1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Çözümde Sudan Tecrübesi-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çözümde Sudan Tecrübesi-2

A+A-

Emperyalist güçlerin en çok sevdiği tip bu insanlardan oluşan kapalı toplumlardır. Çünkü diyalog kapıları kapalı, sözünü ve fikrini dayatmaya meyilli, karşı fikirdeki insanlar ile her an kavgaya hazır bu kalabalıklar aynen küçük bir kıvılcımın kolayca tutuşturabileceği kurumuş otlar ya da kurumuş odunlar gibidirler... Bir küçük kıvılcım ile onlar birbirini yerken, ateşin acısını tadan insanlara soğuk su etkisi yapacak olan referandum ilaç gibi gelecek… Kırk katır mı, kırk satır mı misali.
*
Düşmanı başımıza gelen belalar için suçlamak, düşmanlık yaptı, zarar verdi, bizi birbirimize düşürdü diye suçlamak hiç de samimi bir davranış değil bence. Suçlanacak kişi veya taraf, düşmana düşmanlık yapma fırsatı veren kendimiz değil miyiz? İşte bu noktada içimizdeki cahiller, aramızdaki hainlerden daha tehlikeli olmaya başlıyorlar. Çünkü cahil kalabalıkların desteği olmadan hiçbir hain hedefine ulaşamaz.
*
Türkiye’nin jeo-politik konumu, bir “güç” olduğu kadar, içerdiği hassas “güç dengeleri” yüzünden, yönetilmesinin de son derece “güç” olduğunu göz ardı edemeyiz. Bulunduğumuz coğrafya, akupunktur noktası gibi, dünyayı yönetme ve yönlendirme amacında olan devletlerin bizim coğrafyamızda söz sahibi olma çabası bu yüzdendir. Sorunlarımızı kendi içimizde çözemezsek birilerinin çomak sokacağı, bu sorunları bizim aleyhimize geliştireceği ve çözüm için “akıl” vereceği, hassas bir coğrafyada olduğumuzu anlamalıyız. Biz saflarımızı sıkı tutarsak araya sızamayacaklarını bilen dış mihraklar, bizi birbirimizden uzaklaştıracak, bizi birbirimize düşürecek oyunlara çok güvenirler. “Biz” olmaya çalışmamızı engelleyerek, sağcı-solcu, sunî-alevi, Türk-Kürt, Türkçü-İslamcı, Osmanlıcı-Cumhuriyetçi, Atatürkçü-Vahdettinci gibi enva-i çeşit çözücü kavgaya girişmemiz tüm imkânlarını seferber ediyor, oyunlarını bunlar üzerine kuruyorlar.
*
Oyunun değişmez aşamalarından birisi olan milletin özgüvenine darbe vurmak, önceden kurgulanmış oyunu başlatma vuruşudur. Kimisi dini hikâyeler ile kimisi ilkel ırkçılık duyguları ile değer yargılarımızı değersizleştirmekte, tarihimizi çarpıtmakta, hainleri kahraman, kahramanları hain gibi gösterip, kurtuluş savaşımızı bile karalayacak kadar aşağılık senaryolar üretmekte, Cumhuriyet ve Atatürk üzerine yürütülen karalama ve itibarsızlaştırma çabaları ile istedikleri sonuca zemin hazırlamaktadırlar. Üzücü olan bu vatanın evlatları, ipi dışarıda olan bazı din adamı, tarihçi ve alim(!) görünümlü hainlerin dilinden dinlediği hikayelerin etkisi ile kendi özüne küsmekte hatta küfretmektedir. Öz değerlerine, tarihine küsen gençler tarihten alınan dersler ile kendisine verilen hedefleri takip etmek yerine düşmanın planladığı oyunlarda rol almaya başlarlar.
*
Bu oyunların panzehiri, aklımızı feraset ve sağduyu ile kullanıp, aynı fikirde olmamak karşı fikirde olmak anlamına gelmez, karşı fikirde olmak da düşman olmak değildir bilincine ulaşmaktır. Osmanlı da bizim, Vahdettin de, Cumhuriyet de bizim Atatürk de, birini övmek için diğerine sövmek gerekmiyor, biz sövdükçe asıl kimlerin planı yürüyor ve sövenler kime hizmet ediyor? Görmek için gözlerimizi açmamız gerekiyor.
*
Cahillerin desteğini alan hainlerin başarması demek kendi oyunumuzda başrolde olmak yerine, başkalarının oyununda figüran olmamız demektir. Sen-ben olarak değil biz olarak başrol alabiliriz. Aksi halde bir süre sonra bölgedeki oyuncular figüran bile olamayacak, kukla olarak kalacaklar bir kenarda.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.