyduklarım Türkiye’deki ile benzer şeyler… Sudan yerine Türkiye diyerek konuşulsa kimse aradaki farkı anlamaz. Anlaşılması gereken şudur; oyun aynı oyun, senaryo aynı senaryo, amaç aynı amaç, senarist aynı senarist, oyuncular farklı, coğrafya farklı sadece. Bir de Türkiye, Sudan kadar kolay bir lokma değil, akil adamlara da ihtiyaç var henüz referanduma hazır olmayan insanlarımızı ikna etmek için!
*
Bir insanın kendi ülkesini bölmek için oy kullanması inanılmaz geliyor, ama emperyalist güçlerin planlı, sabırlı ve uzun vadeli entrikaları bunu inanılır kılıyor. Çünkü insanlar detaylar içinde boğuşur ve boğulurken resmin tamamını göremiyorlar, tuzağı anlamıyorlar, ipi dışarıdaki medyanın, saatli bomba gibi kurulmuş sahte tarihçiler, alimler ve bilim adamlarının, satılmış siyasetçilerin ve pirincin içindeki beyaz taş misali halkın arasına sızmış ajanların gösterdiği yönde at gözlükleri ile bugünü ve geleceği değil geçmişi tartışıyorlar. Elbette tarihten ders almak gerekir ama bu tartışma öyle ders alma tartışması değil. Bugünü bile anlamaktan aciz insanların, geçmişte yaşanmış olaylar üzerinden tarihi şahsiyetleri suçlamak veya savunmak için kavga etmesi, bir birine kin beslemesi ve ters düştüğü kardeşine bile düşmanlık üretmesi ince ince işlenmiş oyunun asıl hedefi. Çünkü onlar kavgaya tutuştuğu zaman her ikisinin de kontrolü bize geçecek diyor İslam düşmanı emperyalist güçler, yani bizdeki ifade ile dış mihraklar.
*
Toplum okumak, araştırmak, sorgulamak ve düşünmek yerine kendine lider edindiği bazı kişilerin hikâyelerine kulak veriyor ve duyduklarını sorgusuz sualsiz doğru kabul ediyor. Bu insanlardan müzakere veya müşavere tarzında bir tartışma ortamı beklemek zor, onları en çok mutlu eden ve kendilerini işe yarar hissettiren şey kavgaya kadar giden münakaşa ortamlardır. Kendi dediğini dayatan, iki kişilik monolog şeklinde tartışmalarda fayda ne arar? Çünkü bu tip insanlar, lider belledikleri kişilerden duymadıkları yeni bilgileri tehlikeli buluyorlar ve fikren gelişmeye karşı direnç geliştirip kendilerini, kendilerinden başkasına kapatıyorlar.
*
Burada bitmiyor tabiî ki, yarın devam edelim inşallah..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.